“Wellness” kelimesi spa merkezlerinde, otel programlarında, detoks paketlerinde, sosyal medya içeriklerinde, takviye reklamlarında ve yeni nesil sağlık uygulamalarında karşımıza sıklıkla çıkıyor.
Wellness’ın yalnızca rahatlamak, iyi hissetmek, masaj yaptırmak ya da özel bir programa katılmak olmadığının altını çizen Dr. Halil Ertürk, “Gerçek anlamıyla wellness; kişinin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal sağlığını her gün bilinçli seçimlerle desteklemesidir. Bir başka deyişle wellness, satın alınan bir deneyimden çok, günlük yaşamın içine yerleşen bir yaşam kültürdür” diyor.
Sağlığın "hastalık yokluğu" ile değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu ifade eden uzman 7 önemli soruya işaret ediyor:
Hastalık ortaya çıkmadan önce sağlığı koruma ve fonksiyonel kapasiteyi destekleme yaklaşımı olan wellness’ta kritik kavramlardan biri: sağlık rezervi.
Kas gücü, kalp ve akciğer kapasitesi, metabolik esneklik, uyku kalitesi, bağışıklık dengesi ve stres toleransı, yaş ilerledikçe yaşam kalitesini belirleyen önemli rezervler arasında yer alıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, hareketsizlik, kötü uyku, sürekli stres, ultra işlenmiş gıdalar ve yetersiz toparlanmanın zaman içinde bu rezervleri azaltabileceğine dikkat çekiyor.
Düzenli hareket, yeterli uyku, dengeli kan şekeri, kasların korunması, stres yönetimi ve doğayla temas ise bedenin daha dirençli hale gelmesine yardımcı oluyor. Wellness yaklaşımının yalnızca rahatlamaktan ibaret olmadığını belirten Ertürk, günlük hayata dahil edilebilecek basit ve sürdürülebilir 10 rutini şöyle sıralıyor:
Uyku; bağışıklık sistemi, hormon dengesi, hafıza, iştah kontrolü, kan şekeri düzeni ve hücresel tamir süreçleri açısından önemli bir dönem. Kötü uyku yalnızca ertesi gün yorgunluğa yol açmıyor; uzun vadede insülin direnci, iştah artışı, tansiyon sorunları, inflamasyon, duygu durum dalgalanmaları ve bilişsel performansta düşüşle de ilişkilendiriliyor.
Kaliteli uyku için sabah saatlerinde gün ışığı almak, her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak, gece geç saatlerde ağır yemeklerden kaçınmak, öğleden sonra kafeini sınırlamak ve yatak odasını serin, karanlık ve sessiz tutmak öneriliyor. Uyku öncesinde telefon ve diğer dijital uyaranları azaltmak da rutinin bir parçası.
Karmaşık ve sürdürülmesi zor diyetler yerine uzun vadede uygulanabilecek bir beslenme düzeni önem taşıyor. Zeytinyağı, sebze, baklagiller, balık, tam tahıllar ve yeterli protein içeren Akdeniz tipi beslenme; kan şekeri dengesinden bağırsak sağlığına kadar pek çok sistemi destekliyor.
Özellikle 40 yaşından sonra yeterli protein tüketimi, yaşla birlikte azalma eğiliminde olan kas kütlesinin korunması açısından önem kazanıyor.
Sağlıklı yaşam için her zaman uzun egzersiz programlarına ihtiyaç yok. Öğle veya akşam yemeğinin ardından yapılacak 10-15 dakikalık tempolu bir yürüyüş, sindirimi desteklerken yemek sonrası kan şekerindeki yükselmelerin dengelenmesine de yardımcı olabiliyor. Bu nedenle kısa yürüyüşleri günlük öğünlerin ardından tekrarlanan bir alışkanlığa dönüştürmek basit wellness uygulamalarından biri olarak öne çıkıyor.
Kas dokusu yalnızca hareket etmek için değil; metabolizma, bağışıklık ve sağlıklı yaşlanma açısından da önemli. Bu nedenle hareketin amacı yalnızca kalori yakmak değil, kasları, kalbi, damarları, beyni, eklemleri ve metabolizmayı aktif tutmak.
