İngiltere’nin başkenti Londra’daki Westminster Abbey’de 1869 yılında gerçekleştirilen kazılarda, kireç taşından yapılmış bir lahit ortaya çıkarıldı.
Roma dönemine tarihlenen lahitin üzerinde, Britanya’da 3. veya 4. yüzyılda yaşamış varlıklı bir kişi olan Valerius Amandinus’un adını taşıyan bir yazıt bulunuyordu.
Ancak lahitin kapağında yer alan büyük Latin haçı, arkeologların dikkatini çekti. Roma döneminden kalma lahitle aynı döneme ait olmayan haç, mezarın yüzyıllar sonra yeniden kullanılmış olabileceğine işaret ediyordu.
Westminster Abbey tarafından 21 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan açıklamaya göre, lahitte bulunan iskeletin kimliği uzun yıllar boyunca gizemini korudu. Yeni analizler ise mezarın geçmişine ilişkin önemli ipuçları ortaya çıkardı.
Araştırmacılar, lahitte bulunan insan kemiklerinden alınan örneği radyokarbon tarihleme yöntemiyle inceledi.
İskoç Üniversiteleri Çevre Araştırma Merkezi’nde gerçekleştirilen analizler, iskeletin MS 987 ile 1052 yılları arasına tarihlendiğini gösterdi.
Bu sonuç, lahitin ilk yapıldığı Roma döneminden yaklaşık 600 ila 800 yıl sonra yeniden kullanıldığını ortaya koydu.
İnsan kemikleri üzerine uzmanlaşan James Young Langthorne’un değerlendirmesine göre, hayatını kaybettiğinde 35 ila 49 yaşları arasında olan erkeğin boyu yaklaşık 1,75 metreydi.
Bulgular, mezarın Anglo-Sakson döneminin sonlarında önemli bir kişi için yeniden düzenlendiği ihtimalini güçlendirdi. Ancak radyokarbon analizi, iskeletin kime ait olduğunu tek başına belirlemeye yetmedi.
Westminster Abbey’nin danışman arkeoloğu Warwick Rodwell, elde edilen bulgular doğrultusunda iki olası isim üzerinde duruyor: Ælfwig ve Wulfnoth.
Venedik'in manastırının yöneticiliğini yapan bu iki din adamının yaşam tarihleri, iskeletin tarihlendirildiği dönemle örtüşüyor.
Ælfwig, yaklaşık 993 yılında manastırın başına geçti ve 1020 yılı civarına kadar görev yaptı. Ardından görevi devralan Wulfnoth ise 1049 yılına kadar başrahiplik görevini sürdürdü.
Rodwell, manastırda görev almadan önce de burada keşiş olarak yaşayan Ælfwig’in daha güçlü bir aday olduğunu düşünüyor. Bununla birlikte Wulfnoth’un da ihtimaller arasında bulunduğunu belirtti.
Roma dönemine ait bir lahitin Orta Çağ’da yeniden kullanılması ve kapağına büyük bir haç işlenmesi, mezarda sıradan bir kişinin değil, dönemin önemli isimlerinden birinin gömülmüş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Araştırmacılara göre lahitin gösterişli yapısı ve üzerindeki haç, burada gömülü kişinin yüksek statülü bir din adamı olabileceğini düşündürüyor. Ancak bu özellikler, mezarın kesin olarak Ælfwig’e ya da Wulfnoth’a ait olduğunu kanıtlamıyor.
Dolayısıyla araştırma, mezarın hangi dönemde ve ne amaçla yeniden kullanıldığına ışık tutsa da iskeletin kimliği henüz kesinlik kazanmış değil.
Tarihi lahit, günümüzde Westminster Abbey bünyesindeki Kraliçe’nin Elmas Jübilesi Galerileri’nde sergileniyor.
Ziyaretçiler, Roma döneminden kalma bir mezarın yüzyıllar sonra nasıl yeniden kullanıldığını gösteren bu önemli arkeolojik buluntuyu yakından inceleyebilir.
Yeni araştırma, farklı tarihsel dönemlere ait izleri bir arada taşıyan lahitin geçmişine ilişkin önemli soruları yanıtladı.
Ancak iskeletin gerçekten Ælfwig’e mi, Wulfnoth’a mı yoksa başka bir kişiye mi ait olduğu sorusu, gelecekte yapılacak araştırmaların konusu olmaya devam ediyor.
Görseller temsilidir. Yapay zekadan destek alınmıştır.