Bozdoğan’ın Haydere, Amasya ve Alamut köylerine gerçekleştirilen ziyaretlerde Tezcan’a CHP Aydın İl Başkanı Barkan Kalınomuz, CHP İl Yöneticileri, Bozdoğan Belediye Başkanı Salim Tümer Apaydın, CHP Bozdoğan İlçe Başkanı Hikmet Saatçi, CHP Nazilli İlçe Başkanı Cavit Yenipazarlı, İl Genel Meclisi Üyeleri de eşlik etti.
İlk olarak TBMM’de yeni biten bütçe görüşmelerine değinen Tezcan “Başbakan, ‘bu sene bütçede çiftçiye 9 milyon TL ayırdık, çiftçinin durumu gayet iyidir. 9 milyon TL para ile çiftçinin mahsulü para edecek, zenginleşecek, gelecek sene de çocuğunu da evlendirecek’ diyor. Maliye Bakanı da Mecliste utanmadan milletin yüzene baka baka, ‘Türkiye’deki emeklilerin durumu İngiltere’dekilerden daha iyi’ diyor. Sesini çıkaran birisi olunca da, ya biber gazı sıkılıyor İçişleri Bakanı’nın talimatı ile ya da plastik mermi ile üniversite öğrencileri hastanelik ediliyor. İşte böyle bir Türkiye var” dedi.
Ergenekon davası ile tutuklu milletvekilleri hakkında da hükümeti sert bir dille eleştiren Tezcan bu konudaki görüşlerini şu şekilde ifade etti. “Başbakan, ‘Türkiye’de insanlar millet huzur ve rahat içerisinde yaşıyor’ diyor. Bunların hepsi masal bunlara inanmayın. Gazeteciler eleştiri yöneltince, adı Ergenekoncu oluyor. Ne olduğu belirsiz Ergenekon davası çıktı ortaya. Genel Kurmay Başkanı, Ergenekon terör örgütü davasında sanık durumda. 33 tane askeri şehit eden Şemdin Sakık tanık, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ise gizli tanık. Bunları şahit yapıyorlar. Öcalan’ı yakalayıp Türkiye’ye getirilen komutan ise sanık durumda. Türk ordusunu Silivri’de esir almış, bir Türkiye yarattılar. 8 tane milletvekili tutuklu, 3 tanesi Silivri’de bulunuyor. 2 tanesi CHP’li, bir tanesi MHP’li. 5 tanesi bağımsız milletvekili var. Millet seçip Meclis’e göndermiş. Milletin iradesi ile Mecliste milletvekilliği yapması gerekirken, tutuklu. Böyle bir Türkiye ile karşı karşıyayız.”
Tezcan’ın gündeme ilişkin değerlendirmede bulunduğu ziyaretinden notlar şu şekilde.
Göktürk Uydusu ve ODTÜ
Başbakan Göktürk Uydusu’nu fırlatmak üzere ODTÜ’ye gidiyor. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biridir. Dünya ile rekabet ettiğimiz sayılı üniversitelerden biridir. Başbakan oraya gidip Çin malı Göktürk Uydusu’nu Türk malı diye yutturuyor. Kaportasını Türkiye’de yapmışlar, içinin tamamı Çin malı olan uyduyu fırlatırken, öğrenciler Başbakan’a , ‘Türkiye’yi sen kötü idare ediyorsun’ diye itiraz ediyorlar. Bırak öğrenciler itiraz etsin. Demokrasilerde insanlar protesto ve itiraz edebilmelidir. Demokrasilerde en büyük hak protesto etme hakkıdır. İktidarı protesto etmeye hakkı olmayan bir ülkede demokrasi olmaz. O gün 3 bin polis saldırdı yirmi yaşındaki öğrencilerin üstüne, ayıptır. O çocuklar bizim çocuklarımız. Bugün Çin malı uydu fırlatıyorsun, yarın o çocuklar Türk malı uydu üretecek. Öğrencilere derdini sormak varken, 3 bin polis saldırıyor
Başbakan tek adam olmak istiyor
Türkiye’de Başbakan demokrasi istemiyor. Demokrasi ile geldi şimdi istemiyor. Çünkü tek adam olmak istiyor. Başkanlık rejimini tutturdu, gidiyor. Allah’ınızı seversiniz, zeytinyağının kilosu 3,5 TL, gübre yüzde 60’mış zamlanmış. Mazot 4.20 kuruş, şimdi nasıl olacak. Türkiye’nin derdi Başbakanlık Sistemi mi? AK Parti’nin 326 tane milletvekili var. Başbakan’ın iki dudağı arasından hangi söz çıkarsa, hepsi çekini ilikleyip esas duruşa geçiyor. Hiçbiri vicdanları kabul etmediği halde Başbakan böyle dedi diye sözünden çıkamıyor. AK Parti’li Belediye Başkanları Büyükşehir Yasası için “Başbakan talimat vermiş, bizim vekillerimiz karşı çıkamaz. Aman gözünü seveyim vekilim, siz bu işe karşı çıkın” dediler.
