17 Aralık soruşturması kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar ve işadamı Ali Ağaoğlu'nun da aralarında bulunduğu 60 kişi hakkında takipsizlik kararı verildi.Savcı Ekrem Aydıner'in verdiği takipsizlik kararında şüpheliler hakkındaki soruşturmanın İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gelen bir elektronik posta ihbarıyla başladığı belirtildi. İhbarda işadamı Ali Ağaoğlu'na ilişkin, "Ali Ağaoğlu devletten çok ucuza aldığı arazilere binalarını dikti ve millete fahiş fiyatlarla satarak köşeyi döndü. Geçtiğimiz günlerde Ağaoğlu'nun usulsüzlüklerini bir arkadaş yüzüne karşı saymış. Bunun üzerine Ağaoğlu adamlarını bizim arkadaşın üzerine salıyor ve adamları bizimkileri tartaklayıp adamlarını kurşunluyor" denildiği ihbar üzerine İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün harekete geçerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan soruşturma izni istediği anlatıldı. Bu istek doğrultusunda aralarında Ağaoğlu'nun da bulunduğu 4 kişinin teknik ve fiziki takip kararı istendiği talebin, "Şüphelilerin suç örgütü kurduklarına dair somut ve yeterli delil bulunmadığı" gerekçesiyle İstanbul 16. Sulh Ceza Mahkemesi'nce reddedildiği belirtildi. İtiraz üzerine İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin de talebi reddettiği belirtildi.“DİNLEME KARARLARI HUKUKİ DEĞİL”İki mahkemenin talebi reddetmesinden sonra Ağaoğlu tarafından yapılan Maslak 1453 projesinde 600 bin metrekare imara aykırı inşaat yapıldığı şeklinde duyumlardan da bahsedilerek bu defa İstanbul 33. Sulh Ceza Mahkemesi'nden talepte bulunulduğu belirtildi. Kararda, "Adı geçen kişilerin 3 ay süreyle dinlenmesine, karar verildiği anlaşılmıştır. Diğer şüphelilerin iletişimine ilişkin kararlar, alınan bu ilk tespit kararı ile yapılan dinleme ve tespitler sırasında ulaşılan bilgilere dayanılarak alınmış kararlardır" denildi.Öte yandan kararda, "Temel insan haklarından olan haberleşme hakkı ve hürriyetini kısıtlayıcı nitelik arz eden iletişimin tespiti kararı, gerekli özen gösterilmeden, varsayıma dayalı bir örgüt oluşturmak suretiyle alınmış, bütün soruşturma, başlangıçta hukuki olmaktan uzak bu karar üzerine inşa edilmiştir" ifadelerine yer verildi.“CEZA YARGILANMASINDA KEYFİ KARARLAR VERİLMEZ”Kararda, ceza yargılanmasında amacın keyfi kararların verilmesi olmayacağını kaydeden Savcı Aydıner, “Amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır. Yani ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla sınırsız, hukuk kurallarına aykırı ve sanık kurallarını hiçe sayan yöntemler izlenemez. Ceza yargılamasına ters düşülerek elde edilen delillerin yargılama makamı tarafından değerlendirmeye alınmaması gerekir. Çünkü bunlar hukuka aykırı delil olarak nitelendirilir" ifadelerini kullandı.Hukuka aykırı delillerin ceza soruşturması ve yargılamasında kullanılamayacağını takipsizlik kararında kaydeden Savcı Aydıner, önleme dinlemesi ile elde edilen delillerin ceza soruşturmasında kullanılamayacağına dikkat çekti. Yapılan dinlemelerin delil olarak kullanılmasının sınırını çok genişletmemek gerektiğinin ifade eden Aydıner, "Aksi halde dağdaki çobanın dahi telefonlarının dinlendiği parayonası ile yaşadığı bir toplum yaratırız. Şu an ülkemizde ortaya çıkan durum budur ve insanların haberleşme özgürlüğünden söz edemeyecekleri bir ortamı yaratmak temel hakların korunmasında tavizsiz üzerine düşeni yapmak zorunda olan bir hukuk devletinde kabul edilebilecek bir durum değildir" ifadelerine yer verdi.Son yıllarda bir soruşturmaya başlamanın delil toplamanın bir yolu gibi kullanıldığını ifade eden Aydıner, "Hemen her suç soruşturmasında, suçun işlenmesi için örgüt kurulduğu iddia edilip, mahkemelerden iletişimin tespiti ve dinlenilmesi kararları alınmaktadır. Ancak daha sonra örgütün varlığı kanıtlanamasa bile hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen ve bu nedenle tesadüfi delil gibi kabul edilmesi gereken deliller, cezaya gerekçe olarak kabul edilmektedir. Soruşturmanın başlangıcında verilen iletişimin tespiti kararı hukuka uygun değildir. Bu kararın hakim tarafından verilmiş olması kanun koruyucunun aradığı hukuki ve fiili şartların gerçekleştiğine dair kesin karine sayılamaz" dedi.Şüphelilere yöneltilen rüşvet vermek ve almak, resmi evrakta sahtecilik suçlamalarına ilişkin yeterli delil olmadığını belirten Savcı Aydıner, şüphelilerden Abdullah Oğuz Bayraktar’ın Çevre ve Şehircilik Bakanının oğlu olmasına rağmen iş sahipleri ile yakın ilişkiler içinde olmasının eleştirilebileceğini ancak bunun başlı başına suç teşkil eden bir nitelik arz etmeyeceğini söyledi.Maslak 1453 projesinin imara aykırı olarak yapıldığı iddialarına da değinen Aydıner kararda, “Bu projede imar planlarına aykırı olarak yapılan işlemlerin nelerden ibaret olduğunun açıklanmadığı, kimin ne şekilde projenin imara aykırı yapılmasını sağladığının delilleri ile belirtilmediği Abdullah Oğuz Bayraktar’ın Ali Ağaoğlu ve bakanlık bürokratları olan şüpheliler ile senli-benli konuşmasını doğal olmadığından yola çıkılarak aralarında bir menfaat ilişkisinin olduğunu izaha çalışıldığı, telefon dinlemelerinde de yasa dışı işlem yapıldığı ve göz yumulduğu sonucunu çıkaracak konuşmalara rastlanmadığı tespit edildi" ifadelerine yer verdi.Aydıner, Zorlu Center’in yapımında da imar usulsüzlüğü ile ilgili iddiaların ise somut bir delile dayanmadığını ifade etti. Ayrıca Aydıner, işadamı Mehmet Ali Aydınlar’ın Acıbadem Sağlık Grubunun bulunduğu binaya ek yapmak istediği ve inşaat izni alamaması üzerine Hüseyin Avni Sipahi ile irtibata geçerek rüşvet ile izin aldığı iddiasının somut delillere dayanmadığını belirtti.“ŞÜPHELİLERİN ÖRGÜT KURDUKLARINA, SUÇ İŞLEDİKLARİNE DAİT DELİL YOK”"Şüphelilerin suç işlemek amacıyla örgüt kurduklarına, örgüte üye olduklarına örgüte yardım ettikleri iddia edilen şüphelilerin örgüt kurduklarına suç işlediklerine dair hiçbir delil bulunmadığını" belirten savcı Aydıner, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında görevli Osman İyimaya hakkında ise bakanlığın soruşturmaya izin vermediğini açıkladı. Öte yandan savcı Aydıner, şüphelilerde elde edilen bazı delillerin ise saklanmasına, bazılarının ise şüphelilere iadesine karar verdi.ARDA’NIN AVUKATINDAN AÇIKLAMAHakkında takipsizlik kararı verilen Ekrem Eray Arda'nın avukatı Müşir Deliduman, 17 ve 25 Aralık operasyonlarının hukuka aykırı delillerle yapıldığını savunarak, 17 Aralık soruşturmasının 3 ayrı dosyadan oluştuğunu ifade etti.Seçimlere yönelik bir algı operasyonu olarak yapıldığını ve soruşturma dosyasında sahte kararlar olduğunu ifade eden Deliduman, "Bu kararlar neticesinde bir takım insanlar mağdur edildi, siyaset yolları kapatıldı. O dönem şüpheli görünenler, şimdi mağdur hale geldi. 60 kişinin 60'ı hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına dair yani takipsizlik kararı verildi. Savcılığın bu kararı verme gerekçesi ise hukuka aykırı delillerin olduğunun altını çizerek vermiştir" dedi.Deliduman, hakkında takipsizlik kararı verilen 60 kişi içinde kamuoyunun da yakından bildiği işadamı Ali Ağaoğlu, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar'ın da olduğunu kaydetti.
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz