Kraliyet yazarı Robert Jobson’a göre Harry’nin babası Kral Charles ile ilişkisini düzeltme isteğinin arkasında aile bağlarının yanı sıra gelecekteki mali güvencesine ilişkin kaygılar da bulunuyor.
Malumunuz, Prens Harry’nin İngiltere ile ilişkisi son yıllarda oldukça karmaşık bir hal aldı. Kraliyet ailesinden ayrılması, eşi Meghan Markle ile birlikte California’ya yerleşmesi ve ardından verdiği röportajlar, yayımladığı kitap ve Netflix projeleri, Harry’nin Windsor ailesinden ne kadar uzaklaşmak istediğini uzun süre gündemde tuttu.
Şimdi ise tablo biraz değişmiş görünüyor. Harry’nin İngiltere’ye dönüş yapması ve özellikle babası Kral Charles ile ilişkisini düzeltmeye çalışması, bu kez aile içindeki dengelerin yanı sıra miras meselesini de gündeme getiriyor.
Kraliyet biyografi yazarı Robert Jobson’ın değerlendirmelerine göre Harry’nin kaygılarından biri, Charles’ın ölümünden sonra ağabeyi William’ın kral olmasıyla birlikte ekonomik açıdan nasıl bir konumda kalacağı.
Jobson, Harry’nin gelecekte “parasız bir dük” durumuna düşmekten endişe duyduğunu ve bu nedenle Charles hayattayken bazı mali konuların netleşmesini isteyebileceğini ileri sürüyor. Tabii bu bir yorum ve iddia zira; Harry’nin İngiltere’ye dönüş motivasyonunun gerçekten bu olduğunu doğrulayan resmi bir açıklama bulunmuyor.
Buna rağmen iddianın neden bu kadar ilgi çektiğini anlamak zor değil. Çünkü Harry ve Meghan’ın kraliyet ailesinden ayrılırken verdikleri mesajın merkezinde ekonomik bağımsızlık da vardı. Çift, kendi hayatlarını kurmak ve kraliyet görevlerinden bağımsız bir yaşam sürmek istediklerini açıkça ortaya koydu. Amerika’ya taşındıktan sonra çeşitli ticari anlaşmalar yaptılar ve kendi markalarını oluşturmaya çalıştılar. Dolayısıyla yıllar sonra Harry’nin yeniden İngiltere’deki aile bağlarına ve mirasa ilişkin güvence aradığı yönündeki yorumlar, bu yüzden dikkatleri çekiyor.
Aslında Harry’nin endişesini yalnızca para meselesi olarak değerlendirmek de biraz kolaycılık olur. İngiliz kraliyet sisteminde çocukların doğum sırasının bile hayatlarının geri kalanını belirlediği bir düzen bulunuyor. William doğduğu andan itibaren tahtın varisi olarak yetiştirildi. Harry ise her zaman ikinci planda kalan oğul konumundaydı. Bugün bu durum daha da belirgin hale geliyor çünkü Charles’ın ardından William kral olacak ve Harry’nin kraliyet ailesi içindeki konumu daha da farklılaşacak.
Burada miras konusu ister istemez önem kazanıyor. Kraliyet ailesindeki servetin tamamının çocuklar arasında eşit biçimde dağıtılması gibi sıradan bir aile mirası düzeninden söz etmiyoruz. Dolayısıyla Harry’nin gelecekte neye sahip olacağı, neyi miras alabileceği ve hangi ayrıcalıklardan yararlanabileceği konusu doğal olarak kamuoyunun ilgisini çekiyor.
Bence burada daha ilginç olan nokta, Harry’nin yıllar önce yaptığı tercihlerle bugün geldiği yer arasındaki çelişki. Harry ve Meghan özgürlük, bağımsızlık ve kendi hayatlarını kurma fikrini öne çıkararak saraydan ayrıldılar. Şimdi Harry’nin İngiltere ile bağlarını güçlendirmeye çalışması, insanların doğal olarak “Neden?” diye sormasına yol açıyor.
Duygusal açıdan bakarsak, Kral Charles’ın sağlık sorunları ve aile içindeki uzun süredir devam eden kırgınlıklar düşünüldüğünde, Harry’nin babasıyla ilişkisini düzeltmek istemesi son derece insani bir durum. Harry’nin çocukları Archie ve Lilibet’in dedeleriyle ilişkisi de düşünüldüğünde, mesele yalnızca Harry ile Charles arasındaki bir anlaşmazlıktan ibaret değil gibi...
Meghan Markle’ın bu hikâyedeki konumu da doğal olarak merak ediliyor. Çiftin California’da kurduğu hayat, uzun süre Harry’nin yeni kimliğinin önemli bir parçası oldu. Fakat Harry’nin İngiltere'ye dönüş kararı, Meghan’ın da aynı şeyi yapmak istediğini kanıtlamıyor.
Belki gerçekten babasını özlüyor, belki çocukları için aile bağlarını yeniden kurmak istiyor, belki geleceği konusunda daha güvende olmak istiyor. Büyük ihtimalle bütün bu nedenlerin bir arada bulunduğu daha karmaşık bir tablo söz konusu. Kraliyet ailesi gibi aile ilişkilerinin aynı zamanda devlet, servet, unvan ve kamuoyu baskısıyla iç içe geçtiği bir yapı söz konusu olduğunda, tek bir nedene indirgenmiş açıklamalar bana pek inandırıcı gelmiyor.
Yine de Harry’nin hikayesinde değişmeyen bir gerçek var. Babası kral, ağabeyi geleceğin kralı ve kendisi de hâlâ Sussex Dükü. Bu nedenle İngiltere ile ilişkisi ne kadar mesafeli görünürse görünsün, kraliyet ailesiyle arasındaki bağ hiçbir zaman sıradan bir aile bağından ibaret olmayacak.
Sussex çiftinin şimdilik ABD'deki evlerini kapatmadığı ve çocuklarının okulları için bir an önce harekete geçtikleri konuşuluyor. Bakalım çift, ilerleyen dönemde küstürdükleri kraliyet ailesinin ve İngiliz halkının gönlünü kazanmak için neler yapacak?