İpotekli demokrasi
326 tane milletvekili iradesini Başbakan’a ipotek etmiş. Milletvekiline yetkiyi millet veriyor. Milletten aldığın yetkiyi halkın yararına hizmet edeceksin. Bölgenin, seçmenin hakkını koruman lazım. Adil ve adaletli olmalısın. Şimdi bu 326 milletvekili Başbakan ne derse onu yapıyor. Bu demokrasi gerçek demokrasi değil. Bu demokrasinin adı ipotekli demokrasidir. Milletin iradesini Başbakan’a ipotek eden AK Parti grubu var. İpotekli demokrasinden demokrasi olur mu? Başbakan da bunu bildiği için demokrasi olmasın istiyor. Başbakan, üç gün önce çıktı “kuvvetler ayrılığı da neymiş, kaldıralım bunu canım” dedi. Hâkim de, kanunu çıkaran da, yürüten de kendisi olmak istiyor. Devletin tüm yetkileri benim elimde toplansın istiyor Tayip Erdoğan. Böyle olursa milletin seçme ve değiştirme sansıda ortadan kalkar. Başbakanlar sultanlardan daha yetkili olur. Osmanlı sultanlarında bile böyle bir yetki yoktu.
Adalet sorunu var
Yapılan ankete göre ülkenin yüzde 70’i adalete güvenmiyor. Benim başıma bir şey gelirse adil yargılanamayacağını düşünüyor. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biride adalettir. Başbakan talimat verip, o vekil içerde kalacak diyor. Anayasa Mahkemesi iki gün önce “bir mahkeme kanuna aykırı delil topluyorsa, ceza veremezsin” diyor. Silivri’deki davaların hepsi sahte deliller ile kurulmuş davalardır. Beş senedir suçun budur demiyorlar. Abdullah Öcalan’ı sorgulayan komutan, benim askeri mi şehit eden adamı bana şahit yaptınız. Mahkeme hakimi Sedat Sami Haşıroğlu çıktı kürsüden, Balbay’a “Milletvekili olmayacağım diye söz verdin niye oldun” diyor. Bir hakim yargıladığı, sanığa böyle bir şey diyebilir mi? Mahkeme hakimin kürsüden siyaset yapma hakkı var? Kim sana veriyor bu yetkiyi. Böyle düşünen bir hakim adil olabilir mi? Adaletli ve tarafsız davrana bilir mi? Belli ki sen husumet içerisindesin. Sen niye milletvekili oldun diye hesap soruyor.
