DSP Genel Başkanı Türker: -"Biz şunu öneriyoruz; 28 Şubat sürecinin yanı sıra,esas aydınlatılması gereken o sürece damgasını vurmuşolan Susurluk kazasının boyutlarıyla toplum içindehesaplaşılması gerektiği yönündedir"

DSP Genel Başkanı Masum Türker, "Biz şunu öneriyoruz; 28 Şubat sürecinin yanı sıra, esas aydınlatılması gereken o sürece damgasını vurmuş

DSP Genel Başkanı Masum Türker, "Biz şunu öneriyoruz; 28 Şubat sürecinin yanı sıra, esas aydınlatılması gereken o sürece damgasını vurmuş olan Susurluk kazasının boyutlarıyla toplum içinde hesaplaşılması gerektiği yönündedir" dedi.

Türker, DSP İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin 2 gündemle yönetildiğini, birinin Türkiye'nin gerçek ve yarınlarını hazırlayan gündem olduğunu, medyaya taşınan ve özellikle medyayı meşgul eden, medyatik gündemin ise farklı olduğunu söyledi.

Reklam
Reklam

Medyatik gündemde, bugünlerde herkesin konuştuğu ve üzerinde durduğu 28 Şubat olduğunu, yaklaşık bir hafta önce de 12 Eylül ve bu konuda açılan davalar ile tartışmaların bulunduğunu belirterek, "Hem televizyonda hem de gazetelerde yer alıyordu. Ama asıl gündem, gözden uzak tutuluyor. Şu anda Türkiye'de asıl gündem bir taraftan ekonomi, diğer taraftan Türkiye'nin dış politikada içinde bulunduğu durum ve özelde Suriye-İran ilişkileridir" diye konuştu.

Türker, 28 Şubat ve 12 Eylül süreçlerinin sorgulanması gereken bir süreçler olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hepimiz biliyoruz ki Batı Çalışma Grubu raporlarında çıkan bir notta, bu operasyonun ardından, yani yaptıkları 28 Şubat operasyonunun ardından Refah Partisi'nin içinden bir parti çıkacağını ve bu partinin 2000'li yıllarda yüzde 34'e yakın bir oy alacağı ortaya çıkmıştır. Yani şu andaki mahkeme belgeleri arasında ibraz edilmiştir. 28 Şubat sürecinin bu düşünceyi daha pekiştirmek daha etkin hale getirmek amacına yönelik yapıldığı ortaya çıkmıştır. Bu konuda 28 Şubat sürecini bahane edip, diğer kesimlere de el atacakları yakın bir tarihte belli oluyor. Biz şunu öneriyoruz; 28 Şubat sürecinin yanı sıra esas aydınlatılması gereken o sürece damgasını vurmuş olan Susurluk kazasının boyutlarıyla toplum içinde hesaplaşılması gerektiği yönündedir. Bu konuya bulaşmış olan herkes benzer bir kamyon kazasıyla şu anda hayatta değildir. Yani arkadaşlarımız araştırırlarsa yalnız o Susurluk kazasını yapan aynı yöntemle ölmedi. Susurluk kazasını araştıran parlamenterlerin bile bir kısmı aynı yöntemle ölmüşlerdir. Benzer şekilde trafik kazasında ölmüşlerdir. Bu konu Türkiye'de derin bir ilişkinin varlığını ortaya koyuyor."

Reklam
Reklam

Türker, Türkiye'de adaletin artık işlemediğini öne sürerek, medyanın baskı altında olduğunu, medyanın kendi kendine otokontrol ve sansür uyguladığını iddia etti.

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: