Borsa İstanbul’da yükseliş, yabancı ilgisi, dezenflasyon süreci ve faiz indirimleri 2026’ya dair beklentileri güçlendiriyor. Piyasanın genel görünümünü, hisse senedi fonları ve özellikle IHP ile bankacılık temalı fonlara dair stratejiler yakından takip ediliyor. Yabancı girişlerinin hızlanması, faiz indirim beklentileri ve makro taraftaki iyileşme, hisse senedi piyasalarını yeniden odağa taşıyor.
YouTube yayınına katılan Dr. Alkım Biket ve Doruk Ozaner hisse senedi fonları ile ilgili değerlendirmede bulundu. Uzman isimler IIH ve IHP üzerine yoğunlaşarak kritik açıklamalar yaptı.
Biket, piyasa ile ilgili şu yorumda bulundu:
“Endeks fonlarına ya da endekse bayağı ciddi bir alış geliyor ki yabancıya da baktığımız zaman yabancının da alışları bayağı fark edilir derecede artmaya başladı. Hem tahvil tarafında hem de borsa tarafında artıyor. 2026 ile ilgili bizim ana beklentimiz aslında dezenflasyon sürecinin sürmesi. Biraz faiz indirimlerinin devam edilmesi. Belki hani bir sonraki faiz indiriminde bir kuple daha yüksek olmasını bekleyebiliriz. 100 baz puan bir faiz indirimi de Merkez Bankası'nın taahhüdünü yerine getirdiğini, en azından para politikasını uygulamayı taahhüt ettiği gibi uyguladığının bir göstergesi. Zaten dün bir satış geldikten sonra arkasından bugün tekrar bir alış gördük piyasada. Bu da açıkçası yatırımcılar tarafından piyasaya olan güveni gösteriyor. Biz de yine işte 2026'da fail indiriminin devam etmesini, sene sonunu yüzde 25'e yakın, oranla kapamamızı bekliyoruz”
2026’nın TL varlıklarında daha kuvvetli olmasını beklediklerini kaydeden Biket, “Bankaların bir az daha pozitif fiyatlanacağına dair beklentimiz var. Savunma sanayi de orayı destekleyecektir. Emlak tarafı, GYO tarafı da düşen faizlerin etkisiyle biraz pozitif etkileneceğini beklediğimiz sektörler içinde yer alıyor. Dolayısıyla tabii ki dış dünyanın da yarattığı bir pozitif etkinin geleceğini bekliyoruz” dedi.
Biket, sözlerini şu şekilde devam ettirdi:
“Ama tabii ki bu işler sadece faizle olmayacak. Bu işte hisse de şart. Biz hala hisselerin ucuz olduğunu düşünüyoruz. Hani genel borsanın FK'sının hala iyi seviyelerde olduğunu ve %60'a yakın bir iskontolu fiyatlandığını düşünüyoruz. Biraz fazla pozitif davrandığımın farkındayım ama öyle değil. Bir savaş gerginliği var. Hani savaş da olsa o artık bunun fiyatlanması bizim tarafımızda daha böyle hafif oluyor. Belki hava yolu tarafında bir hikaye yaratılabilir. Çünkü o çok geride kaldı. Hani havacılık tarafı birazcık belki hareketlenebilir. Ama gözlemimiz banka”
Ozaner ise piyasa ile ilgili değerlendirmelerini şu sözlerle yaptı:
“Türkiye piyasası gerçekten yurt dışına göre çok ucuz fiyatlanıyor ve bu sene ciddi kar büyümesiyle ve enflasyon muhasebesi etkisinin azalıp gerçek rakamların ortaya çıkmasıyla bu aradaki farkı diğer borsalara göre kapatacağını düşünmekteyim. Dolayısıyla Türkiye Borsası bence bu sene hani global yatırımcıların da odağında olacak bir yatırım aracı olacaktır. Bu geldiğimiz seviyeler hala yani sene başından beri ciddi bir prim yapsak da bana kalırsa hala ciddi bir upsayt var. Geçen sene böyle bizim gibi analistlerin ve portföy yöneticilerinin kafasını karıştıran en önemli konu enflasyon muhasebesi etkileriydi”
Türkiye’nin 2026 hikayesinin nasıl olacağına dair bir değerlendirmede bulunan Ozaner, şunları söyledi:
