Dünyanın en yaşlı insanlarından biri olan Maria Branyas’ın sağlık verileri üzerinde yapılan kapsamlı incelemeler, dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmacılara göre Branyas’ın hücreleri, biyolojik olarak kronolojik yaşından çok daha genç davranıyordu.
İspanya’daki Josep Carreras Lösemi Araştırma Enstitüsü öncülüğünde yürütülen çalışmada, Branyas’ın sahip olduğu bazı nadir genetik varyantların uzun ömür, güçlü bağışıklık sistemi ve sağlıklı kalp-beyin fonksiyonlarıyla ilişkili olduğu belirlendi.
Branyas, yaşadığı Katalonya bölgesindeki kadınların ortalama yaşam süresini 30 yıldan fazla aştı. Üstelik ileri yaşına rağmen genel sağlık durumunun oldukça iyi olduğu gözlemlendi.
Araştırmaya göre:
Kalp ve damar sağlığı oldukça güçlüydü
Vücudunda iltihaplanma seviyeleri çok düşüktü
Bağışıklık sistemi genç bireylerinkine benzer özellikler taşıyordu
Bağırsak mikrobiyotası da daha genç yaş gruplarıyla uyumluydu
Ayrıca 'kötü kolesterol' ve trigliserid seviyeleri son derece düşükken, 'iyi kolesterol' oranı oldukça yüksekti.
Branyas’ın yalnızca genetik açıdan değil, yaşam tarzı açısından da avantajlı olduğu belirtildi. Hayatı boyunca zihinsel, sosyal ve fiziksel olarak aktif kalan Branyas’ın, yoğurt ağırlıklı Akdeniz tipi beslenmesinin de uzun ömrüne katkı sağlamış olabileceği düşünülüyor.
Ancak bilim insanları, aşırı uzun yaşamın tek bir faktöre bağlı olmadığını; genetik ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığını vurguladı.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise telomerler oldu. Kromozomların uçlarında yer alan ve genetik materyali koruyan bu yapılar, genellikle yaşla birlikte kısalır ve ölüm riskiyle ilişkilendirilir.
Branyas’ın telomerlerinde ciddi bir kısalma tespit edilmesine rağmen, bu durumun olumsuz bir etki yaratmadığı görüldü.
Hatta bilim insanlarına göre bu durum, hücrelerin daha kısa ömürlü olması sayesinde kanser gibi hastalıkların gelişmesini engellemiş olabilir.
Araştırmayı yürüten bilim insanları, elde edilen bulguların önemli bir gerçeğe işaret ettiğini belirtti: İleri yaş, mutlaka kötü sağlık anlamına gelmiyor.
Uzmanlar, bu çalışmanın insan yaşlanma biyolojisine yeni bir bakış sunduğunu ve sağlıklı yaşlanma için biyobelirteçler ile yeni stratejiler geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Araştırma yalnızca tek bir kişi üzerinden yürütüldüğü için sonuçların genellenmesi sınırlı. Ancak benzer çalışmalar, uzun yaşayan bireylerin hastalıklara karşı daha dirençli olmasını sağlayan ortak biyolojik özelliklere sahip olabileceğini gösteriyor.
Dünya genelinde 100 yaş üstü bireylerin sayısı hızla artarken, bu kişilerin yalnızca binde biri 110 yaşını görebiliyor. Maria Branyas ise bilim dünyasına, insan ömrünün sınırlarını anlamak için eşsiz bir fırsat sunmuş durumda.