Bir insanın gerçekten zeki olup olmadığını yalnızca eğitimine, mesleğine ya da sahip olduğu bilgiye bakarak anlamak mümkün değil. Araştırmalar, günlük sohbet sırasında farkında olmadan sergilenen bazı davranışların dil becerileri, çalışma belleği, dikkat ve akışkan zeka gibi bilişsel özelliklerle ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Karşısındakini dikkatle dinlemekten çevresindeki ayrıntıları fark etmeye kadar uzanan bu küçük ipuçları, kişinin düşünme ve bilgiyi işleme biçimi hakkında fikir verebiliyor. İşte araştırmalarda öne çıkan 6 davranış...
İlk sırada şaşırtıcı bir ayrıntı var: Duruş biçimi. Behavioral Sciences'ta yayımlanan bir araştırmada doğru postür hakkında daha fazla bilgi sahibi olan kişilerin bunu günlük yaşamlarında uygulama olasılıklarının da daha yüksek olduğu görüldü.
Ancak buradan “dik duran herkes daha zekidir” sonucu çıkarmak mümkün değil. Araştırma daha çok postür konusundaki bilgi ile doğru duruş davranışı arasındaki ilişkiye işaret ediyor.
Telefonlar, bildirimler ve günlük koşuşturma nedeniyle bir konuşmaya tamamen odaklanmak giderek zorlaşabiliyor. Kaynakta zeki insanlarla ilişkilendirilen ikinci davranış ise karşısındaki kişiye tüm dikkatini vermek. Dinleme becerileri üzerine yapılan bir araştırmada farklı zeka türleri ile dinlediğini anlama arasında pozitif ilişkiler gözlenirken, dilsel zekânın farklı test biçimlerinde istatistiksel olarak anlamlı ilişki gösterdiği bildirildi.
Yani iyi bir dinleyici olmak tek başına yüksek zekanın kanıtı değil ancak dinlediğini anlama ile dil becerileri arasında önemli bir bağlantı bulunabiliyor.
Sohbet devam ederken yalnızca söylenenlere değil, çevresinde olup bitenlere de dikkat eden insanlar vardır. Kaynak, yüksek gözlem becerisini de dikkat çeken özelliklerden biri olarak sıralıyor.
2010 tarihli bir çalışma ise akışkan zeka ile çalışma belleği arasındaki ilişkiyi inceliyor. Çalışma belleği, bilgiyi kısa süreli olarak zihinde tutup onun üzerinde işlem yapabilmemizi sağlayan bilişsel sistemlerden biri. Dolayısıyla ayrıntıları fark etmek ve bilgiyi zihinde işleyebilmek bazı bilişsel becerilerle ilişkili olabilir.
Bazı insanlar bir konuyu anlatırken ellerini neredeyse hiç hareket ettirmezken bazıları düşüncelerini jestlerle destekliyor. Linguistics'te yayımlanan ve kaynakta aktarılan bir araştırmada, akışkan zeka düzeyi daha yüksek katılımcıların stratejilerini açıklarken daha fazla jest kullandıkları bildirildi.
Elbette çok fazla el hareketi yapmak bir insanı daha zeki hale getirmiyor. Ancak düşünceleri açıklarken kullanılan jestler ile bazı bilişsel beceriler arasında ilişki bulunabileceğine dair araştırmalar mevcut.
Sürekli göz teması kurmak her zaman iyi iletişim anlamına gelmiyor. Tam tersine, uzun süre kesintisiz bakmak karşıdaki kişiyi rahatsız edebiliyor. Kaynakta aktarılan bir araştırmaya göre daha kısa süreli göz teması olumlu sosyal tepkilerle ve bilişsel performansla ilişkili olabiliyor.
Başka bir araştırmada ise daha fazla göz teması kuran katılımcıların gözlerini daha sık kaçıranlara kıyasla daha yüksek akademik başarıya sahip kişiler olarak algılandıkları görüldü. Buradaki önemli ayrıntı “algılanmak”: Göz teması kişinin gerçekten daha zeki olduğunu kanıtlamıyor ancak karşı tarafta oluşan izlenimi etkileyebiliyor.
Birisiyle konuşurken onun oturuşuna benzer şekilde oturduğunuzu veya yaptığı küçük bir hareketi farkında olmadan tekrarladığınızı hiç fark ettiniz mi? Psikolojide bu davranış genel olarak “mirroring”, yani aynalama olarak adlandırılıyor.
Social Cognitive and Affective Neuroscience'da yayımlanan çalışmalarda aynalamanın başka bir kişinin beden dilini bilinçsiz biçimde taklit etmeyi içerebildiği ve sosyal bağ kurma ile empati süreçleriyle ilişkili olabileceği belirtiliyor. Ancak bunun bilinçli bir manipülasyon tekniği olarak kullanılması aynı sonucu vermeyebilir. Kaynak da güven ve samimiyetin sosyal bağ açısından önemli olduğuna dikkat çekiyor.
Bu davranışların hiçbiri tek başına bir kişinin zeka düzeyini ölçmek için kullanılamaz. Zeka çok boyutlu bir kavram ve güvenilir biçimde değerlendirilmesi standartlaştırılmış yöntemler gerektiriyor. Bununla birlikte araştırmalar; dinleme, çalışma belleği, dil becerileri, gözlem ve iletişim biçimi gibi günlük hayatta fark edilmeyen bazı özelliklerin bilişsel süreçlerle ilişkili olabileceğini gösteriyor.