“Fakat bu sene enflasyon düşmeye devam ettikçe bu tarz etkilerin de şirket bilançolarında olan negatif etkilerin azaldığını görüp gerçek rakamlara daha rahat karşılaştırabilir duruma gelince hangi şirketlerin daha iyi potansiyeli olduğunu çok daha iyi anlayacağız açıkçası. Bana kalırsa yurt dışı borsalar çok Amerikan piyasaları ve hani orada da bakıyorum çok ciddi. Trump kaynaklı iç karışıklıklar var. Türkiye'nin hikayesi bence bu sene şu olabilir: Makro politikalardaki düzelme ve doğru politikalarla beraber düşen enflasyon, düşecek olan faiz ve karışı, şirketlerdeki karışı olabilir ve tabii ki bunun akabinde düşük fiyatlama olabilir. Dolayısıyla bence geçen sene faize dayalı enstrümanlar, özellikle para piyasası fonları ve mevduat gibi enstrümanlar ön plandayken bu sene hisse senedi ağırlığı bence kesinlikle artırılmalı diye düşünüyorum”
IHP ile ilgili değerlendirmelerini anlatan Ozaner, cümlelerini şu şekilde devam ettirdi:
“Hisse senedi yoğun fon. Dolayısıyla sıfır stopajlı bir fon. Fakat serbest statüsünde. Bu fon yaklaşık bir seneyi biraz geçti galiba. Yani yeni bir oldukça yeni bir fon sayılır. Bu fonun aktif yönetimini ben yapıyorum açıkçası. Bu sene buradaki stratejim, şu ana kadar yani işte hocamın başından beri, hisse senedi oranını yüzde 95'in üzerinde tutmak ve yani yüzde 90'ın üzerinde yoğun bir şekilde tutmak ve bir şekilde kendi beğendiğim ve finansalların iyi geleceğini düşündüğüm, şirketlerde ve sektörlerde pozisyonumu yüksek tutmak üzerine kurulu bir fon. Yüksek riskli statüde değerlendirilebilecek bir fon. Yani fırsat gördüğümüzde belli sektörlerde ve belli şirketlerde yüksek pozisyon alabiliriz ve aynı şekilde açığa satış da yapabiliriz. Hani değerinin üzerinde işlem gören şirketlerde. Dolayısıyla son derece aktif, dinamik yönetilen ve hareket kabiliyeti çok yüksek bir fon”
IIH’ın daha değer odaklı bir fon olduğunu belirten Biket, “Konu alıp yıllarca bir hisse senedini beklemek gibi düşünebilirsiniz. Tabii yıllarca derken çok da abartmak istemiyorum. Dönem içindeki değişikliklere göre kendini yenilemeyi de her zaman becermiştir. IIH’nın içindeki banka ağırlığı onu bugüne kadar aslında çok kuvvetli tuttu. Dolayısıyla biz bankacılık tarafına IIH’nın içinde oldukça dikkat ediyoruz diyelim. Şu anda mesela endeksin bankacılık ağırlığı %16 iken IIH’ın içindeki bankacılık ağırlığı %18. Hani banka tarafında biraz daha orada alfa yaratma odaklı ilerliyor. Ya da işte holdinglerde biraz daha endeksten alt tarafta ilerliyoruz. İşte kimya tarafında endekste hemen hemen kafa ilerliyoruz. İşte metal eşya tarafında endeksin biraz üzerinde ilerliyoruz. Perakende ticaret tarafında endeksten biraz daha fazla pozisyon alıyoruz. Açıkçası burada yapmaya çalıştığımız şey IIH tarafında endeksi takip edip ama endeksten daha iyi bir getiri sağlama avantajı”
Yeni bir fon çıkardıklarını da belirten Biket, yeni fon ile ilgili şu cümleleri kurdu:
“Bankacılık sektörü, hisse senedi serbest fonu. Hisse senedi olmasından dolayı %80 banka taşıması lazım ve tematik olarak da banka sektörüne yatırım yapması lazım. Ve serbest olduğu için de X bank kadar radikal olmak zorunda değil. Dolayısıyla biz biraz daha hareket eden, biraz daha bankacılık sektörünün gerçeklerine ve o anki faiz politikasına göre doğru hareketleri yapabileceğimiz bir yapıyla ilerlemek istedik. Bu da bizi BNH'a getirdi”
Kendi aldığı fonları içinde en büyük ağırlığın BNH’a ait olduğunu kaydeden Biket, “BNH'ın içinde şu anda 5 tane banka var. Kamu bankaları da alıyoruz yeri geldiği zaman ve sektörün ihtiyacına göre de orayı yönlendiriyoruz. İşte bir Merkez Bankası faiz indirim politikası varsa o faiz indirim haberinin en fazla etkileneceğini düşündüğümüz bankaları faiz indiriminden önce biraz daha yüksek oranda alıyoruz. O yüzden bu bir endeks fonu değil. Bir banka endeks fonu değil. Bu istediği bankaya istediği oranda yatırım yapabilecek serbestlikte olan bir fon” sözlerini kullandı.