Günlük hayatta iki temel hedef bulunuyor: Daha az oturmak ve kaslara düzenli olarak uyarı vermek. Bunun için pahalı ekipmanlara da ihtiyaç yok. Tempolu yürüyüş, merdiven çıkma, squat, duvara şınav, plank, esneme ve vücut ağırlığıyla yapılan egzersizler tercih edilebilir. Her 45-60 dakikada bir ayağa kalkmak, kısa bir yürüyüş yapmak veya birkaç esneme hareketi uygulamak uzun süre oturmanın olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.
Stres hayatın doğal bir parçası. Asıl önemli nokta, stresli bir durumun ardından bedenin yeniden dengeye dönebilmesi. Yavaş nefes egzersizleri yapmak, doğada zaman geçirmek, gün içerisinde dijital molalar vermek ve güçlü sosyal ilişkiler kurmak sinir sisteminin toparlanmasına katkı sağlayabilecek yöntemler arasında gösteriliyor.
Wellness yalnızca dinlenmek ve rahatlamak anlamına gelmiyor. “Hormetik stres” olarak adlandırılan yaklaşım, düşük dozda ve kısa süreli kontrollü stresin vücutta bir adaptasyon yanıtı oluşturması prensibine dayanıyor. Bedene küçük ve kontrollü bir zorlanma verildiğinde savunma, onarım ve dayanıklılık mekanizmalarının harekete geçebildiği belirtiliyor. Egzersiz bunun en bilinen örneği. Doğru kişide ve uygun dozda olmak şartıyla kısa süreli sıcak veya soğuk maruziyeti, açlık pencereleri, nefes egzersizleri ve doğa yürüyüşleri de benzer adaptif sinyaller oluşturabiliyor.
Soğuk uygulamalar için uzun süre buz dolu suyun içinde kalmak gerekmiyor. Duşun sonunda 20-30 saniye daha serin suyla bitirmek de kontrollü bir uyaran olarak uygulanabilir. Buradaki amaç, bedene kısa süreli bir adaptasyon sinyali vermek ve dayanıklılığı desteklemek.
Ancak bu yöntem herkes için uygun değil. Kalp hastalığı, ritim bozukluğu, kontrolsüz hipertansiyon, Raynaud sendromu, panik atak eğilimi veya ciddi kronik hastalığı bulunan kişilerin soğuk uygulamalar konusunda dikkatli olması gerekiyor.
Aralıklı oruç, FMD benzeri beslenme protokolleri ve uzun açlık dönemleri wellness dünyasında sıkça gündeme geliyor. Ancak çoğu kişi için daha basit bir başlangıç yeterli olabilir: Akşam yemeğinin ardından atıştırmayı bırakmak. Bu şekilde oluşturulan yaklaşık 12 saatlik doğal gece açlığının metabolik ritmi desteklemeye yardımcı olabileceği belirtiliyor. Ancak diyabet ilacı veya insülin kullananlar, hipoglisemi eğilimi bulunanlar, gebeler, emzirenler, yeme bozukluğu öyküsü olanlar, ileri yaşta kırılgan kişiler ve ciddi kronik hastalığı bulunanların böyle bir uygulamaya başlamadan önce kişisel değerlendirmeden geçmesi gerekiyor.
Biyohacking denildiğinde akla sensörler, giyilebilir teknolojiler, soğuk odalar veya kırmızı ışık panelleri gelebiliyor. Oysa en temel yaklaşım, bedenin biyolojisini anlayarak günlük davranışları doğru şekilde düzenlemek.
Sabah gün ışığı almak, düzenli hareket etmek, yeterli protein tüketmek, nefes egzersizleri yapmak ve zamanında uyumak bu açıdan en temel uygulamalar arasında. Dr. Halil Ertürk bunu, “Bazen en iyi biyohack, akşam telefonu kapatıp zamanında uyumaktır” sözleriyle özetliyor.
Sağlıklı yaşam için kusursuz bir program uygulamaya çalışmak yerine, uzun süre devam ettirilebilecek küçük alışkanlıklar oluşturmak gerekiyor.
Güne gün ışığıyla başlamak, gün içerisinde hareket etmek, yemeklerden sonra kısa yürüyüşler yapmak, ekran kullanımını azaltmak ve düzenli uyku saatleri oluşturmak gibi basit uygulamalar bir araya geldiğinde uzun vadede önemli fark yaratabiliyor. Wellness yaklaşımının temelinde de geçici ve yoğun programlardan ziyade, günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelen sürdürülebilir rutinler bulunuyor.