Başlamadan sosyal medyayı salladı

Mafya ve aşk hikayesini konu alan atv'nin yeni dizisi 'Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz' sosyal medyada gündeme oturdu.

Merakla beklenen dizi daha yayınlanmaya başlamadan tüm medya platformlarında rekora koşuyor.

Raci Şaşmaz'ın yapımını üstlendiği, başrollerini Oktay Kaynarca ve Deniz Çakır'ın paylaştığı dizinin tanıtımları Facebook, Twitter, YouTube fan sayfalarında 20 günde 1 milyon kez tıklandı. Sosyal paylaşım sitelerinde yoğun ilgi görmeye devam eden dizinin haberleri ilk günden bu yana binlerce yorum ve beğeni aldı. Oyuncu kadrosunda; tiyatro dünyasının başarılı isimlerin yer aldığı dizi, ilginç senaryosu ve hareketli kurgusuyla Eylül'den itibaren izleyiciyi atv ekranına bağlayacak.

İŞTE DİZİNİN KONUSU:

Çocuk denecek yaşta girdiği yeraltı dünyasının tepesine doğru tırmanmakta olan Hızır Çakırbeyli ve ailesinin hikâyesi anlatılmaktadır. Yeraltı dünyasına giren her adam haksızlıklara başkaldırmaya yemin eder. Güçlenip zenginleştikçe kendisi bu haksızlıkların kaynağı olur… Bunu kimse konuşmaz, dillendirmez ama işlediği cürümlerin kefareti olarak hayırsever bir insana dönüşür… Hepsinin güdüsünde zenginden alıp fakire vermek vardır… Güç odaklarına karşı güçsüzleri korumak misyonlarıdır… Ta ki öfkelerine yenik düşene kadar… Öfke geldiğinde göz kararır, akıl gider, denge kaybolur. Güçlü ile güçsüz ayrımı yapılmaz…


Yeraltı dünyasının her ferdinin ideali bir gün saygın bir işadamı olmaktır… Gerçek gücün parada, makam ve mevkide olduğunu bilirler… Hayatları daha güçlünün, özgürlükleri ise devletin iki dudağı arasındadır. Bu yüzden çoğu inançlıdır, yarınları yoktur, bugünü yaşarlar… Bu ailenin kadınlarının ise dünleri yoktur, bugünlerinin geçici olduğunu bilirler; yarın için mücadele eder dururlar. Yeraltı dünyasını büyük bir aile gibi düşünmek gerekir… Ailenin erkekleri eve para getirmek durumundayken, kadınları bu paranın kaynağını sorgulamaz… Sıradan bir aile gibi, içine düşülen dünyanın bir tercih olmadığı bir kader olduğuna inanılır… İyi ya da kötü…


Bir maden işçisinin eşi ya da kızı yahut annesi onun maden işçiliğinden kurtulması için nasıl dua ederse, yeraltı dünyasından çıkmak için bütün mücadelelerini yaparlar ama sahip oldukları güçten de kolaylıkla vazgeçemez… Ele avuca sığmaz erkeklerin hayatında bu güçlü kadınlardan olmasa asla ehlileşemeyeceklerdir… Vicdanı ve merhameti hatırlamayacaklardır… Öyle ya erkekler dünyası vahşidir, acımasızdır. Kibre gurur derler, güce hak derler, kadına namus derler… Eşlerini aldatırlar mı? Asla… Onlar gizli bir şey yapmazlar ki bu ihanet olsun? Bu ailenin mensupları yediden yetmişe bilgedir; ama asla arif değil… Sezgileri çok güçlüdür, tehlikenin nereden geleceğini daima bilirler lakin korkusuz olmak zorundadırlar… Aynı zamanda zeki… Çünkü yürüdükleri yolda, kâh av olurlar kâh avcı… Hızır Çakırbeyli tüm bu anlatılanlardan farklı olarak sevda adamıdır… Sevmekten hiç kaçmaz… Sevilmeyi de pek sever… Hayatındaki tüm kadınların odağında olmak ister; annesi, karısı, kızı ve sevgilisinin…

Kardeşini, oğlunu, yeğeninin ve ailesinin diğer fertlerini de canından aziz tutar, onlar için fedakâr bir babadır… Vefakâr bir dosttur… Vazgeçilmez bir ağabeydir. Adil ve cömert bir reistir… Bu özellikleri onun sonu olacak yerde Hızır'ı yeraltı dünyasında da yüceltir… Sözüne güvenilir, daima iş yapılır bir adam haline gelmişken devletin radarına takılır… Devlet "bazı" gayrımeşru faaliyetleri kontrol etmek için ondan iyi bir aday olmadığını düşünür… Bu Çakır'a en büyük olma teklifidir… Teklif öyle iki tarafı keskin bir kılıçtır ki, kabulü halinde "mafya" ailesine ihanet, reddi hali ise ebediyen mahkûmiyettir… İki kişinin bildiği sır değildir demiştik ya, bu gizli teklif gizli kalmaz… Devletin, Hızır Çakırbeyli'ye koltuğunu vaat ettiğini farkeden büyük patron Ünal Kaplan, etrafını ihanetle örülü bir ağla çevirir… Hızır Çakırbeyli'nin özel hayatı da dalgalıdır… Birkaç yıl önce sevdalandığı mimar Nazlı'nın hamile olduğunu eşi Meryem öğrenir ve bu çocuğun doğmasına asla izin vermeyecektir… Çakır ise iki çocuktan fazlasını istemektedir. Onun için boşanmak bir opsiyon mudur? Hayır tabii ki… Bu gerçeği bilen her iki kadın için savaş bir erkeği paylaşamamak değil hayatta kalma mücadelesi olacaktır. Bütün bu çatışmaların belki biraz hafifi ama hepsi sıradan bir ailede yok mu?