TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Bizim demokrasimizde 3 tane açık va; biri hukuk, biri ahlak, birisi ise kültür açığıdır. Herkes, cari açık, bütçe açığı falan... Onları kapatırız, onlar kolay meseleler. Zaten oradaki açıkların bir kısmı buradaki kaçıklardan geliyor. Bu kaçıkları doğru dürüst, belli bir noktaya getirebilseydik, bu kadar sıkıntı olmazdı, demokraside bu kadar kalitesizlik olmazdı" dedi.
Disiplinler arası bir yaklaşım ve anlayış içinde Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Konferans Salonu'nda düzenlenen, kamu etiğine ilişkin kuram, politika ve uygulamaların tartışılacağı 2. Kamu Etiği Kongresi'nin açılışına TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile siyaset bilimciler, akademisyenler ile ilgililer katıldı.
Kongrenin açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Çiçek, "Etik zor bir konudur. Konuşurken zülf-i yare dokunursanız epey sıkıntı çıkar. Çok da kolay bir şey değil. Kimse bunun üzerine toz kondurmuyor. Bizim toplumumuz genelde konuşurken doğruyu konuşur, özele geldiği zaman 'bir çıkış yolu yok mu' der. Bu anlayışın temelinde de siyaset kurumu vardır" dedi.
"SENDEN YARDIM İSTEDİK, BİZE VAAZ VERMEYE BAŞLADIN"
Adalet Bakanı olduğu dönemde yaşadığı bir hatırasını anlatan Çiçek, şöyle devam etti: "Camiden çıkıyorum, arkadan birisi 'ağabey, bakanım' diye bağırıyor. Döndük, birisi geliyor. O tarihte de biz engellilerle ilgili Ankara'da bir imtihan yapıyoruz. 'Buyur hoşgeldin' dedik. 'Ağabey, benim çocuk yarın Ankara Adliyesi'nde imtihana giriyor' dedi. 'Giriyorsa hayırlı olsun, İnşallah kazanır' dedim. O da 'yok, senden destek istiyorum, onun için geldim' dedi. Az önce hoca efendi içeride bir ayet okudu: 'Allah adaleti ve iyilik yapmayı emreder.' Bu ayet, üzerinde 5 dakika tesir etmiyor demek ki arkadaş koşa koşa geliyor. 'İçeride bu ayeti dinledik, sen bu torpili Adalet Bakanından istiyorsun, torpil yapacak olan da bir adalet kurumu. Ben bunun neresini düzelteyim' dedim. O da 'abi senden yardım istedik, bize vaaz vermeye başladın' dedi. Bu istisnai bir durum değil, aslında acınacak bir durumu ifade ediyor."
"AHLAK VE KÜLTÜR KANUNLA DÜZELTİLEMEZ"
Çiçek, vatandaşlarda işlerin adalete uygun olarak, haksızlık, hukuksuzluk yapılmadan değerler çerçevesinde yapıldığı kanaatin uyanması durumunda devlete ve siyaset kurumuna güvenin artacağına dikkat çekti. Türkiye'de toplum olarak demokrasi alanındaki eksikleri gidermek adına çalışma yapıldığını dile getiren Çiçek, "Buna rağmen demokrasi standardını yükseltebiliyor muyuz. Burası halen şüpheli. Şunu görmemiz lazım ileri demokrasilerde, demokrasinin üç tane ayağı var; bunlardan bir tanesi hukuk alt yapısıdır, ikincisi kültür, üçüncüsü de ahlak alt yapısıdır. Demokrasimizin hukuk alt yapısı noktasında önemli mesafeler kat ettik, önemli düzenlemeler yaptık ve en kolay da bu alandaki düzenlemelerle eksikliğimizi giderebiliriz. Konunun ahlak ve kültür boyutuna gelince bu kanunla düzeltilecek bir husus değildir. Bu tepeden tırnağa toplumsal bir eğitimdir. Bu olmadığı taktirde demokrasi eksik olur. En ileri ülkenin anayasasını tercüme edin, getirin, en ileri demokrasiyi benimsemiş ülkelerin temel yasalarını getirin, Türkiye'de uygulamaya koyun. Yine de bu demokrasi eksik olur, kalitesinde ciddi sıkıntılar olur, işin ahlak ve kültür boyutunu göz ardı ettiğimiz sürece" ifadelerini kullandı.
