"Bulaşık yıkayan makine kokar mı?" demeyin, en çok o kokuyor! Makinenin tabanındaki o süzgeci en son ne zaman çıkarıp yıkadınız? Tabakta kalan pirinç taneleri, çorba artıkları orada birikip çürüyor. Bir de o kapağın etrafındaki siyah lastiklerin arasını parmağınızla bir kontrol edin; nasıl bir çamur ve küf biriktiğine inanamayacaksınız.
Çöp poşetini her gün atmak yetmez. Plastik kovanın kendisi, poşetten sızan o suları adeta bir sünger gibi emer. Hele o kovanın kapağının iç tarafı! Poşeti değiştirirken kovayı çamaşır sulu veya sirkeli suyla bir güzel yıkamazsanız, o koku evden asla çıkmaz.
Buzdolabının arkasında, motorun hemen üstünde küçük bir plastik tepsi olduğunu biliyor muydunuz? Buzdolabının içindeki fazla su oraya akar ve motorun sıcaklığıyla buharlaşır. Ama zamanla o suya yemek suları ya da süt sızıntıları karışırsa, orası tam bir bakteri yuvasına döner. Buzdolabını biraz öne çekip o arkadaki tepsiyi temizleme vaktiniz gelmiş olabilir!
Çamaşırları yıkadıktan sonra kapağını hemen kapatıyorsanız geçmiş olsun! Makinenin o devasa lastik contasının kıvrımlarında su birikir ve bir süre sonra leş gibi küf kokmaya başlar. Aynı şey deterjan çekmecesinin arkası için de geçerli. O çekmeceyi yerinden çıkarın, arkasındaki o simsiyah küf tabakasını görünce şok olacaksınız.
Hani lavaboların üst kısmında su taşmasın diye küçük bir delik olur ya, işte o delik tam bir koku bombasıdır! Duş alırken, el yıkarken oraya kaçan sabun artıkları, saçlar ve kirler zamanla orada çürür. O deliğe karbonat döküp üzerine sıcak sirke dökmek şart!
Banyoyu ne kadar yıkarsanız yıkayın, duşakabinin o alt raylarında biriken sular ve şampuan kalıntıları bir süre sonra sinsi sinsi kokmaya başlar. Ulaşması zor diye es geçtiğimiz o daracık raylar, aslında banyonun o rutubetli kokusunun baş sorumlusudur.
Mutfak tezgahının altındaki o dolap genellikle deterjanların, patates-soğan kovalarının konduğu yerdir. Genelde karanlık ve nemli olduğu için, gider borularından sızan ufacık bir terleme bile orada berbat bir rutubet kokusu yapar.
Geceleri uyurken döktüğümüz terler, ölü deri hücreleri yavaş yavaş yatağın derinliklerine işler. Hele bir de kumaş yatak başlığınız varsa, odadaki tüm kokuyu içine çeker. Yatağınıza karbonat eleyip birkaç saat bekletip süpürmek, o ağır odayı anında hafifletir.
Çiçeklerinizi suladıktan sonra saksı tabağına sızan suları öylece bırakıyorsanız büyük bir hata yapıyorsunuz demektir. Topraktan süzülen o durgun su, günlerce tabakta bekledikçe hem sineklenmeye başlar hem de odaya çürük, bataklık benzeri ağır bir ot kokusu salar.
Banyodaki o küçük pervaneli havalandırmalar var ya, arkası toz ve nem yuvasıdır. Çalıştırdıkça içerideki havayı temizlemek yerine eski kokuları odaya geri verir. Aynı şey klimanızın filtreleri için de geçerli; temizlenmeyen filtre evde garip bir toz kokusu bırakır.