Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yeni küresel raporu, iş yerlerindeki psikososyal riskleri ortaya koydu. Giderek büyüyen psikososyal risklerin çalışan sağlığı ve dünya ekonomisi üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekildi.
Türkiye Gazetesi'ndeki yazısı ILO'nun raporunu değerlendiren SGK Başuzmanı İsa Karakaş "ILO Alarmı: Her yıl 840 bin can, 45 milyon sağlıklı yıl ve küresel GSYİH’nin %1,37’si görünmez düşman psikososyal riskler yüzünden yok oluyor" ifadelerini kullandı.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yeni küresel raporunun, iş yerindeki 'görünmez düşman' olan psikososyal riskleri açıkça ortaya koyduğunu belirten Karakaş, bunların; işin tasarımı, yönetimi ve kurallarından doğan stres, baskı, yalnızlık ve tükenmişlik hâlleri olduğunu vurguladı.
Karakaş "Raporun özü tek cümlede: 'Sağlıklı işçi olmadan sağlıklı ekonomi olmaz' Rakamlar kan donduruyor. ILO ilk kez hesapladı: Psikososyal faktörler her yıl 840 binden fazla işçinin ölümüne yol açıyor" dedi.
Karakaş "Kalp-damar hastalıkları ve ruh sağlığı bozuklukları yüzünden 45 milyon engellilikle düzeltilmiş hayat yılı kaybediliyor. Bu kayıp, dünya ekonomisine yılda %1,37 GSYİH’ye mal oluyor. Bir deyişle: “Çalışan hasta olursa fabrika da hasta olur.” En büyük suçlulardan biri “uzun süreli mesai.” Dünyada işçilerin %35’i haftada 48 saatten fazla çalışıyor. Bu, kalp krizi ve inme riskini doğrudan artırıyor" ifadelerini kullandı.
"Bir diğer bela ise şiddet ve taciz" diyen Karakaş ILO’ya göre işçilerin %23’ü hayatında en az bir kez şiddet veya tacize uğradığını, psikolojik şiddetin ise yüzde 18 ile başı çektiğini vurguladı. Karakaş "'Zorbalık, bıçaktan daha derin yaralar açar' derler; işte o yaralar" dedi.
Devamında Karakaş "Veri eksikliği de cabası. ILO 2025’te 111 kurumda anket yaptı. Yalnızca %37’si (41 kurum) önümüzdeki 5 yıl içinde psikososyal risk ve ruh sağlığı istatistiklerini güçlendirme planı yapmış. Sınır ötesi anlaşmaların ise sadece %18’i ruh sağlığını açıkça ele alıyor. 338 anlaşmadan sadece 61’i bu konuya değiniyor. Sosyal diyalog da hâlâ 'kulak arkası' ediliyor" ifadelerini kullandı.
İşin kendisinin, yönetiminin ve genel kurallarının yani görevlerin anlamının, iş yükünün, özerkliğin, liderliğin, çalışma saatlerinin, dijital takibin, performans baskısının birbiriyle iç içe olduğunu vurgulayan Karakaş, dijitalleşme, yapay zekâ, platform işi, uzaktan çalışma gibi yeni trendlerin hem fırsat hem tuzak olduğunu belirtti. Karakaş devamında şu ifadeleri kullandı:
"'Teknoloji insanı özgürleştirir' denir ama bazen de 'gözetim hapishanesine' dönüştürüyor. Rapor, sorunu 3 basit düzeyde ele alıyor. Kolay anlaşılır, uygulanabilir:
İŞİN KENDİSİ: Görevler anlamlı mı? Beceriye uygun mu? Kaynak var mı?
İŞİN YÖNETİMİ: Rol net mi? İş yükü dengeli mi? Lider destekliyor mu?
KURUMSAL KURALLAR: Çalışma saatleri, performans sistemi, şiddet önleme prosedürleri, katılım mekanizmaları…
Bu üçü bir arada yönetilmezse tehlike büyür. 'Bir binanın temeli çürükse üst katlar da yıkılır' misali"
Dünyada neler yapıldığına da işaret eden Karakaş yazısında şu ifadeleri kullandı:
"ILO standartları güçlü bir temel sunuyor. Özellikle 2019 Şiddet ve Taciz Sözleşmesi (No. 190) ilk kez psikososyal riskleri açıkça adlandırıyor. Ulusal yasalar yavaş yavaş 'sadece ruh sağlığını koru' mantığından 'riskleri önle' mantığına kayıyor.
Risk değerlendirmesi, önleyici tedbir, işçi katılımı… Bunlar artık mevzuatta yer alıyor. Fakat uygulama hâlâ topal: Kanıt bulmak zor, küçük işletmelerde kapasite yetersiz. İş müfettişlikleri de değişiyor. Geleneksel 'ceza' yaklaşımı yerine rehberlik ve risk odaklı denetim öne çıkıyor. Farkındalık kampanyaları, gönüllü standartlar, sektör rehberleri devreye giriyor. Toplu sözleşmelerde ise 2010’lardan beri artış var: Stres, iş-yaşam dengesi, dijitalleşme konuları konuşuluyor. İş yerinde somut çözüm: ILO-OSH 2001 Kılavuzu. Rapor, bu kılavuzu pusula olarak gösteriyor. 4 basit adım:
Öncelik her zaman örgütsel ve kolektif tedbirlerde: İş yükünü azalt, rolleri netleştir, liderliği eğit, katılımı artır. Bireysel destek (danışmanlık gibi) tamamlayıcıdır ama asla yerine geçmez. “Kökü kurutmadan dalı budamak fayda etmez.” Rapor örnekler veriyor: İş tasarımı yeniden ele alınsın, denetim destekleyici olsun, dijital izleme adil olsun, şiddet prosedürleri hızlı işlesin. Periyodik gözden geçirme şart. 'Değişen dünyaya göre ayar yapmayan gemiler batar.' İleriye giden 3 yol
'Emek kutsaldır' sözünün boşuna söylenmediğini vurgulayan Karakaş, "İşçinin huzuru bozulursa ne üretim kalır ne verim ne de refah. Psikososyal riskler artık 'kişisel mesele' değildir; ulusal güvenlik, ekonomik istikrar ve insan onuru meselesidir" dedi.
Devamında Karakaş "Bugünden itibaren artık her iş yerinde 3 soruyu soralım: 'Bu iş anlamlı mı? Bu yönetim destekleyici mi? Bu kurallar adil mi?' Cevap 'evet' olana kadar durmayalım. Çünkü Sağlıklı çalışan=Güçlü Türkiye=Huzurlu yarınlar…" ifadelerini kullandı.
Karakaş kaynak olarak ise şu notu düştü: "ILO’nun 28 Nisan 2026 tarihli “Psikososyal Çalışma Ortamı: Küresel Gelişmeler ve Eylem Yolları” başlıklı raporuna dayanarak kaleme aldığım bu yazı umarım bir farkındalık oluşturur. Kaynak: (ILO), Cenevre, 2026. (CC BY 4.0)"