Bilim insanları, insan ömrünün doğum ayıyla ilişkili olup olmadığını inceleyen dikkat çekici bir araştırma gerçekleştirdi.
Çalışma kapsamında ABD'de 1880-1895 yılları arasında doğmuş, 100 yaşına ulaşan 1.574 kişinin verileri incelendi. Araştırmaya ayrıca bu kişilerin 100 yaşına ulaşamayan 10 bin 885 kardeşi ile 1.083 eşi de dahil edildi. Böylece genetik faktörlerin, çocukluk koşullarının ve yaşam boyunca maruz kalınan çevresel etkenlerin sonuçlar üzerindeki olası etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı.
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu eylül, ekim ve kasım aylarında doğanlarda ortaya çıktı. Aynı ailedeki kardeşlerin karşılaştırıldığı analizde, sonbaharda doğan kişilerin mart ayında doğanlara kıyasla 100 yaşına ulaşma olasılığının daha yüksek olduğu görüldü. Araştırmacılar bu ilişkinin farklı yaş grupları hesaba katıldığında da benzer şekilde devam ettiğini belirtiyor.
Çalışmadaki 100 yaşını aşmış kişilerin doğum aylarına bakıldığında da eylül, ekim ve kasım aylarının öne çıktığı görüldü. Mart, mayıs ve temmuz doğumlular ise bu grupta beklenenden daha düşük oranda temsil edildi.
Kardeşlerin tamamının değerlendirildiği modelde mart ayı referans kabul edildiğinde, 100 yaşına ulaşma olasılığı eylül doğumlularda yaklaşık 1,44 kat, ekim doğumlularda 1,43 kat, kasım doğumlularda ise 1,51 kat olarak hesaplandı. Ancak bunların mutlak yaşam süresi farkları değil, araştırmanın kendi örneklemindeki göreli olasılık oranları olduğunu belirtmek gerekiyor.
Araştırmacılar, 100 yaşına ulaşan kişileri eşleriyle karşılaştırdıklarında da benzer bir tabloyla karşılaştı. Bu analizde ekim ve kasım doğumluların, nisan ayında doğanlara kıyasla 100 yaşına ulaşma olasılıklarının daha yüksek olduğu görüldü.
Araştırmacılara göre mesele elbette takvimde yazan ayın kendisi değil.
Doğum ayı anne karnında ve yaşamın ilk dönemlerinde karşılaşılan beslenme koşulları, sıcaklık, güneş ışığı ve enfeksiyonlara maruz kalma gibi çevresel faktörlerin bir göstergesi olarak kullanılabiliyor. Özellikle çalışmaya konu olan insanların 19. yüzyılın sonlarında dünyaya geldiği düşünüldüğünde bu ayrıntı önem kazanıyor.
Araştırmacılar, sonbaharda doğan kişilerin yaşamlarının ilk ayında aşırı sıcak ve aşırı soğuktan daha az etkilenmiş olabileceğini, o dönemde yaygın olan bazı mevsimsel enfeksiyonlarla daha az karşılaşmış olabileceklerini ve gebeliğin son dönemindeki anne beslenmesinin de avantaj sağlamış olabileceğini değerlendiriyor. Ancak bunlar gözlenen ilişkinin olası açıklamaları; çalışmanın kanıtladığı doğrudan nedenler değil.
Bilim insanları doğum mevsiminin etkisinin daha sonraki yıllarda doğan kuşaklarda zayıfladığını tespit etti. Araştırmacılar bunun zaman içerisinde beslenme ve hijyen koşullarının iyileşmesiyle ilişkili olabileceğini düşünüyor. Ayrıca doğum ayının etkisi, 100 yaşına ulaşmadaki farklılıkların yalnızca küçük bir bölümünü açıklıyor.
Araştırmacılar analizlerinde bu etkinin yaklaşık yüzde 2'lik bir varyansı açıkladığını ve insan ömrünün çok sayıda faktörden etkilendiğini özellikle vurguluyor.
Dolayısıyla çalışma, “Kasım ayında doğduysanız 100 yaşına kadar yaşayacaksınız” anlamına gelmiyor. Bulgular daha çok, anne karnındaki dönemden yaşamın ilk aylarına kadar karşılaşılan çevresel koşulların insan sağlığı üzerinde onlarca yıl sonra bile iz bırakabileceği fikrini destekliyor.