1967 Dünya Fuarı (Expo 67) için tasarlanan Habitat 67, Kanadalı mimar Moshe Safdie tarafından henüz 23 yaşındayken geliştirildi. McGill Üniversitesi'nde hazırladığı "A Case for City Living: A Three-Dimensional Modular Building System" adlı tezden doğan proje, prefabrik yapı teknolojisinin şehir yaşamında nasıl kullanılabileceğini göstermeyi amaçlıyordu.
Habitat 67, gri-bej renkli 354 beton kutunun farklı geometrik düzenlerle üst üste yerleştirilmesiyle oluşturuldu. Bu modüller sayesinde bina içerisinde 148 bağımsız konut yer alıyor.
Yapıda yalnızca daireler bulunmuyor. Asma yürüyüş yolları, geniş teraslar, farklı açılarda yerleştirilen çatı pencereleri ve aynı zamanda taşıyıcı görevi üstlenen dev asansör kuleleri de kompleksin dikkat çeken unsurları arasında yer alıyor.
Habitat 67'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, klasik apartman anlayışını tamamen değiştirmesi oldu. Moshe Safdie, beton modülleri birbirinin tam üzerine değil, geriye kaydırarak yerleştirdi. Böylece her daire;
Kendi özel çatı bahçesine,
Gün boyu doğal ışığa,
Sürekli temiz hava sirkülasyonuna sahip oldu.
12 katlı yapı içerisinde 58 metrekareden 278 metrekareye kadar değişen büyüklüklerde, tek, iki ve üç katlı toplam 15 farklı konut tipi tasarlandı.
Habitat 67'nin en yenilikçi yönlerinden biri de inşa yöntemi oldu. Her beton modül önce çelik donatılı kalıplarda üretildi. Ardından elektrik tesisatı, yalıtımı, pencere sistemleri ile mutfak ve banyolar fabrikada tamamlandı. Hazır hale gelen modüller daha sonra vinç yardımıyla yerine yerleştirildi. Bu prefabrik sistem sayesinde üretim maliyetlerinin düşürülmesi hedefleniyordu.
Habitat 67 başlangıçta uygun fiyatlı konut üretmek amacıyla tasarlansa da proje beklenenden daha pahalıya mal oldu.
İlk etapta yaklaşık 42 milyon dolar bütçe öngörülürken, Kanada hükümeti bütçeyi 13,5 milyon dolara düşürdü. Projenin ölçeğinin küçülmesi ise modüler üretimin ekonomik avantajını büyük ölçüde ortadan kaldırdı ve maliyetler beklentilerin üzerine çıktı.
Moshe Safdie, Habitat 67 ile yalnızca bir bina tasarlamadığını, şehir yaşamına yeni bir model önerdiğini belirtiyor. 1950'li yıllarda Kuzey Amerika'da hızla yayılan banliyöleşmeyi eleştiren Safdie, insanların müstakil ev konforunu şehir merkezlerinde de yaşayabileceğini göstermek istedi. Habitat 67, yüksek katlı apartman yaşamını; özel bahçe, ferahlık ve doğal ışık gibi banliyö yaşamının avantajlarıyla birleştiren ilk projelerden biri olarak kabul ediliyor.
Mimarın ilk planı yalnızca konutlardan ibaret değildi. Projede alışveriş merkezleri, okul ve yaklaşık 1.000 konutluk karma kullanım alanları da bulunuyordu. Her ne kadar bu planın tamamı hayata geçirilemese de Habitat 67, günümüzde yaygınlaşan karma yaşam projelerinin öncülerinden biri olarak görülüyor. Yaklaşık 60 yıldır ayakta kalan Habitat 67, bugün yalnızca Kanada'nın değil, dünya mimarlık tarihinin en önemli brutalist yapılarından biri olarak kabul ediliyor.