Türkiye’nin üç fitocoğrafik bölgesinden ikisinin sınırlarında yer alan ve zengin florasıyla öne çıkan Gümüşhane’de 2026 yılı bal sağım sezonu sona erdi.
Doğu Karadeniz Bölgesi'nde güneşli gün sayısı en fazla olan illerin başında gelen, temiz su kaynakları ve kirlenmemiş doğasıyla organik bir üretim merkezi niteliği taşıyan kentte, kovanlardan alınan son petekler süzme aşamasına getirildi.
Gümüşhane’nin Alemdar köyü başta olmak üzere yüksek rakımlı yaylalarda 25 yıldır gezginci arıcılık yapan Selim Lötek ve kardeşi Raci Lötek, sezonun son balını peteklerden süzerek teneke ve kavanozlara doldurdu.
Çocukluk yıllarında başladığı arıcılık faaliyetini profesyonel boyuta taşıdığını belirten 40 yaşındaki Selim Lötek, süreç hakkında bilgi verdi. Lötek, "25 yıldır bu işi yapmaktayım. Gümüşhane Alemdar köyünde, bitki örtüsü zengin bir yerde arıcılığı sürdürüyoruz. Ayak işinden başladık; getir götür, çerçeve çak, mum getir, mum yap derken bu işin içinde bulduk kendimizi. Son 10 yılı aşkın süredir de profesyonel olarak gezginci arıcılık yapıyoruz." dedi.
Arıcılığın yalnızca bal üretimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkati çeken Lötek; polen, propolis ve arı sütünün tanıtılması için de çaba harcadıklarını ifade etti.
Gezginci arıcılığın yüksek fiziki güç gerektirdiğini aktaran Lötek kovanların yüklenmesi ve nakliyesi sırasında zorlandıklarını, ancak kendi işlerini yapmanın tüm meşakkatlere değdiğini belirtti.
Yıllık çalışma takvimlerini aktaran Raci Lötek, kolonileri kışlatmak amacıyla ekim ayında Antalya’nın Kemer ilçesine götürdüklerini söyledi. Mayısta yeniden Gümüşhane yaylalarına döndüklerini belirten Lötek, "Kemer’deki çalışmalarda kolonilerin gelişmesini hedefledik. Temmuz ve ağustos aylarını bal üretim dönemi olarak değerlendirdik, ağustos sonunda ise bal hasadına başladık." açıklamasında bulundu.
Selim Lötek ise şubat ayının ilk haftasından itibaren kolonilerin gelişimini ve ana arının durumunu yakından takip ettiklerini kaydetti.
2026 yılı üretim miktarlarını geçmiş yıllarla kıyaslayan Raci Lötek, rekoltede ciddi kayıplar yaşandığını vurguladı. Gümüşhane ve çevresinde verimin yüzde 40 ila 50 civarında düştüğünü belirten Lötek, bölgedeki kekik ve geven gibi bitkilerin balın aroması açısından belirleyici olduğunu dile getirdi.
Tağşişli ürünlerin piyasadaki etkilerine değinen Raci Lötek, "Piyasada bulunan ucuz ballar, bizim gibi Gümüşhane’deki diğer arıcıları da olumsuz etkiliyor. Ürettiğimiz balı istediğimiz fiyata satamıyoruz. Bu durumdan şikâyetçiyiz." değerlendirmesinde bulundu. Gençlere de çağrıda bulunan Lötek, arıcılığın geleceği olan bir meslek olarak görülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Gümüşhane Arıcılar Birliği Başkanı Doç. Dr. Kurtuluş Merdan ise kentteki arıcılık verilerini ve yaşanan rekolte kaybını değerlendirdi. İl genelinde birliğe kayıtlı 440 üye ve 32 bin civarında kovan bulunduğunu bildiren Doç. Dr. Merdan, "Gümüşhane'de bu yıl arıcılık sektörü açısından bal rekoltesinde geçmiş yıllara göre büyük bir düşüş yaşandı. Bunda iklim şartları ve yağışların olumsuz etkileri oldu. Bölgesel bazda bazı yerlerde düşüş yüzde 40-50 seviyelerindeyken, bazı yörelerimizde yüzde 90'lara hatta yüzde 100'lere kadar ulaştı" ifadelerini kullandı.
Gümüşhane'nin geven, kekik, ballıbaba ve akasya gibi flora çeşitliliğiyle gezginci arıcılar için önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Merdan; Trabzon, Giresun ve Ordu gibi çevre illerden gelen arıcıların da bölgeyi yoğun şekilde tercih ettiğini aktardı.
Piyasadaki sahte bal tehlikesine karşı uyarılarda bulunan Doç. Dr. Kurtuluş Merdan, şunları kaydetti: "Piyasada düşük fiyatlı ve tüketiciyi aldatıcı nitelikte çok sayıda bal bulunuyor. Gerçek balın ortaya çıkışı büyük bir emek ve maliyet gerektirir. Piyasada tağşişli, yani sahte olabilecek çok sayıda bal var. Tüketicilerimiz öncelikle tanıdık, bildik üreticilere yönelmeli; analizi yapılmış, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanmış ürünleri tercih etmelidir."
Gençlerin arıcılık sektörüne ilgisizliğinden de yakınan Doç. Dr. Merdan, birliğe kayıtlı üyelerde yaş ortalamasının 45’in üzerine çıktığını söyledi. Genç üreticilerin teşvik edilmesi, devlet destekli eğitimlerin artırılması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Merdan, arı zehri, propolis ve ana arı üretiminin yüksek gelir potansiyeli taşıdığına dikkat çekti.
Merdan son olarak, doğanın ve arıcılık alanlarının korunması adına vahşi madencilik faaliyetlerine karşı çevre tedbirlerinin acilen alınması gerektiğini belirtti.