Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Türkiye’de eğitim sistemini yeniden yapılandırmak amacıyla birçok reform hayata geçirildi. 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile başlayan süreç; 1928’de Harf Devrimi, Millet Mektepleri, Halkevleri, Üniversite Reformu ve Köy Enstitüleriyle devam etti. İlerleyen yıllarda zorunlu eğitimden müfredat düzenlemelerine kadar pek çok değişiklik yapılırken, Cumhuriyet döneminin eğitim reformları Türkiye’nin eğitim tarihinde önemli bir yer tuttu.
3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim kurumları Millî Eğitim Bakanlığına bağlandı. Böylece eğitimde birlik sağlanması ve farklı kurumlar üzerinden yürütülen eğitim sisteminin tek çatı altında toplanması amaçlandı.
1 Kasım 1928’de kabul edilen Harf Devrimi ile Arap harflerine dayalı Osmanlı alfabesi yerine Latin esaslı Türk alfabesi kullanılmaya başlandı. Yeni alfabenin halka öğretilmesi ve okuma yazma oranının artırılması amacıyla eğitim seferberliği başlatıldı.
Harf Devrimi’nin ardından 1929’da Millet Mektepleri açıldı. Yetişkinler başta olmak üzere halka yeni Türk alfabesini öğretmek ve okuma yazma becerilerini geliştirmek amacıyla kurslar düzenlendi.
1932 yılında açılan Halkevleri, halkın eğitim, kültür ve sanat alanlarında gelişimini desteklemeyi amaçladı. Bu merkezlerde çeşitli kurslar, konferanslar ve kültürel etkinlikler düzenlendi.
1933 Üniversite Reformu ile yükseköğretim sisteminde yeniden yapılanmaya gidildi ve İstanbul Üniversitesi kuruldu. Üniversitelerde bilimsel araştırmaların geliştirilmesi hedeflenirken yurt dışından davet edilen bilim insanları da akademik çalışmalara katkı sağladı.
1940 yılında kurulan Köy Enstitüleri, özellikle kırsal bölgelerin öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla faaliyet gösterdi. Köy kökenli öğrencilerin öğretmen olarak yetiştirilmesini hedefleyen modelde, teorik eğitimin yanı sıra uygulamalı öğrenmeye ve üretime de önem verildi.
1950’li yıllardan itibaren ilköğretimin yaygınlaştırılması ve ortaöğretime erişimin artırılması ön plana çıktı.
Okul, öğrenci ve öğretmen sayılarının artırılmasına yönelik çalışmalar yürütüldü. Öğretmen yetiştirme alanında da öğretmen okulları ve eğitim enstitüleri aracılığıyla düzenlemeler yapıldı.
1970’li yıllarda siyasi ve toplumsal kutuplaşmalar eğitim politikalarını da etkiledi. 1980 sonrasında ise eğitimde merkezi denetim, müfredat, ders kitapları ve yönetim süreçleri üzerindeki belirleyici rolünü sürdürdü.
1997 yılında zorunlu eğitim sekiz yıla çıkarıldı. Düzenlemeyle çocukların örgün eğitimde daha uzun süre kalması, temel eğitimin yaygınlaştırılması ve okullaşma oranlarının artırılması hedeflendi.
2000’li yıllarda eğitim programlarında değişikliklere gidildi. Yapılandırmacı öğrenme yaklaşımı, öğrenci merkezli eğitim, etkin katılım ve alternatif ölçme-değerlendirme yöntemleri öne çıktı. Müfredatın ezberci yapısından uzaklaştırılması amaçlandı.
2012 yılında uygulamaya giren 4+4+4 sistemiyle zorunlu eğitim 12 yıla çıkarıldı. Eğitim, dörder yıllık üç kademeye ayrıldı. Düzenlemeyle eğitim kademeleri yeniden yapılandırılırken okula başlama yaşı ve kademeler arası geçişler de gündeme geldi.
Cumhuriyet dönemi boyunca ortaöğretime ve yükseköğretime geçiş sınavlarında çeşitli değişiklikler yapıldı.
Sınavların adları, katsayılar ve yerleştirme yöntemleri farklı dönemlerde yeniden düzenlendi. Üniversite sayısındaki artışla birlikte yükseköğretime erişim de genişledi.
Cumhuriyet dönemindeki eğitim reformları, alfabe değişikliğinden yükseköğretimin yeniden yapılandırılmasına, köylerde öğretmen yetiştirilmesinden zorunlu eğitimin genişletilmesine kadar birçok alanı kapsadı.