Uzmanlara göre saç sağlığını desteklemek için takviyelere yönelmeden önce saç dökülmesinin altında yatan nedenin belirlenmesi gerekiyor.
D vitamini, kemik sağlığının yanı sıra saç köklerinin işleyişinde de rol oynuyor. Araştırmalar, saç dökülmesinin bazı türlerini yaşayan kadınlarda D vitamini seviyelerinin daha düşük olabildiğini gösteriyor.
Beslenme uzmanı Amy Burgess, 2021 yılında yapılan bir araştırmada, saçların normalden fazla dökülmesine neden olan telogen effluvium rahatsızlığı bulunan hastaların yüzde 82,5'inde D vitamini takviyesi sonrasında iyileşme görüldüğünü aktarıyor.
Bununla birlikte D vitamininin bütün saç dökülmesi türlerinde etkili olduğunu gösteren yeterli ve tutarlı kanıt bulunmuyor. Saç sağlığı uzmanı Samantha Stewart da D vitamini eksikliğinin giderilmesinin fayda sağlayabileceğini, ancak vitamin seviyesi zaten normal olan kişilerde fazladan takviye almanın saç uzamasını hızlandırmasının beklenmediğini belirtiyor.
İngiltere'de yetişkinlere sonbahar ve kış aylarında günlük 10 mikrogram, yani 400 IU D vitamini almayı değerlendirmeleri öneriliyor. Takviye ihtiyacı kişinin sağlık durumuna ve mevcut vitamin seviyesine göre değişebiliyor.
Saç fırçasında veya duş giderinde normalden fazla saç birikmesi, demir eksikliğinin işaretlerinden biri olabiliyor.
Demir, kırmızı kan hücrelerinin vücutta oksijen taşımasına yardımcı oluyor. Bu mineralin eksikliği, saç köklerinin ihtiyaç duyduğu oksijenin taşınmasını etkileyerek saç dökülmesine katkıda bulunabiliyor.
Özellikle yoğun adet gören veya kısıtlayıcı diyetler uygulayan kadınlarda demir depolarının azalması riski daha yüksek. Üstelik demir depoları, kansızlık ortaya çıkmadan önce de düşebiliyor.
Beslenme uzmanı Amy Burgess, demir eksikliğinin saç incelmesinin yaygın nedenlerinden biri olduğunu ve tedavi edilmediğinde saç dökülmesine yol açabileceğini ifade ediyor.
2022 yılında yayımlanan, 10 binden fazla kişinin katıldığı 36 araştırmayı inceleyen bir sistematik derleme ve meta-analiz de saç dökülmesi yaşayan kadınların demir depolarının, saç dökülmesi yaşamayan kadınlara kıyasla belirgin şekilde daha düşük olduğunu ortaya koydu.