Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfının (T3 Vakfı) ana yürütücülüğündeki TEKNOFEST Mavi Vatan, Gölcük Tersanesi Komutanlığı'nda gerçekleştiriliyor.
Demiroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TUSAŞ'ın Deniz Kuvvetleri ile 3 ana platforma yönelik çalışma yürüttüğünü belirterek, bunlardan ilkinin insansız hava aracı AKSUNGUR olduğunu söyledi.
Deniz devriye ve gözetleme görevlerinin yanı sıra AKSUNGUR'a sonobuoy ve torpido gibi faydalı yüklerin entegrasyonuna yönelik çalışmalar yürüttüklerini anlatan Demiroğlu, şöyle konuştu:
"İhtiyaçlara binaen AKSUNGUR'un kabiliyetlerini de artırıyoruz. Şu anda 750 kilogram olan yük taşıma kapasitesini önümüzdeki yıl 1250 kilograma çıkarmayı hedefledik. Bu konuda çalışıyoruz. Bu hem Deniz Kuvvetleri için hem de diğer kullanıcılarımız için ciddi bir artış.
Aynı zamanda uçuş süresini de azaltmadan hatta artırarak bunları yapmayı planladık. 50 saatin üzerinde olan uçuş süresini 60 saat civarına çekmeyi düşünüyoruz. Bunlar tabii maksimum rakamlar. Entegrasyon faaliyetlerimizde hem Deniz Kuvvetleri için hem de diğer kullanıcılar için torpido, sonobuoy, farklı radarlar entegre ediyoruz, edeceğiz. Bu, kullanıcıya insansız sistemler tarafında ciddi bir kabiliyet veriyor."
Deniz Kuvvetlerine yönelik ikinci çalışma alanının helikopterler olduğunu dile getiren Demiroğlu, hem GÖKBEY hem de gelecek yıl ilk uçuşunu gerçekleştirmesi planlanan 10 ton sınıfındaki helikopterin farklı konfigürasyonlarla Deniz Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına göre hazırlandığını söyledi. Demiroğlu, "Sonar entegrasyonuna hem GÖKBEY hem de 10 tonluk helikopter için başladık. Deniz Kuvvetlerine yerli bir sonarla denizlerde ciddi bir kabiliyet daha kazandırmış olacağız." dedi.
TUSAŞ'ın insansız helikopter alanında da çalışmalar yürüttüğünü belirten Demiroğlu, bunların önemli mesafe kat ettiğini, farklı konfigürasyonlara yönelik son testleri yaptıklarını bildirdi.
HÜRJET'in gemiye konuşlandırılabilecek versiyonuna yönelik çalışmaların da bir süredir devam ettiğini anımsatan Demiroğlu, "Bu konuda çalışmalarımız zaten epey süredir devam ediyordu. Artık daha da netleşiyor. Uçak gemimizin de şekillenmesiyle ihtiyaçlar şekillenecek. Bu uzun süreli bir proje. Ki bambaşka, HÜRJET'ten farklı bir platform olacağını şimdiden söyleyebilirim. HÜRJET'ten farklı olacağını göreceksiniz. Çünkü isterler farklı." diye konuştu.
Orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarına da değinen Demiroğlu, TUSAŞ platformlarının hem yangınların erken tespitinde hem de söndürme faaliyetlerinde kullanıldığını söyledi. Demiroğlu, şu bilgileri verdi:
"Biz yangınla mücadeleyi iki ana platform üzerinden yürütüyoruz. Birincisi ANKA ve AKSUNGUR. Burada daha çok AKSUNGUR'lar havada uzun süre kalabildikleri için kullanılıyor. Çünkü yangını daha başlarken erken bir vakitte yakalayabilmeniz çok önemli. Ki hızlı müdahale edip çabucak söndürülebilsin. Bu anlamda gökyüzünde bir gözün size yangının nerede olduğunu, ne tarafa doğru yöneldiğini gece veya gündüz fark etmeden söylemesi çok önemli. AKSUNGUR'a entegre ettiğimiz haberleşme sistemlerimiz var. Dağlık alanda GSM'in çekmediği zamanlarda haberleşmeyi de sağlayabiliyoruz. Bu da yangınla mücadelede önemli bir avantaj sağlıyor."
T-70 helikopterlerinin de hemen hepsinin yangın söndürme kabiliyetiyle teslim edildiğini söyleyen Demiroğlu, 3 helikopterin Orman Genel Müdürlüğünün envanterinde bulunduğunu, ihtiyaç halinde diğer kuvvetlerin envanterindeki helikopterlerin de yangın söndürmede kullanılabildiğini aktardı.
TUSAŞ'ın geliştirdiği 10 ton sınıfındaki helikopterin yangın söndürme görevlerinde de kullanılacağını belirten Demiroğlu, projeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Şu anda çalışmakta olduğumuz 10 tonluk helikopterimiz var. Mock-up'ını geçen sene IDEF'te göstermiştik. O çalışmamız artık sona doğru geldi, ürün ortaya çıkmaya başladı. Önümüzdeki sene testlerini yapıyor olacağız. 2028'de de 8 helikopteri yangın söndürme amaçlı, 4 tona kadar su taşıyabilen şekilde teslimata taşımayı hedefliyoruz. 2,5 tonun üzerinde olması çok önemli. Altındakiler etkili olmuyor ama 2,5-3 ton, 4 tona kadar olduğu zaman çok daha etkili. Bunlar 4 ton taşıyabilecekler. Kara ve hava kuvvetleri için yapacağımız diğer helikopterler de bu özellik olacak. Bütün helikopterlerimiz gerektiğinde yangınla mücadelede kullanılabilir altyapılara kavuşmuş olacaklar."
KAAN projesindeki son duruma ilişkin soruları yanıtlayan Mehmet Demiroğlu, şunları kaydetti:
"KAAN'ın birinci prototipi uçtu ama esas testlerde kullanacağımız iki ve üçüncü prototipler yoğun bir çalışma altında. Birincisi taksi testlerine başladı. İkincisi de artık nihai montaj hattına geçti. Hedefimiz bu sene içerisinde bu iki prototipi uçuşa hazırlamak. İnşallah bu sene içerisinde iki tane prototipi yan yana semalarımızda uçarken göreceğiz. Önümüzdeki sene silahlı konfigürasyon gelecek. Yani bu ikisini önce zarf açma testlerinde kullanacağız. Sonra silahları, sistemleri entegre ettiğimiz bir konfigürasyon karşımıza çıkacak. Seneye bu vakitler diyelim, 3 tane KAAN'la yoğun bir test kampanyasını yürütüyor olacağız."
KAAN'ın yerlilik oranına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Demiroğlu, "KAAN bizim bugüne kadar yaptığımız en yerli prototip. Motoru, bir de fırlatma koltuğu hariç diğerlerinin hepsi ya yerli olarak yapıldı, takıldı ya da ikinci ve üçüncü prototipler aşamasında yapılacaklar. Yani yüzde 90'larda diyebiliriz. Beşinci nesil uçak yaptığınız bir noktada yerlilik oranında yüzde 90'lardan bahsediyorsanız, bu çok müthiş bir başarı." dedi.
Yerli motor çalışmalarının da yoğun şekilde sürdüğünü aktaran Demiroğlu, "İnşallah yerli motorumuzun çalışmaları da yoğun şekilde devam ediyor. 2032 bandında da onun testlerine başlayacağız. Onu da yerli yaptığımız zaman yerli olmayan bir şey kalmamış olacak. Tamamen yerli ve milli platformumuz olarak teslimatlara başlayacağız." diye konuştu.
HÜRJET programında uçuş ve sertifikasyon faaliyetlerinin devam ettiğini belirten Demiroğlu, İspanya ile yapılan anlaşmanın TUSAŞ, Türk savunma sanayisi ve Türkiye açısından önemli bir ihracat başarısı olduğunu söyledi.
Demiroğlu, "İspanya'yla yapılan sözleşme hem bizim için TUSAŞ olarak hem sektörümüz ve ülkemiz için çok önemli bir anlaşmaydı. Yani bir NATO ülkesine jet eğitim uçağı ihracat başarısını göstermiş olduk. Bu gerçekten gurur verici. Bizim ülke olarak, sektör olarak geldiğimiz noktayı göstermesi açısından büyük bir başarı." değerlendirmesinde bulundu.
HÜRJET'in iki prototipinin yaklaşık 550 saatlik test uçuşuna ulaştığını açıklayan Demiroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şu anda 4 tane daha prototip yapıyoruz. Bunların ilk ikisi bu sene içerisinde yine KAAN gibi uçuşa başlıyor olacaklar. Hatta haftalar mesafesinde bile diyebiliriz. Ondan sonra 2 tane daha yine arkasından devam edecek. Toplam 6 tane HÜRJET'le yoğun bir test faaliyetini KAAN’la beraber vızır vızır, bir arı kovanı gibi önümüzdeki aylarda ve yılda yürütüyor olacağız. 2027 sonunda Türk Hava Kuvvetlerine, 2028'de İspanya Hava Kuvvetlerine teslimata başlama sözümüz var. Bunu tutmamız lazım, bunun için elimizden geleni yapıyoruz, teslimatlar verilen tarihlerde başlayacak. "
Mehmet Demiroğlu, HÜRJET'in yurt dışında yeni görevlere talip olup olmayacağı sorusuna da "Kesinlikle olacak çünkü ciddi bir açık, ilgi var. İngiltere, Japonya, Kanada, Malezya, diğer ülkeler... Birçok ülkeyle görüşmelerimiz devam ediyor. Başarıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacaklarını göreceğiz ama şu çok rahat söyleyebiliriz: HÜRJET gerçekten çok güzel bir yere konumlanmış bir uçak. Çok doğru zamanda konumlanmış bir uçak ve ihtiyaçları karşılayabilecek kabiliyette bir uçak. Önümüzdeki aylarda ve yıllarda İspanya gibi ihracat başarılarını inşallah paylaşırız, sevincini de beraber yaşarız." yanıtını verdi.