1861 yılında İsveç'te dünyaya gelen Karolina 5 kardeşten oluşan ailenin tek kızıydı. 14 yaşındaki genç kız, okuldan çıkmış eve dönerken donmuş nehrin üzerinde yürürken buzda kaydı ve kafasını çarptı. Düşmeden dolayı vücudunda morluklar oluştu.
Eve geldiğinde son derece kötü görünen Karolina durumu ailesine anlattı. Genç kızın acısı dayanılmaz hale gelince ailesi onu biraz dinlenmesi için yatağına yatırdı. Akşam yemeğinden sonra yatan Karolina 1908 yılına kadar bir daha uyanamadı... Karolina nefes alıyordu ancak ailesinin sesine tepki vermiyordu.
Ailesi genç kızı hiçbir şekilde uyandıramadı. Haftalar süren bu durum sonrası aile komşularının desteği ile Karolina'yı doktora götürmek için para topladılar. Ancak bu kontrol de genç kızı uyandırmaya yetmedi. Ailenin artık sadece dua ederek Karolina'nın iyi olacağını umut ediyordu.
Karolina yıllar boyunca hastaneye götürülmeye devam etti. Hatta uyanması için doktorlar tarafından elektrik akımı bile verildi. Çeşitli alanlardan tıp uzmanları, bu durumun uyku bozukluklarına dair geleneksel anlayışa aykırı olması nedeniyle şaşkına döndüler.
Karolina'nın annesi kızına banyo yaptırıp saçlarını yıkayarak bakmaya devam etti. İddiaya göre annesi Karolina'ya uyurken süt içiriyordu.
Karolina'yı muayene eden başka bir sağlık görevlisi onun komada olduğunu tespit etti. Yapabileceği hiçbir şey olmadığını fark eden doktor, İskandinavya'nın önde gelen tıp dergisinin editörüne bir mektup yazdı. Uzun uğraşlar sonrası ne yazık ki hiçbir yöntem Karolina'yı uyandıramadı. Ta ki 1908 yılına kadar...
Karolina'nın annesi 1905 yılında vefat etti ve genç kızın bakımını hizmetçisi üstlendi. Yıl 1908'e geldiğinde bir gün bakıcısı Karolina'nın odasından garip sesler geldiğini duydu.
32 yıl sonra uyanan kadın konuşamıyordu ve son derece güçsüz görünüyordu. Ağlamaklı bir şekilde bekleyen Karolina'nın uyuduğu süreye dair hiçbir şey hatırlamadığını ve kimseyi tanımadığı söyleniyordu.
46 yaşında uyanan Karolina'nın fiziksel görünümü son derece genç duruyordu. Kadını muayene etmek için eve akın eden doktorlar şok oldular.
İsveçli psikiyatrist Harald Fröderström, Karolina'nın travmatik bir olaydan kaynaklanan bir tür psikoz geçirmiş olabileceğine inanıyordu, ancak hikayesi bugüne kadar gizem ve entrikalarla dolu bir şekilde kalmaya devam etti.