Çiftçinin yıllık ödediği vergiyi geri veriyor
Zeytinyağı para etmiyor. Devletin her litre mazottan aldığı vergi 2.5 TL. Türkiye yılda 12 milyar litre mazot kullanıyor. Çiftçi ise 3.5 milyar litre kullanıyor. Her litrede 2.5 TL vergi veriyorsunuz. 2.5 TL ile 3.5 miyar litre mazotu çarptığınız da 9 milyar TL ediyor. Yani Türkiye çiftçisi sadece mazottan yıllık 9 milyar TL vergi veriyor. Türkiye bütçesi önceki gün 400 milyar TL bağlandı. Bu bütçeden tüm Türkiye tarımına ayrılan pay 9 milyar TL. Bir senede çiftçinin sadece mazottan verdiği vergiyi, bütçede tarıma ayırdılar. Böyle bir düzen içinde çiftçi kalkınır mı? Hayvancılık iflas eder. Çiftçi pamuğu bırakıp, mısıra döner. Pamuktan, mısırdan zarar eder. Türk çiftçisinin elini neye atarsa kurutur hale getirdiler. Ondan sonra et, hayvan, saman ithal edersin. 100 kuruş olan saman 1 TL oldu. Türkiye tarihinde hiçbir zaman, saman ithal etmedi. Saman ithal eden hükümet bu devleti yönetemez. Saman ithal eden hükümet saman kafalıdır.
Rant hesabı var
Büyükşehir Kanunu’nu önümüze getirdiler. Bir gecede köyleri mahalle yaptılar. Hayvancılık yapmanız zorlaşacak. Birisi belediyeye şikâyet ettiğinde sıkıntı yaşayacaksınız. Emlak vergisi ödeyeceksiniz. Katı atık parası ödeyeceksiniz. Ruhsat almak zorunda kalacaksınız. Tarlalar arsa olacak onun vergisini vereceksiniz. Bu kanun şehirlerin modernleşmesi için değil. AK Parti’nin kafasının içinde hep rant hesabı var. Köylerin ortak malları var Bunları muhtar ve köylü idare ediyor. Köylünün ortak mallarına göz diktiler. Kentsel dönüşüm projesi ile de kimlere nasıl rant veririm düşüncesi içinde.
Bu hesap bozulacak
AK Parti’nin köylerden aldığı oy şehirlere göre çok fazla. Bunun hesabını yapıp, belediyeler eli ile bu rantları istedikleri şekilde kullanmak istiyorlar. Köylerin ortak mallarını belediyelere geçirip, belediye eliyle kendi yandaşlarına dağıtacaklar. Peki Belediyenin senin olup olmayacağı nerden belli. Orda da köylerden daha iyi oy alıyoruz. Köyleri de belediyeye dahil edersek belediyeleri alırız hesabı ile hareket ettiler. Hesap bu. Bu hesap bozulacak. İlk adım bu hesap seçimde bozulacak. Köylünün malının belediyeler vasıtası ile rant sahiplerine dağıtılması engellenecek. Yetkisinde olmamasına rağmen, Bozdoğan Belediye Başkanımız ta buralara kadar gelip hakkındaki davalara, müfettiş soruşturmalarına rağmen hizmet getiriyor. CHP’li belediyeleri seçeceksiniz. Çözüm bu. Biz size taahhüt ediyoruz. Her köyün malı kendi köylüsünün kararına göre değerlendirilecek. Kimse istifade etmeyecek. Parmak hesabı ile bu yasanın geçmesine engel olamadık ama CHP’li belediyeler döneminde tüm bu oyunlar bozulacak.
Ücretleri bakanlık belirliyor
Son çıkarılan Sulama Birlikleri Yasası’na göre ücretlerin Bakanlık tarafından belirlendiğini ifade eden Bozdoğan Sulama Birliği Başkanı Salim Tümer Apaydın da “Su paralarını artık sulama birliği değil, bakanlar kurulu belirliyor. Köylünün seçmiş olduğunu sulama birliği meclisi, artık kendi fiyat tarifesini oluşturamıyor. 9 yıldır çiftçinin ve sulama birliğinin mağdur olmayacak şekilde fiyatları ayarladık. Amaçları sulama birliklerini fesh edip, özelleştirmek. Bozdoğan sulaması bir şirket alacak, ödemedin mi su alamayacaksın. Paran varsa sulayacaksın, o da onların belirlediği fiyattan olacak. Suyun partisi yoktur. AK Partili olup, Sulama Birliği Başkanı olanlar da isyan etti. Birinci bölge içerisinde çiftçi dönüm başına 4 TL verecek, dördüncü bölgedeki ise 20 TL vererek üye olacak” ifadelerini kullandı.
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz