706 gün boyunca dağı deldi: İki ülkeyi birbirine bağladı

Avusturya ile İtalya arasındaki Brenner Base Tunnel projesinde tarihi bir aşama daha tamamlandı. 'Wilma' adlı tünel açma makinesi, 706 gün süren kazı çalışmasının ardından Alpler’in 1.400 metre altında karşı taraftan ilerleyen ekiple buluştu.

Avrupa’nın en büyük altyapı projelerinden biri olan Brenner Base Tunnel’da önemli bir dönüm noktası geride kaldı.

'Wilma' adı verilen dev tünel açma makinesi, 706 gün boyunca aralıksız ilerleyerek yaklaşık 7,5 kilometrelik Alp kayasını deldi ve Avusturya ile İtalya sınırının iki tarafından kazı yapan ekipleri yerin derinliklerinde buluşturdu.

Reklam
Reklam

Tarihi buluşma 25 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleşti. Projeden sorumlu BBT SE'nin açıklamasına göre Wilma, 18 Eylül 2024 tarihinde Pfons ile Brenner arasındaki H53 inşaat bölümünde kazıya başlamıştı.

İki kazı ekibinin yer altında buluştuğu nokta, Geigenspitze Dağı'nın yaklaşık 1.408 metre altında bulunuyor.

ALPLER’İN ALTINDA 55 KİLOMETRELİK DEV BAĞLANTI

Son bağlantının tamamlanmasıyla birlikte Brenner Base Tunnel’ın batı tüpünde kesintisiz bir hat oluşturuldu. Sill Gorge yakınlarındaki Innsbruck'tan başlayarak Güney Tirol'deki Fortezza'ya kadar uzanan ana tünel galerilerinin toplam uzunluğu 55 kilometreye ulaşıyor.

Proje tamamlandığında Avrupa'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki demiryolu ulaşımında önemli bir değişim yaşanması bekleniyor.

AVRUPA'NIN EN YOĞUN ALP GEÇİŞLERİNDEN BİRİ

Brenner Geçidi, Orta Alpler'in en alçak geçiş noktalarından biri olması nedeniyle yüzyıllardır Avrupa'nın kuzey-güney ulaşımında kritik bir rol oynuyor.

Reklam
Reklam

Geçmişte ticaret yollarının kullandığı bölge, 20. yüzyılda özellikle ağır vasıta taşımacılığının en yoğun koridorlarından birine dönüştü.

Bu durum ise Avusturya ve İtalya tarafındaki Alp vadilerinde yaşayanlar için uzun kamyon kuyrukları, gürültü, hava kirliliği ve yoğun trafik anlamına geliyor.

Brenner Base Tunnel projesinin temel hedeflerinden biri de yük taşımacılığının önemli bir bölümünü karayolundan demiryoluna kaydırmak.

DAĞA TIRMANMAK YERİNE ALTINDAN GEÇMEK

Projenin en büyük avantajlarından biri, trenlerin Alpler'i aşmak yerine dağın altından neredeyse düz bir hat üzerinde ilerleyebilmesi.

Dik eğimlerde hareket eden trenlerin daha fazla enerjiye ve lokomotif gücüne ihtiyaç duyduğu, daha az yük taşıyabildiği belirtildi. Buna karşılık daha düz bir demiryolu hattı, daha uzun ve ağır yük trenlerinin daha düşük enerji tüketimiyle çalışmasına olanak sağlıyor.

Reklam
Reklam

Bu nedenle Brenner Base Tunnel yalnızca ulaşım süresini değil, Avrupa'daki yük taşımacılığının enerji maliyetlerini de azaltmayı hedefliyor.

İKİ FARKLI ÜLKEDEN İLERLEYEN EKİPLER YER ALTINDA BULUŞTU

Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise iki farklı noktadan başlayan kazıların kilometrelerce sonra büyük bir hassasiyetle birleşmesi.

Avusturya ve İtalya tarafındaki ekipler, farklı bölgelerden Alp kayalarının altına doğru ilerledi. Yer altında, gün ışığından ve doğrudan görüşten tamamen uzak şekilde çalışan ekiplerin aynı noktada buluşabilmesi için son derece hassas ölçüm ve yönlendirme teknolojileri kullanıldı.

Tünel mühendisliğinde bu tür çalışmalar, sürekli yapılan jeodezik ölçümler ve güzergâh hesaplamalarıyla kontrol ediliyor.

Ancak Alpler'in altındaki zemin koşulları her noktada aynı değil. Tünel açma makineleri sert kaya katmanları, kırıklı zeminler ve basınçlı yer altı sularının bulunduğu alanlardan geçmek zorunda kalabiliyor.

Reklam
Reklam

Bu nedenle makinelerin hızı ve kullanılan destek sistemleri, zeminin yapısına göre sürekli değiştiriliyor.

WİLMA YALNIZ DEĞİL: DEV MAKİNELER AYNI ANDA ÇALIŞIYOR

Brenner Base Tunnel projesinde yalnızca Wilma görev yapmıyor. 'Olga' adlı bir başka dev tünel açma makinesi de ana tünel hatlarında paralel olarak çalışmalarını sürdürüyor. Bu büyüklükteki altyapı projelerinde birden fazla tünel açma makinesi, farklı inşaat etaplarında aynı anda çalışıyor.

Projenin tamamlanma takvimi ise bu farklı kazı bölümlerindeki çalışmaların eş zamanlı ilerlemesine bağlı.

BİR NESİLDEN DİĞERİNE AKTARILAN DEV PROJELER

Brenner Base Tunnel gibi mega projelerin en dikkat çekici özelliklerinden biri de inşaat süreçlerinin onlarca yıl sürmesi.

Fizibilite çalışmalarından izin süreçlerine, kazı faaliyetlerinden ray döşemeye, sinyalizasyon sistemlerinden test aşamalarına kadar geçen süre bazen mühendislerin tüm kariyerini kapsayabiliyor.

Reklam
Reklam

Projeyi planlayan ekip ile ilk trenin tünelden geçtiğini gören ekiplerin aynı kişiler olmaması, bu tür altyapı yatırımlarında sık karşılaşılan bir durum.

Ayrıca projelerin hükümet değişiklikleri, ekonomik krizler ve siyasi önceliklerdeki değişimlere rağmen sürdürülebilmesi için uzun vadeli uluslararası finansman ve devletler arası anlaşmalar büyük önem taşıyor.

TÜNELİN DELİNMESİ, TRENLERİN HEMEN ÇALIŞACAĞI ANLAMINA GELMİYOR

25 Ağustos'ta gerçekleşen buluşma projenin önemli bir aşamasını temsil etse de tünelin hizmete hazır olduğu anlamına gelmiyor.

Kazı çalışmalarının tamamlanmasının ardından tünel kaplamaları, drenaj sistemleri, kalıcı demiryolu hatları, elektrik altyapısı, havalandırma ve sinyalizasyon sistemlerinin kurulması gerekiyor.

Bunun ardından uzun sürecek güvenlik ve operasyon testleri yapılacak.

Reklam
Reklam

Yani yer altında iki ekibin buluşması sembolik açıdan tarihi bir an olsa da yolcu ve yük trenlerinin tünelden geçebilmesi için hala önemli çalışmalar bulunuyor.

HEDEF: KAMYONLARI YOLDAN DEMİRYOLUNA TAŞIMAK

Projenin arkasında çevresel nedenler de bulunuyor. Demiryolu taşımacılığının, ton başına taşınan yük miktarı dikkate alındığında karayolu taşımacılığına göre daha düşük enerji tüketimi ve emisyon avantajı sunduğu belirtildi.

Özellikle dar Alp vadilerinde yoğun kamyon trafiğinin oluşturduğu hava kirliliği bölge halkını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle Avusturya, Brenner koridorundaki ağır vasıta trafiğine yönelik çeşitli kısıtlamaları uzun süredir uyguluyor.

Brenner Base Tunnel'ın tamamlanmasıyla birlikte Avrupa'nın en yoğun kara yolu koridorlarından birindeki yük trafiğinin önemli bir bölümünün demiryoluna aktarılması hedefleniyor.

Reklam
Reklam

706 GÜNÜN SONUNDA GELEN TARİHİ BULUŞMA

Yer altında geçirilen 706 günün ardından iki kazı ekibinin Alp kayalarının altında buluşması, projenin en sembolik anlarından biri oldu.

Yıllarca süren hesaplamalar, mühendislik çalışmaları, finansman planları ve binlerce kişinin emeği, sonunda Avusturya ile İtalya'yı yerin 1.400 metre altında birbirine bağlayan somut bir noktada birleşti.

Duvarın iki tarafından ilerleyen ekiplerin sonunda karşı karşıya gelmesi ise Avrupa'nın en büyük mühendislik projelerinden birinde yeni bir dönemin başladığını gösterdi.

Görsel kaynak: Wikipedia

Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: