Türkiye’de girişimci olmak ya da bir fikir üretip hayata geçirmeye çalışmak beraberinde sürekli açıklama yapma gerekliliğini de getirir. Özellikle aile yemeklerinde ya da kalabalık akraba ziyaretlerinde girişimcilik, çoğu zaman geçici bir heves gibi görülür. Henüz düzenli bir maaşın, sigortalı bir işin ya da sabit bir mesain yoksa hemen “Peki gerçek bir işe ne zaman başlayacaksın?” sorusu gelir.
Bir hayalini gerçekleştirmek için yola çıktığında en çok ihtiyacın olan şey moral ve destek. Ancak Türkiye’de girişimcilik gibi belirsizliğe dayalı bir yol seçtiğinde özellikle yakın çevrenden gelen bakışlar çoğu zaman cesaret verici olmuyor. "Niyetin iyi ama yazık olacak, zamanını harcıyorsun" anlamı taşıyan o sözler, çoğu zaman girişimciler için görünmez ama çok yıpratıcı duvarlar örer.
Girişimcilik çoğu zaman bir savunma haline dönüşür. “Neden böyle bir şey yapıyorsun?” ve “Bu alanda çok kişi var, senin farkın ne?” gibi sorular sonranlara karşı sürekli kendini savunman gerekir. Heyecanla paylaştığın bir proje, birdenbire bir savunma konuşmasına dönebilir. Bu durum zamanla seni yorar çünkü anlatmaktan çok, ikna etmeye çalıştığın bir döngüye girersin.
Sen hayalini hayata geçirmeye çalışırken sosyal medyada ya da sohbetlerde arkadaşlarının kurumsal başarılarına denk gelirsin. Maaş artışları, yurt dışı eğitimleri, kurumsal avantajlar… Bu kıyaslama, istemesen de sana yük olur. Başarın görünür olmadığı sürece de çevren seni başkaları gibi olmadığın için devamlı gizliden gizliye bir baskı yaratır.
Kurumsal işte çalışan biri için sabah nasıl geçecek, ay sonunda ne kadar maaş alınacak ya da yıl içinde hangi izinler kullanılacak çoğu zaman bellidir. Girişimciler içinse her sabah yeni bir bilinmezliğe uyanmak demektir. Yeni bir müşteri gelir mi, proje yürür mü, ödemeler zamanında yapılır mı gibi sorular sürekli akıldadır. Tam da bu belirsizlik ortamında ortaya çıkan ZerGO ise B2B sektöründeki satın alma süreçlerini daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirerek, alıcı ve satıcılar için daha net, hızlı ve verimli iş süreçleri sunuyor.
Bir kurumsal çalışanın performansı maaşı, terfisi ya da iş unvanıyla ölçülürken bir girişimcinin başarısı çoğu zaman dışarıdan görünmez. Ne kadar çabaladığın, ne kadar yol kat ettiğin ya da gelecekteki potansiyelin fark edilmez. Eğer anlık bir kazanç göstermiyorsan boşuna uğraştığına dair yorumlar hemen gelmeye başlar.
Türkiye’de birçok aile için hala en güvenli yol, masabaşı işler. Bu yüzden girişimcilik gibi riskli ve sonuçları belirsiz yollar, özellikle yaşça büyük aile bireyleri tarafından tedirginlikle karşılanır. Her sıkıntını paylaştığında son cümle genellikle aynı olur: “Sen yine de bir KPSS’ye gir.” İyi niyetli dahi olsa sürekli bu öneriyle karşılaşmak hayalinin değersizleştirdikleri gerçeğini de değiştirmiyor.
Girişimcilik yolunda bazen sadece manevi değil, maddi desteğe de ihtiyaç duyarsın. Ancak ailen ya da yakın çevrenin verdiği tepkiler genellikle net olmaz. Açıkça destek verilmez ama “Sen bilirsin” gibi tarafsız cümlelerle konudan uzak durulur. Bu pasiflik, desteklenmediğini ama aynı zamanda yalnız bırakıldığını da hissettirir. Üstelik bu belirsiz tavır, bazen açık bir hayırdan bile daha kırıcı olabilir.
Her yeni fikrini anlattığında destek değil sorgulamayla karşılaşırsın. “Bu işin garantisi var mı?” gibi sorular girişimciliğe uzak olanların ortak refleksidir. Oysa bir girişim zaten garanti değil; inanç, çaba ve sabırla ilerleyen bir süreçtir. Ama bu soruya tekrar tekrar maruz kalmak, sanki boş bir hayalin peşindeymişsin gibi hissettirir. Bu noktada güvenilir altyapısıyla satıcılar için Türkiye'nin dört bir yanından alıcılarla bağlantı kurma fırsatı, kurumsal fatura sistemi, banner alanı kullanımı gibi güven artıran özellikleriyle ZerGO, girişimcilerin “garanti” baskısıyla başa çıkmasına destek oluyor.
Girişimcilik yolculuğunda en çok yaşanan duygulardan biri de kendini ispatlama zorunluluğudur. Her yaptığın işin her attığın adımın, çevrendekilere bir anlam taşıması gerekir. Sürekli olarak bunun işe yarayacağını ya da vakit kaybı olmadığını göstermek zorunda kalırsın. Bu da seni zamanla yorabilir. Çünkü bazen işin gelişmesinden çok dışarıya açıklama yapmaya zaman ayırırsın.
Girişimci olmak, gün içinde birçok farklı şapkayı takmak anlamına gelir. Sabah müşteriyle görüşür, öğlen muhasebe işleriyle uğraşır, akşam sosyal medya yönetimi yaparsın. Tüm bu işlerin içinde kendi motivasyonunu ayakta tutmaksa her zaman kolay olmaz. Bazen tek başına çalışmak bazen de kimsenin yönlendirmemesi, zamanla içindeki enerjiyi tüketir. Bu yüzden ne zaman “Neden başladım ki?” sorusunu sormaya başlasan kendini yeniden ayağa kaldırman gerek!
Her girişim başarılı olmak zorunda değil ancak bir fikrin tutmadığında çevrenden gelen “Biz zaten anlamıştık olmayacağını.” ya da “Başından belliydi.” gibi cümleler, seni hem duygusal hem de psikolojik olarak yıpratır. Aslında bu geri bildirimler zaten destek olmak yerine seni durdurmak isteyenlerin bahanesinden başka bir anlam da taşımaz.