Psikologlar, yalan söyleyen kişileri ele vermeye yardımcı olabilecek 6 önemli soruyu açıkladı.
Portsmouth Üniversitesi'nden psikolog Dr. Sharon Leal'e göre yalan söylemek zihne yük bindiriyor. Bir kişi önemli bir konuda yalan söylediğinde sadece hikayeyi hatırlaması yetmiyor. Bunun yanı sıra daha önce ne söylediğini takip etmesi ve sözlerinin de çelişmemesi gerekiyor. Üstelik karşıdaki kişinin kendisine inanıp inanmadığını da izlemesi gerekiyor.
Yalanı anlama konusunda ise beden dili her zaman güvenli değil. Uzmanlara göre bilimsel kanıtlar beden dilinin yalanı ortaya çıkarma konusunda yetersiz kaldığını ortaya koydu.
Uzman, yalan tespitinde sözel ipuçlarının sözel olmayan işaretlerden daha etkili olduğunu söylüyor. Hatta yalancıların sanılanın aksine daha az hareket edebildiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle araştırmacılar artık kişinin hareketlerinden ziyade anlattığı hikayeye odaklanan yöntemler üzerinde duruyor.
Araştırmalara göre gerçeği anlatan kişiler saklayacak bir şeyleri olmadığında daha rahat konuşup ayrıntı verebiliyor. Yalan söyleyenler ise olayda bulunmadıklarını söyleyebiliyor, ayrıntılara girmekten kaçınabiliyor veya soruları geçiştirebiliyor.
Bir diğer yöntem ise anlatılan hikayenin doğrulanabilecek ayrıntılarını ortaya çıkarmaya dayanıyor. Örneğin kişinin bahsettiği olay sırasında yanında başka insanların bulunup bulunmadığı veya anlattıklarını doğrulayabilecek herhangi bir kanıtın olup olmadığı sorulabiliyor.
“Doğrulanabilirlik yaklaşımı” üzerine yapılan araştırmalar, gerçeği söyleyenlerin hikayelerini destekleyebilecek bu tür bilgileri kendiliğinden paylaşmaya daha yatkın olabildiğini gösteriyor.
Psikologların üzerinde çalıştığı bir başka yöntemde ise kişiden yaşananları birden fazla kez anlatması isteniyor. Araştırmalara göre gerçeği söyleyen kişiler, hikayelerini tekrar anlatırken daha önce söylemedikleri yeni ayrıntıları hatırlayıp ekleyebiliyor.
Yalan söyleyenler ise oluşturdukları hikayeyi basit tutmaya ve daha önce söylediklerinden uzaklaşmamaya çalışabiliyor.
Dikkat çeken yöntemlerden biri de olayların zaman sırasını tersine çevirerek anlattırmak. Bazı araştırmalar, gerçeği söyleyen kişilerin gerçek anılarına dayanabildikleri için bununla daha kolay başa çıkabildiğini, yalan söyleyenlerde ise artan zihinsel yükün hata yapma ihtimalini artırabildiğini öne sürüyor.
Önceden hazırlanmış bir hikayeyi zorlaştırabilecek yöntemlerden biri de beklenmedik sorular yöneltmek. Örneğin olayın yaşandığı odanın düzeni, kişinin nerede oturduğu veya olay sırasında orada bulunan ve varlığı doğrulanabilecek başka biri hakkında ayrıntı istenebiliyor.
Bu tür beklenmedik sorular, hazırlanmış bir hikâyeyi anlatan kişinin daha fazla düşünmesine, tereddüt etmesine veya hata yapmasına yol açabiliyor.
Araştırmacılar daha ilginç bir yöntemi de test etti: "Şeytanın avukatı” yöntemi.
Katılımcılardan önce kendi görüşlerini destekleyen nedenleri, ardından bu görüşün karşısındaki argümanları anlatmaları istendi.
Leal ve Prof. Aldert Vrij liderliğindeki araştırmada, gerçek görüşünü dile getiren kişilerin kendi fikirlerini savunurken daha akıcı ve tutkulu oldukları görüldü. Yalan söyleyenlerde ise kendi görüşünü ve karşıt görüşü anlatırken gösterilen akıcılık ve tutku arasındaki fark daha azdı.
Araştırmacılar bunu, yalan söyleyen kişilerin “tutarsız görünmenin şüphe yaratacağı” düşüncesiyle açıklıyor.
Araştırmacılar son dönemde “eksik bırakarak yalan söyleme” olarak tanımlanabilecek davranışları da inceliyor. Örneğin bir şüpheli, akşam nerede olduğu sorulduğunda gerçekten arkadaşının evinde bulunduğunu söyleyebilir. Ancak oradan 20 dakikalığına ayrılıp başka bir yere gittiğini bilinçli olarak saklayabilir.
Şimdiye kadarki bulgular; belirsiz veya kaçamak cevapların, ayrıntı vermekten kaçınmanın ve ek sorular karşısında ortaya çıkan tutarsızlıkların bu tür yanıltıcı anlatımlarda da işe yarayabilecek sözel ipuçları olduğunu gösteriyor.
Araştırmacılara göre sonuç oldukça açık: Birinin yalan söylediğini anlamaya çalışırken burnunu kaşımasına, gözlerini kaçırmasına veya elleriyle oynamasına bakmak yerine anlattığı hikayenin ayrıntılarına ve ek sorular karşısında nasıl değiştiğine dikkat etmek daha anlamlı olabilir.
Ancak bu yöntemlerin hiçbiri tek başına bir kişinin kesin olarak yalan söylediğini kanıtlamıyor. Bunlar profesyonel görüşmelerde doğruluk ve aldatma arasındaki farkları ortaya çıkarmaya yardımcı olabilecek teknikler.