Antimikrobiyal direnç, dünya genelinde sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri olarak öne çıkarken, araştırmacıların Manuka balı üzerine gerçekleştirdiği çalışmalar dikkat çekti.
Kasım 2025'te duyurulan araştırma sonuçları, bazı yüksek düzeyde ilaç dirençli bakterilere karşı umut verici laboratuvar bulguları ortaya koydu.
Bal şirketi ve Aston University arasındaki araştırma iş birliğinde geliştirilen yeni Manuka balı formülasyonunun, laboratuvar ortamında bakterilere karşı Manuka balının tek başına kullanımından daha güçlü sonuçlar verdiği açıklandı.
İlk laboratuvar çalışmalarında formülasyonun, sağlık kuruluşlarında ciddi enfeksiyonlara yol açabilen çok sayıda bakteri türüne karşı etkili olduğu görüldü. Bunlar arasında antibiyotiklere dirençli MRSA (metisiline dirençli Staphylococcus aureus) da bulunuyor.
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların Manuka balının antimikrobiyal özelliklerinin daha ayrıntılı biçimde incelenmesi ve gelecekte farklı kullanım alanlarının araştırılması açısından önemli bir adım olduğunu belirtti.
Araştırma sonuçlarının duyurusu, Dünya Antimikrobiyal Direnç Farkındalık Haftası ile aynı döneme denk geldi.
Antimikrobiyal direnç, bakterilerin ve diğer mikroorganizmaların enfeksiyonların tedavisinde kullanılan ilaçlara karşı direnç geliştirmesiyle ortaya çıktı.
Bu durum, mevcut tedavilerin etkisinin azalmasına ve bazı enfeksiyonların tedavisinin daha zor hale gelmesine yol açabiliyor. Bu nedenle bilim dünyasında yeni antimikrobiyal yaklaşımların geliştirilmesine yönelik çalışmalar önem taşıyor.
İngiltere'nin Yeni Zelanda Yüksek Komiseri Iona Thomas, bal şirketi ile Aston University arasındaki çalışmayı uluslararası iş birliklerinin sağlayabileceği katkıya örnek olarak değerlendirdi.
Thomas, antimikrobiyal direncin günümüzün önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirterek, bu küresel sorunla mücadelede ülkeler ve farklı sektörler arasında gerçekleştirilecek bilimsel iş birliklerinin önemine dikkat çekti.
Bal şirketi ile Aston University'nin çalışması da akademik araştırma ile özel sektörün bir araya gelerek doğadan elde edilen bileşenlerin bilimsel yöntemlerle araştırılmasına yönelik bir örnek olarak gösterildi.
Bal şirketinin Baş Bilim Sorumlusu Dr. Jackie Evans, geliştirilen formülasyon ve elde edilen sonuçları şirketin Manuka balının bilimsel özelliklerini araştırma hedefi açısından önemli bir kilometre taşı olarak nitelendirdi.
Evans, çalışmanın bilim ile doğanın potansiyelinin birlikte araştırılmasına dayandığını ve akademi ile sanayi arasındaki uluslararası iş birliklerinin karmaşık sağlık sorunlarının çözümünde katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Araştırmada elde edilen sonuçlar şu aşamada laboratuvar çalışmalarına dayanıyor. Bu nedenle söz konusu formülasyonun insanlarda enfeksiyonların tedavisinde kullanılabileceği anlamına gelmiyor.
Bununla birlikte çalışma, Manuka balının antimikrobiyal özelliklerinin bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve bu özelliklerden gelecekte yararlanılabilecek yeni uygulamaların araştırılması açısından dikkat çekiyor.
Sağlıklı yaşamı hedef alan bal markası, Manuka balının potansiyel faydalarını bilimsel çalışmalarla ortaya koymaya ve yeni araştırma alanlarını incelemeye devam edeceğini açıkladı.
Araştırmacıların önündeki süreçte, geliştirilen formülasyonun farklı bakteri türleri üzerindeki etkilerinin ve olası kullanım alanlarının daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesi bekleniyor.