"MECLİS 'KANUN FABRİKASI'NA DÖNDÜ"
"Kültür ve ahlak noktasındaki eksikliğimizi kanun çıkararak, çözmeye çalışıyoruz" diye konuşan Çiçek, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin yaşadığı garipliklerden bir tanesi budur. Onun için Meclis kanun fabrikasına döndü, gece yarılarına kadar kanun çıkarıyoruz. Aslında bu kadar çok kanun çıkarmak gerekiyor mu, acaba bu kadar çok tebliğ yayınlamak gerekir mi, vergi kaçırmayın anlamında hiç durmadan, arka arkaya Maliye Bakanlığı tebliğ yayınlıyor. Bu kadar çok tebliğ yayınlayan ileri demokrasilerde bir Maliye Bakanlığı, bir hükümet var mı, bunu yapanlar, bu işin yanlış olduğunu bilmiyor mu, bu işin ahlaki olmadığını bilmiyor mu?. Neredeyse çıkardığımız her özel yasada bir ceza hükmü koyuyoruz. Eğer çıkardığınız her yasaya bir ceza hükmü koyuyorsanız, işin ahlak ve kültür boyutu eksik olduğu için bunun olumsuz yansımalarını ceza hükmüne bağlayarak çözmeye çalışıyoruz. Onun için başka ülkelerde 3-5 bin kanunla çok güzel bir düzen kurulurken, bizim ülkemizde 30-40 bin kanunla şey kuramıyoruz. Kanun çıkarıyoruz, bir hafta sonra, 15 gün sonra, bir ay veya bir sene sonra yeni baştan değiştirmek lüzumunu duyuyoruz. Elbette ki kanunların yapılışında bir takım eksiklikler, aksaklıklar var. Ama doğrusunu isterseniz en büyük aksaklık söylediğim iki taraftaki açıktır. Bizim demokrasimizde 3 tane açık var; biri hukuk, biri ahlak, birisi ise kültür açığıdır. Herkes, cari açık, bütçe açığı falan... Onları kapatırız, onlar kolay meseleler. Zaten oradaki açıkların bir kısmı buradaki kaçıklardan geliyor. Bu kaçıkları doğru dürüst, belli bir noktaya getirebilseydik, bu kadar sıkıntı olmazdı, demokraside bu kadar kalitesizlik olmazdı. Demokrasi sadece seçim ve sandıktan çıkan, hükümet ve parlamentodan ibaret değildir, bunun ötesinde bir şey söylemeye çalışıyorum."
"KOLU KIRIP, YENİ İÇİNDE BIRAKMAK DOĞRU BİR YAKLAŞIM DEĞİL"
Meslek dayanışmasının etik değerlerin ötesine geçtiğini belirten Çiçek, "Kol kırılır, yen içinde kalır' diye bir sözümüz var. Bu söz, daha çok aile hayatı içinde geçerlidir ve aile ile sınırlıdır. Devlet ve toplum hayatı bakımından 'kolu kırıp, yeni içinde bırakmak' çok doğru bir yaklaşım değildir. Mühim olan devlet hayatında, toplum hayatında kolu kırmamaktır. Kırdıktan sonra nerede kalırsa kalsın" şeklinde konuştu. Deprem olaylarının toplumdaki meslek mensuplarının ne tarafta olduğunu gösterdiğini söyleyen Çiçek, "Demek ki Türkiye'de etik değerlerin korunması noktasında meslek örgütleri yeteri kadar sorumluluk almıyor. Tam tersi meslek dayanışması, Türkiye'de bir takım haksızlıkların, hukuksuzlukların örtülmesi noktasında öne geçiyor. En önemli mevkilerdekilerin bile 'meslek dayanışması' adı altında neyi, nasıl yaptıklarını herkes görüyor, biliyor" dedi.
Etik değerlerin korunmasının, yaşanmasının ve hayat tarzı haline gelmesinin bir yasak konusu olmadığına dikkat çeken Çiçek, "Bu konuda çıkarılması gereken yasalar varsa çıkarırız, çıkarıyoruz. En kolayı da budur ama bunun bir eğitim, kültür ve kampanya mesele olduğunu görmemiz gerekir" diyerek sözlerini tamamladı.
Kamu etiği alanına açılım kazandıran kuramsal çalışmalarla, alan araştırmalarına ve kamu yönetimindeki uygulayıcıların deneyimlerini yansıtan iyi uygulama örnekleri için sağlıklı bir tartışma platformu olma amacıyla düzenlenen 2. Kamu Etiği Kongresi, 27-28 Mart tarihlerinde TODAİE'de yapılacak. Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden siyaset bilimci ve akademisyenleri katıldığı kongrede, "Kamu etiği alanında kuramsal tartışmalar", "Yönetim- bürokrasi ve etik", "Örgütlerde etik dışı uygulamalar: Kamuda yolsuzluk ve rüşvet", "Yerel yönetimler ve etik", "İşyerinde psikolojik taciz (mobbing) ve insan hakları" ile "Sosyal yapı ve kamu etiği" gibi konularda konferanslar düzenlenecek.
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz