Gelin sözü fazla uzatmadan, para yönetimini kolaylaştıran pratik tüyolara geçelim:
Ayın genellikle son haftalarında yaşanan finansal dengesizliğin temel nedeni bütçe planlamasındak eksikliktir. Maaş günü gelen finansal rahatlama, anlık ve kontrolsüz harcamalar sebebiyle kısa sürer. Ayın geri kalanına ise olumlu yansımaz. Oysa finansal hayatta bütçe dengesi sağlamak için harcamaların hafta hafta takip edilmesi şarttır. Bu sistem, bütçenin somut ve kontrol edilebilir bir yapıya dönüşmesini sağlar. Ayrıca her hafta, en çok harcamanın neye yapıldığını anlama şansı sunarak ayın geri kalanını planlamaya yardımcı olur.
Otomatik ödemeler, fatura ödeme gibi durumlarda işleri otomatikleştirerek ciddi verim sunar. Bu sistem sayesinde faturalar zamanında ödenir ve istenmeyen cezai yaptırımları önlemek kolaylaşır. Ancak otomatik ödemeler, aynı zamanda kullanılmayan birçok üyelik ve servisi de kapsar. Ufak da olsa her ay toplam bütçeden çalan bu ödemeler, ekonomide gereksiz yük oluşturur. Bu nedenle otomatik ödemeleri birkaç ayda bir kontrol etmek, sessiz giderleri önlemenin en temel yoludur.
Birikim yapmak için büyük tutarlara gerek olduğu sanılır ancak esas önemli olan birikim alışkanlığı kazanmaktır. Bunun için ise en ufak meblağlar bile geçerlidir. Örneğin; her ay maaş yatar yatmaz bir kısmını birikim hesabına aktarmak, psikolojik açıdan büyük fark yaratır. Benzer şekilde her ödeme sonunda kalan küsuratı birikim olarak değerlendirmek de bu alışkanlığı kazanmanın en kolay yollarından biridir. Üstelik birkaç ay sonra yüksek seviyeye ulaşabilir.
Aylık bütçedeki en riskli konulardan biri günlük harcamalardır. Su, kahve, çay gibi ufak tefek şeylere yapılan bu harcamalar doğru kontrol edilmezse aylık bütçede ciddi açığa neden olur. Küçük miktar olduğundan harcaması daha kolay görünen bu tür giderleri topluca görmek, durumu kontrol altına almada kritiktir. Bu farkındalık sayesinde hem küçük harcamaları sınırlandırmak kolaylaşır hem de günlük eylemlerde belirgin bir davranış bilinci oluşur.
Aylık bütçe dengesi, hastane ve araç bakımı gibi beklenmeyen masraflar sebebiyle bozulabilir. Plansız giderler sebebiyle dağılan dengeleri toparlamak ise sonradan büyük bir yüke dönüşebilir. Bu tür durumlara hazırlıklı olmak için geniş acil durum fonlarına gerek yoktur. Her ay küçük ama düzenli miktarda yapılan ufak birikimler, ani giderler için harikadır. Kenarda her ihtimale karşı bir miktar para bulundurmak, ani harcamaların yaratacağı stresi ve yanlış karar alımlarını önleyebilir.
Ani alışveriş kararları, sıklıkla indirim ve kampanya dönemlerinde verilir. Ancak çoğu zaman bu indirimlerin hiçbiri sanıldığı kadar avantajlı değildir. Temel bir pazarlama stratejisi olan kampanyalara aldanmadan önce alışverişin niteliğine odaklanmak gerekir. Bu noktada ise ihtiyaçlar ile gerçek gereksinimleri ayırmak önem taşır. Alışveriş kararlarının pişmanlıkla sonuçlanmaması için kendine 24 saat zaman tanımak oldukça etkili bir adımdır. Çünkü bu zaman zarfında harcamanın gerçekten gerekli olup olmadığı daha net anlaşılır ve gereksiz alışveriş önlenir.
Toplam bütçenin sadece ay başında değil, ay ortasında da değerlendirilmesi gerekir. Geri kalan günlerin planlanmasını kolaylaştıran bu yöntem, harcamalara denge getirmeye yardımcıdır. Özellikle haftalık bütçe kontrolünün yapılamadığı durumlarda, ay ortası kontrolleri ile gereksiz giderleri ortadan kaldırmak mümkün olur. Üstelik bu sayede gözden kaçan ödemeler de zamanında tespit edilebilir.
Belirli dönemlerde haneye giren ek gelir, prim ödemesi veya zam artışı, doğru yönetilmezse beklenen finansal rahatlamayı getirmeyebilir. Bu noktada en sık yapılan hata, gelir artışını birikime değil harcamalara yönlendirmektir. Oysa finansal sağlık, birikimlerin artması ve gelir-gider dengesinin sağlanması ile iyileştirilir. Dolayısıyla uzun vadede daha sürdürülebilir bir rahatlama sağlamak için gelir artışının büyük kısmını birikimlere ayırmak, küçük bölümünü harcamalara yönlendirmek daha mantıklıdır.