Sabah kahvesini günlük yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline getirenlere sevindirici haber! Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, düzenli kahve tüketiminin özellikle karaciğer sağlığı üzerindeki olası faydalarına dikkat çekiyor.
Gastroenterology dergisinde yayımlanan bir meta-analizde, günlük kahve tüketiminin iki fincan daha fazla olmasıyla karaciğer kanseri riskinin yüzde 43 daha düşük olması arasında ilişki bulundu. Araştırmanın sonuçları, kahve tüketiminin karaciğer kanseri açısından koruyucu bir etkiye sahip olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
Regional Cancer Care Associates bünyesinde görev yapan onkolog Dr. Avishek Kumar da yaptığı açıklamada, çeşitli araştırmaların kahve tüketimiyle özellikle karaciğer kanseri başta olmak üzere bazı kanser türlerinin daha düşük görülme riski arasında bağlantı olduğunu gösterdiğini belirtti. Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Araştırmalarda saptanan bu ilişki, kahvenin doğrudan kanseri önlediğini kanıtlamıyor.
Ayrıca yüzde 43'lük oran, herkesin günde iki fincan kahve içmesi halinde kanser riskinin aynı oranda azalacağı anlamına gelmiyor.
2021 yılında BMC Public Health dergisinde yayımlanan ve İngiltere'deki UK Biobank verilerine dayanan araştırmada, yaklaşık 495 bin kişinin sağlık bilgileri değerlendirildi. Araştırmaya göre kahve tüketen kişilerde, kahve içmeyenlere kıyasla kronik karaciğer hastalığı görülme riski yüzde 21 daha düşük bulundu.
Ayrıca kronik karaciğer hastalığı nedeniyle ölüm riski de kahve tüketenlerde yüzde 49 daha düşük olarak hesaplandı. Bu bulgular doğrudan karaciğer kanserine değil, kronik karaciğer hastalıklarına ilişkin sonuçları yansıtıyor.
2023 yılında International Journal of Molecular Sciences dergisinde yayımlanan bir derlemede ise kahve tüketimiyle kolorektal kanser, meme kanseri ve rahim iç zarı kanseri gibi bazı kanser türlerinin daha düşük görülme riski arasındaki olası ilişkiler ele alındı.
Bununla birlikte farklı kanser türlerine ilişkin kanıtların gücü aynı değil ve araştırmaların tamamı kesin bir koruyucu etki ortaya koymuyor.
Kahve, kafeinin yanı sıra çok sayıda doğal kimyasal bileşen içeriyor. Araştırmacılar, kahvede bulunan bazı bileşenlerin antioksidan özellikleri ve oksidatif stres üzerindeki olası etkileri nedeniyle sağlık açısından önemli olabileceğini değerlendiriyor. Oksidatif stres, vücuttaki hücrelere zarar verebilen süreçlerden biri olarak biliniyor.
Ancak kahvenin içindeki hangi bileşenlerin bu ilişkide daha etkili olduğu henüz kesin olarak açıklığa kavuşmuş değil. Dolayısıyla kahve tüketimiyle daha düşük kanser riski arasında bağlantı bulunması, kahvenin tek başına kanserden korunmak için yeterli olduğu anlamına gelmiyor.
Uzmanların üzerinde durduğu bir diğer konu ise kahvenin nasıl tüketildiği. Episcopal Health Services Radyasyon Onkolojisi Bölüm Başkanı Dr. Mark Ashamalla, sade kahve ile yüksek miktarda şeker, aromalı şurup, krema ve çeşitli tatlandırıcılar içeren kahvelerin beslenme açısından aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Özellikle her gün tüketilen yüksek şekerli içecekler, fazla kalori alımına ve zamanla kilo artışına katkıda bulunabiliyor. Obezite ve insülin direnci gibi metabolik sorunlar da bazı kanser türlerinin risk faktörleri arasında yer alıyor.
Dr. Kumar, tek bir şekerli kahvenin kansere neden olmayacağını ancak yüksek şeker içeren kahvelerin düzenli tüketilmesinin uzun vadede sağlıksız bir beslenme alışkanlığının parçası haline gelebileceğini ifade etti. Bu nedenle uzmanlar, günlük kahve tüketiminde eklenen şeker miktarının sınırlandırılmasını öneriyor.
Kahve tüketiminde yalnızca miktar ve içerik değil, içeceğin sıcaklığı da önem taşıyor. Dr. Ashamalla, çok sıcak içeceklerin düzenli tüketilmesinin yemek borusu kanseri riskini artırabileceğine dikkat çekti. Bunun nedeninin, yüksek sıcaklığın yemek borusunun iç yüzeyinde tekrarlayan ısı hasarına yol açabilmesi olduğu düşünülüyor.
Dünya Sağlık Örgütüne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı da 65 derecenin üzerindeki çok sıcak içeceklerin tüketimini, yemek borusu kanseri açısından muhtemel kanserojen olarak sınıflandırıyor. Bu nedenle kahveyi kaynar halde içmek yerine bir süre soğumasını beklemek daha uygun bir tercih olabilir.
Araştırmalar kahve tüketimiyle bazı olumlu sağlık sonuçları arasında ilişki bulsa da daha fazla kahve içmenin her zaman daha faydalı olduğu söylenemez. Kafeine duyarlılık, kişinin sağlık durumu, kullandığı ilaçlar ve uyku düzeni gibi faktörler tüketilebilecek kahve miktarını etkileyebilir.
Sağlıklı yetişkinlerin çoğu için günlük 400 miligrama kadar kafein alımı genellikle olumsuz etkilerle ilişkilendirilmese de bu miktar herkes için uygun olmayabilir.
Kanser riskini azaltmada sigaradan uzak durmak, alkol tüketimini sınırlamak, sağlıklı kiloyu korumak, hareketli yaşamak ve önerilen taramaları yaptırmak önemini koruyor.