Türkiye'de AIDS'ten Ölüm Yüzde 20’den Yüzde 5’e Geriledi

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu, Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 1985’den 2013...

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu, Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 1985’den 2013 yılı Kasım ayına kadar toplam 7 bin 50 HIV (+) veya AIDS vakası bildirimi olduğunu açıkladı. 1990’lı yılların başında AIDS’li vakalar ile ölümlerin birbirine kıyaslandığında yüzde 20’ye varan oranlara ulaşıldığını kaydeden Torunoğlu, “Son yıllarda ilaç sayısındaki artış ve tıbbi müdahalede gösterilen hassasiyet sayesinde bu oran yüzde 5’lere geriledi. Takip ve tedavi imkanları ile artık HIV AIDS vakalar normal yaşamlarını idame eder hale geldiler.” dedi.Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından ‘1 Aralık Dünya AIDS Günü’ nedeni ile HIV/ AIDS yayılımını önleme çalışmaları kapsamında yürütülen çalışmalar ve toplumda duyarlılığın artırılması amacıyla basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya; Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal ve Pozitif Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Pınar Öktem, konuşmacı olarak katıldı. HIV enfeksiyonunun tüm yaş gruplarında görülebildiğini kaydeden Torunoğlu, “Hastalığın kesin tedavisi bulunmamakla birlikte uygulanan ilaç tedavileri ile HIV/AIDS hastalığından ölümler azalmaktadır. Bununla birlikte uygulanan ilaç tedavisi bulaşıcılığı da engellemekte, HIV(+) anne ve babadan, HIV(-) bebek doğabilmektedir. Ancak hastalığın aşısı bulunmamaktadır. Önlenebilir bir hastalık olan HIV/AIDS ile mücadelenin en etkili yolu, korunma önlemlerini uygulamaktır. Tek eşliliğin yanı sıra riskli cinsel temasta doğru kondom kullanımı, hastalığın cinsel yolla bulaşmasına karşı en güvenli ve basit korunma yollarıdır.” diye konuştu. DÜNYA GENELİNDE 1,6 MİLYON KİŞİNİN AIDS NEDENİYLE ÖLDÜĞÜ TAHMİN EDİLİYORBirleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı UNAIDS 2013 yılı raporuna göre; dünyada 2012 yılı içinde yaklaşık 2,3 milyon kişinin HIV’e yakalandığı, 35,3 milyon HIV taşıyıcısının bulunduğu ve 1,6 milyon kişinin AIDS nedeni ile öldüğünün tahmin edildiğini kaydeden Torunoğlu, “Ülkemizde ilk vaka 1985 yılında tespit edildi. 1986’da kan ve kan ürünleri HIV yönünden taranmaya başlandı. 1994 yılında HIV AIDS kodlu bildirimi gündeme geldi. 1996’da Ulusal AIDS Komisyonu oluşturuldu. 2007’de askere alınanlara üreme sağlığı eğitimi verildi. Gönüllü danışmanlık ve test merkezleri açıldı.” şeklinde konuştu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 1985’den 2013 yılı Kasım ayına kadar toplam 7 bin 50 HIV (+) veya AIDS vakası bildirimi olduğunu ifade eden Torunoğlu, “Ülkemizde de HIV/AIDS hastalığı konusundaki farkındalığın ve test imkânlarının artması ile birlikte, tanı alan HIV/AIDS vaka sayısında göreceli bir artış görülmektedir. Ancak Türkiye, hala dünyada HIV/AIDS açısından hastalığın az sıklıkta görüldüğü ülkeler arasında değerlendirilmektedir. Vakaların yaklaşık yüzde 73’ünü erkekler oluşturmaktadır. Enfeksiyondan en fazla etkilenenler 40-49 yaş arasındaki kişilerdir. Yıllar itibariyle ülkemiz açısından her yıl bir önceki yıla göre artış gösteriyor. Erkeklerde 35 yaş üzerinde bir artış eğilimi var, kadınlarda 25-29 arası bir artış söz konusu. Ülkemizdeki en önemli bulaşma yolu heteroseksüel cinsel ilişki, homoseksüel, biseksüel cinsel ilişki ve damar içi madde bağımlılığı olarak sıralanmakta. Vakaların üçte ikisi erkeklerden oluşmakta. Ülkemizde bildirimi yapılan HIV(+) vakaların yaklaşık yüzde 17’si yabancı uyrukludur. Yabancı uyruklu vakaların ülke sıralaması ise Ukrayna, Türkmenistan, Moldovya, Özbekistan ve Rusya olarak gerçekleşti.” açıklamasında bulundu. Torunoğlu, 1990’lı yılların başında vakalar ile ölümlerin birbirine kıyaslandığında yüzde 20’ye varan oranlara ulaşıldığını kaydederek, “Son yıllarda bu oran yüzde 5’lere gelişen takip ve tedavi imkanları ile artık HIV AIDS vakalar normal yaşamlarını idame eder hale geldiler.” dedi. Gönüllü danışmanlık ve test merkezlerinin 2007 yılından bu yana hizmet verdiğini kaydeden Torunoğlu, “6 merkez olarak hizmetlerimizi yürütüyoruz, bu sayıyı 20’ye çıkarmayı hedefliyoruz. HIV AIDS ile ilgili tanı ve tedavi rehberini oluşturduk. Yılda 7 milyonun üzerinde test