Dünya bir bir adım attı: Türkiye'de mesai süresi değişecek mi?

Dünyada pek çok ülkede mesai saatleri kısalıyor. Peki, Türkiye'de de 45 saatlik mesai değişecek mi? SGK Başuzmanı İsa Karakaş değerlendirdi.

Katı çalışma saatlerinin birer birer terk edildiğini, yalnızca Avrupa ülkeleri ve gelişmiş ülkelerin değil birçok ülkenin mesainin kısaltılması yönünde adım attığını ve atmakta olduğunu vurgulayan SGK Başuzmanı Karakaş, geçtiğimiz günlerde en son Brezilya'nın da haftalık çalışma saatlerini 44 saatten 40 saate düşüren ve çalışanlara ücret kesintisi yapmadan haftada 2 gün izin hakkı tanıyan anayasa değişikliğini yaptığı belirtti.

Reklam
Reklam

Türkiye Gazetesi'ndeki yazısında Karakaş, "Gelişmiş dünya, emeğin miktarını değil, niteliğini ve verimini öne çıkaran yeni bir döneme adım attı. Sıra bizde. Bizim çalışanlarımız da fazlasıyla hak ediyor" ifadelerini kullandı.

DÜNYADA TARİH BOYUNCA ATILAN ADIMLAR VE ÇALIŞMA SÜRELERİ

Tarih boyunca atılan adımların, insanca yaşama arayışının durdurulamaz bir nehir gibi aktığını kanıtladığını belirten Karakaş, dünyadaki başlıca yasal düzenlemelerin bunu gözler önüne serdiğini vurgulayıp şunları sıraladı:

"1919 (Milletlerarası Çalışma Teşkilatı-ILO): Günde 8, haftada 48 saat sınırı getirilerek ilk beynelmilel standart çizildi.
1935 (ILO): 40 saatlik çalışma hedefi küresel bir tavsiye kararı olarak benimsendi.
1936 (Fransa): Halk Cephesi reformlarıyla haftalık 40 saatlik çalışma yasal güvenceye kavuştu.
1938 (ABD): Adil Çalışma Standartları Yasası (FLSA) kabul edilerek haftalık sınır 40 saat olarak tescillendi.
1998-2000 (Fransa): Aubry Yasaları ile haftalık çalışma süresi 35 saate çekildi.
2015-2019 (İzlanda): Haftalık 35-36 saatlik uygulama denendi; verimin düşmediği, aksine çalışan sağlığının düzeldiği kanıtlandı.
2021-2026 (Kolombiya): Kabul edilen kanunla haftalık 48 saatlik mesai adım adım 42 saate indirildi.
2023 (Şili): 45 saatlik sürenin kademeli olarak 40 saate düşürülmesi yasalaştı.
2026 (Meksika): Anayasal düzenlemelerle 48 saatin kademeli olarak 40 saate indirilmesi süreci başlatıldı.
2026 (Brezilya): Brezilya Kongresi tarihi bir kararla anayasayı değiştirdi. Çalışma süresi 44 saatten 40 saate düşürüldü, maaş kesintisi olmadan haftada 2 gün dinlenme hakkı tescil edildi"

Reklam
Reklam

TÜRKİYE'DEKİ TABLO

Karakaş Türkiye'deki durumu da aktarıp "Dünya insani standartları yukarı taşırken ülkemizde tablo durağandır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi hükmü açıktır: 'Haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir'" dedi.

6 gün çalışılan yerlerde günlük 7,5 saat, 5 gün çalışılan yerlerde 9 saate varan mesailer uygulandığını belirten Karakaş, bu sınırın uzun süreden beri değişmediğini kaydetti.

ÇALIŞMA SAATLERİ KARŞILAŞTIRMASI

Devamında Karakaş, şu karşılaştırmayı yaptı:

"Avrupa Birliği: (35-40 saat) arasındadır.
İzlanda (35-36 saat, Avustralya (38 saat)
Japonya-G. Kore-Şili, Brezilya (40 Saat)…
Türkiye’de ise hâlen (45 Saat)"

YENİ DÜZENLEME VURGUSU

Haftalık 45 saatlik çalışma süresini düşürmenin bir lüks ya da tembellik talebi olmadığını belirten Karakaş, "Bu adım, toplumsal, ekonomik ve insani açılardan kaçınılmaz bir zorunluluktur" dedi.

Reklam
Reklam

Uzun çalışma saatlerinin kronik yorgunluğa, tükenmişliğe ve ağır strese yol açtığını vurgulayan Karakaş, "Yorgun bir beden ve zihin, iş kazalarına açık davetiye çıkarır. 'Sağlık candan önce gelir' derler; bedeni tükenen bir toplumun üretim çarklarını döndürmesi imkânsızdır. Ayrıca; çok çalışmak, çok üretmek anlamına gelmez. Saatlerce masada ya da tezgâh başında yorulmuş bir çalışanın verimi dip yapar. İzlanda ve Fransa örnekleri göstermiştir ki: Dinlenen zihin, verimli iş üretir. Sürenin kısalması maliyeti artırmaz; aksine hastalık izinlerini, iş hatalarını ve kayıpları azaltır" ifadelerini kullandı.

Haftada 6 gün ya da günde 9-10 saat çalışan bir kişinin ailesine, çocuğuna, kendi kişisel gelişimine zaman ayırmasının imkansız olduğunu belirten Karakaş, "Ailesine vakit ayıramayan bireylerden oluşan bir toplumda sosyal doku zedelenir. Hafta sonu iki gün kesintisiz dinlenmek, insanı âdeta yeniden diriltir" dedi.

Reklam
Reklam

Gelişen teknolojinin ve yapay zekanın iş süreçlerini hızlandırdığını vurgulayan Karakaş, "Eski beden gücü odaklı saatlerle modern çağın teknolojisini yönetmek çelişkidir. Çalışma saatlerinin 40 saate çekilmesi, gençlerin ve kadınların iş gücüne katılımını kolaylaştıracak, yeni istihdam alanları oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.

ÇALIŞMA SÜRELERİ KISALTILIRSA NE OLUR?

"Çalışma sürelerinin kısaltılması reformu gerçekleştiğinde kazanan sadece çalışan değil, işveren ve devlet olacaktır" diyen Karakaş şu şekilde sıraladı:

"Sağlıklı Bir Toplum: İş stresi ve beden yorgunluğu azalacak.
Yüksek Verimlilik: Kısa sürede daha kaliteli ve odaklanmış üretim sağlanacak.
İş Kazalarında Düşüş: Yorgunluğa bağlı hatalar ortadan kalkacak.
Güçlü Aile Yapısı: Anne ve babalar çocuklarına zaman ayırabilecek.
Sürdürülebilir Ekonomi: Hastalık izinleri ve iş gücü kaybı maliyetleri düşecek"

Reklam
Reklam

"ŞİMDİ SIRA BİZDE"

Dünya örneklerinin ortada olduğunu belirten Karakaş, "Brezilya yaptı, Şili başardı, İzlanda ispatladı, Fransa çeyrek asır önce adım attı. ILO yüz yılı aşkın süredir bu hedefi gösteriyor. Hâlâ 45 saatte ısrar etmek hem insanımıza karşı bir haksızlık hem de ekonomimiz için açık bir verimsizlik kaynağıdır. Zaman gelmiştir. Haftalık çalışma süresi maaş kesintisi yapılmaksızın derhal 40 saate çekilmelidir. İki gün kesintisiz hafta sonu izni anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Bu geçiş, sosyal diyalogla; devlet, işveren ve çalışanın ortak aklıyla kademeli olarak planlanmalıdır. Az olsun, öz olsun. Dinlenen toplum, güçlü toplumdur; güçlü toplum, üreten toplumdur. İnsan odaklı bir çalışma düzeni artık ertelemeye gelmez. Yarın geç olabilir, şimdi sıra bizde" ifadelerini kullandı.

Reklam
Reklam
Haberin Devamı İçin Tıklayın