Maviyle sarıyı karıştırıp yeşili bulması aslında muazzam bir neden-sonuç deneyidir. Suyu fazla kaçırdığında kağıdın delineceğini yaşayarak öğrenir. "Bunu yaparsam ortaya şu çıkar" mantığını kafasına kazıması için bundan daha somut bir laboratuvar bulamazsınız.
Kağıda yanlışlıkla siyah bir leke damladığında çocuk önce üzülür. Ama o lekeyi sonradan bir ağaç gölgesine çevirebildiğini fark ettiği an işin rengi değişir. İleride zor bir matematik problemi çözerken veya kod yazarken takıldığında pes etmek yerine alternatif çözüm üretmesinin temeli işte o boya lekesinde atılır.
Bir resme başlarken önce arka planı boyaması gerektiğini, figürü daha sonra çizeceğini kafasında planlamak zorundadır. Bir işi sıraya koymak, adımlara bölmek ve öncelik belirlemenin bilgisayar programlamanın en temel mantığı olduğunu söylememiz gerek. Çocuk bu algoritmayı kağıt üzerinde kurar.
Yaptığı figürün bacakları inceyse o çamur ağırlığı taşımaz ve yıkılır. Çocuk onu ayakta tutmak için ağırlık merkezini aşağı çekmesi veya destek koyması gerektiğini kendiliğinden çözer. Çamurla oynuyor sanırsınız ama o an bayağı statik ve denge hesabı yapıyordur.
Çizdiği ağaç evden küçük kalırsa gözüne tuhaf gelir, hemen silip düzeltir. İnsan çizerken kolların bacaklardan uzun olmaması gerektiğini fark eder. Lisede formüllerle anlatılan oran-orantı mantığı çocuğun kafasına görsel olarak çok erken yaşta yerleşmiş olur.
Piyano veya gitar çalmaya çalışan çocuk notalara tek tek basar. Fakat o sırada beyni o tekil seslerin birleşip nasıl bir melodi ortaya çıkardığını duyar. Detaylarda boğulmadan büyük resmi görebilmek tüm analitik alanların en çok aradığı beceridir.
Müzikteki vuruşlar veya bir kağıda çizilen tekrar eden desenler hep belli bir düzene dayanır. Beyin bu düzeni yakalamaya alıştıkça matematiksel dizileri çok daha rahat anlar. İleride kodlama yaparken kullanılacak o döngü mantığını çok daha hızlı kavrar.
Kafasındaki hayali bir canavarı kağıda çizebilen bir çocuk soyut olanı elle tutulur hale getiriyordur. Bu çok ciddi bir zihinsel işlemdir. Lisede karmaşık bir geometri formülünü kafasında üç boyutlu canlandırması gerektiğinde işte bu yeteneği kullanır.
Elinde sadece üç renk boya ve tek bir kağıt varsa o kağıdı en verimli nasıl kullanacağını hesaplamak zorundadır. Tek bir kalem bile olur. Elindeki sınırlar dahilinde maksimum verimi alma çabası analitik zekanın tam olarak kendisidir.