İnternette yapılan aramalardan izlenen videolara, ziyaret edilen sitelerden paylaşılan konum bilgilerine kadar günlük dijital hareketler çok sayıda kişisel veri üretiyor. Dijital şirketler açısından önemli bir ekonomik kaynağa dönüşen bu verilerin değerini ise tek bir rakamla ifade etmek mümkün değil. Verilerin ekonomik karşılığı; nasıl toplandığı, analiz edildiği ve ticari faaliyetlerde nasıl kullanıldığına göre şekilleniyor.
Al Jazeera'nın analizine göre internette bir ürün aramak, video izlemek, internet sitesini ziyaret etmek veya konum paylaşmak; arama geçmişinden kullanılan cihaza, konum bilgisinden alışveriş tercihlerine kadar farklı verilerin oluşmasına neden oluyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne (OECD) göre ise verinin değeri; nasıl oluşturulduğu, paylaşıldığı, kullanıldığı ve yönetildiğine bağlı olarak farklılık gösteriyor. Bu nedenle tek bir kullanıcının verilerine sabit bir dolar değeri biçilemiyor.
Şirketler, büyük veri kümelerini analiz ederek tüketicilerin davranışlarını anlamaya çalışıyor. Elde edilen sonuçlar ürün geliştirmeden talep tahminine, fiyatlandırmadan hedefli reklam çalışmalarına kadar birçok alanda kullanılabiliyor.
Yapay zekanın yaygınlaşması da verilerin önemini artırıyor. Şirketler artık yalnızca kullanıcıların doğrudan paylaştığı bilgileri değil, internet üzerindeki davranışlarından çıkarılabilecek sonuçları da analiz edebiliyor.
Yapay zeka ve dijital dönüşüm uzmanı Hani el-Batş, bu sürecin kullanıcı hakkında kapsamlı bir "dijital parmak izi" oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Veri ekonomisi yalnızca kişisel bilgilerin başka şirketlere satılması üzerinden işlemiyor. Şirketler topladıkları verileri kendi sistemlerinde değerlendirerek müşteri davranışlarını analiz edebiliyor, ürünlerini geliştirebiliyor ve reklam ile fiyatlandırma politikalarında değişikliğe gidebiliyor.
ABD Federal Ticaret Komisyonunun (FTC), Avast ve bazı veri aracılığı şirketleri hakkında gerçekleştirdiği işlemler de konum ve internet tarama verilerinin hassas bilgileri ortaya çıkarabilecek biçimde kullanılabildiğini gösteriyor.
FTC'nin Avast hakkında 2024'te aldığı kararla şirkete web tarama verilerini reklam amacıyla satma veya lisanslama yasağı getirilirken, 16,5 milyon dolar ödeme yükümlülüğü de uygulandı.
Veri ekonomisinin ulaştığı büyüklük, dijital reklam pazarındaki rakamlarda da kendisini gösteriyor. ABD'deki internet reklam gelirleri 2025'te yüzde 13,9 artarak 294,6 milyar dolara yükseldi.
Bu tutar doğrudan kişisel verilerin parasal karşılığını göstermese de veri ve veri analizinin önemli rol oynadığı dijital ekonominin ulaştığı boyuta işaret ediyor.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki dijital reklam harcamalarının da 2025'te 8,18 milyar doları aştığı ve yıllık bazda yaklaşık yüzde 17,8 yükseldiği bildiriliyor.
Verilerin ekonomik ve stratejik değeri sağlık alanında daha belirgin hale geliyor. ProPublica'nın araştırmasına göre ABD ile Uganda arasındaki sağlık anlaşması, ülkenin 9 sağlık veri sistemine 7 yıl boyunca erişim öngörüyor. Bunun karşılığında Uganda'ya 5 yılda 1,7 milyar dolara kadar yardım sağlanması planlanıyor.
Kenya'da ise 1,6 milyar dolarlık yardım karşılığında 7 yıllık sağlık kayıtlarına erişimin gündeme geldiği aktarılıyor.
Bu örnekler, verilerin yalnızca kişisel mahremiyet açısından değil, ekonomik ve stratejik açıdan da önemli bir varlığa dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Analize göre veri ekonomisindeki temel tartışma, bir kişinin verilerinin kaç dolar ettiği sorusundan ziyade bu veriler kullanılarak oluşturulan ekonomik değerin kimin elinde toplandığı üzerinde yoğunlaşıyor.
Kullanıcılar dijital ortamda veri üretirken şirketler bu bilgileri topluyor, saklıyor ve analiz ediyor. Yapay zeka sistemleri ise mevcut verilerden yeni bilgiler ve tahminler çıkararak ekonomik değerin artmasına katkı sağlıyor.
Bu nedenle veri ekonomisinin geleceğinde veriye kimlerin erişebildiği, bilgilerin hangi amaçlarla kullanıldığı ve ortaya çıkan ekonomik değerin nasıl paylaşıldığı konularının daha fazla tartışılması bekleniyor.