yapıyoruz.” diye konuştu. Bireylerin ayırımcılık ve damgalanmaya uğramalarına engel olmak üzere, birimler tarafından yapılan bildirimlerin kodlu bir şekilde yapıldığını anlatan Torunoğlu, şunları söyledi: “Kişilerin bilgileri üçüncü kişiler ile kesinlikle paylaşılmamaktadır. Ülkemizde HIV ile enfekte kişilerin tedavileri, sosyal güvence kapsamında karşılanmaktadır. Sağlık sigorta kapsamında olmayan HIV/AIDS hastalarına sosyal durumları uygunsa yeşil kart sağlanmaktadır. Bakanlığımız, akademik çevreler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar ile işbirliği içinde, HIV/AIDS konusunda toplumsal duyarlılığın artırılması, Halkımızın HIV/AIDS hastalığının bulaşma yolları ve sağlıklı cinsel hayat konusunda bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi, kişilerin toplumda ayrımcılık ve damgalanmaya uğramalarının azaltması hatta ortadan kaldırılması, şüpheli teması olan kişilerin HIV/AIDS hastalığı, bulaşma, korunma yolları konusunda bilgilendirilmesi ve doğru yönlendirilmeleri için gönüllü danışmanlık ve test merkezlerinde ücretsiz danışmanlık ve test hizmetlerini sürdürmektedir.”İLAÇ SAYISI VE KULLANIMININ ARTMASI AIDS'İN KONTROL ALTINDA TUTULMASINI SAĞLADIHacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal ise hasta sayısının dünya genelinde azalmasına rağmen ülkemizde bu sayının giderek arttığını söyledi. HIV’in tedavisi konusunda önemli aşamalar katedildiğini belirten Ünal, “HIV’e karşı kullanılan ilaçlar kısıtlıydı ve yan etkileri fazlaydı. Yıllar içinde etkinliği yüksek, yan etkileri azaltılmış yeni ilaçların gelişi ile virüsün vücutta yaptığı etkiyi göstermeden hasar meydana gelmeden tedaviye başlamak önemli. Geçen yıllarda HIV AIDS ölümcül bir hastalıkken günümüzde tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmiştir. Belli ilaçları kullanır ve doktorunuzun tavsiyelerine uyarsanız normal yaşamınızın sürdürebilirsiniz. Ölüm oranlarımız giderek düşüyor. Geçmiş dönemde 30’lu, 40’lı yaşlarda ölen vakalar artık başka hastalıklarla uğraşıyor. Hİv virüsünün kendisi vücutta bir iltihaplanmaya yol açarak yaşlanmayı hızlandırıyor. Bu hastaların diyabet, kolestrol, damar sertliği ve virüsün yol açtığı diğer hastalıklarla uğraşıyoruz.” açıklamasında bulundu. HIV AIDS tedavisinde geçmiş dönemlerde 4-5 ilaç varken, artık bu rakamın 30-35 ilaca yükseldiğini kaydeden Ünal, şöyle devam etti: “Bu hastalıkta en az üç ilaçla tedavi ve tedaviye yüksek düzeyde uymak gerekiyor. Bunların yapılması ile birlikte artık bu hastalık hayat boyu olacak hale geliyor. Eskiden pek çok tablet damardan veya kalçadan yapıyorduk. Artık bunların yerine 3 değişik ilacı bir ilaca kombine edilmesi ile tek ilaç kullanımı sağlanabiliyor. Bunun sayesinde ilacı kullanma kolaylığı ile hasta uyumu sağlanıyor. Çoklu tablette birini alıp diğerini unutabiliyordu hasta. İlaç unutulduğunda dirençle karşılaşan hasta daha da zorlanıyordu. Tedavide kullanılacak ilaç sayısının ve kullanımının artması sonucu hastalık kontrol altında tutularak uzun süre yaşama imkanı tanınıyor.” "BAZI YENİ İLAÇLARIN HENÜZ ÜLKEMİZDE OLMAMASI TEDAVİYİ AKSATAN SORUNLARDAN BİRİ"Pozitif Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Pınar Öktem ise gönüllü olarak test yaptırma alışkanlığının bulunmadığını dile getirdi. İnsanların kendini risk altında görmemesi, sağlık kurumlarında ayrımcı davranışlar gibi nedenlerden dolayı insanların test yaptırma konusunda hassa davranmadığını vurgulayan Öktem, HIV’in geç öğrenilmesi nedeniyle geç tanı ve geç tedaviye ulaşıldığını vurguladı. Erken tanı ve erken tedavinin HIV bulaşmasının önüne geçecek en önemli etkenlerin başında geldiğini hatırlatan Öktem, şunları söyledi: “Bu nedenle gönüllü tanı ve test merkezleri yaygınlaştırılmalı. Tedavi konusunda ülkemiz yüksek bir noktada. Orta gelir grubu ülkelerde en yüksek sıralamadayız. Sosyal güvenceden yoksun olmama durumu bulunuyor. Etkin tedavi yöntemlerimizi sayesinde anneden bebeğe HIV bulaşma oranları çok çok düşük. Tüm bu olumlu boyutların yanı sıra bazı olumsuzluklar yaşanıyor. Sosyal güvencesi olmayanların tedaviye zamanında başlayamaması nedeniyle büyük sıkıntılar yaşanabiliyor. Bazı yeni ilaçların henüz ülkemizde olmaması, hekimlerin dile getirdiği tedaviyi aksatan sorunlardan biri.

Reklam
Reklam

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: