Sarı-lacivertlilerin özellikle ikinci yarıda net pozisyonları vardı ve maçı daha erken bitirebilirdi ama ne Kerem ne de Cherif net pozisyonları değerlendiremedi. Başkan Sadettin Saran o kadar şanslıydı ki böylesine bir maçtan sonra bile adı anılmadı. 0-0 bitse takıma golcü alınmamasından tut, sahadaki yeni transfer Sidiki Cherif'e kadar eleştiri yağmuruna tutulacaktı. Neyse öyle ya da böyle son saniyede penaltı golüyle bir şekilde 3 puanı aldı.
Beşiktaş'a gelirsek ligin ikinci yarısı ile formunu yükselten siyah-beyazlıları hiç bu kadar etkisiz görmemiştim. İlk yarıda maçın bir nebze içinde olsa da ikinci yarı da verdiği pozisyonlar akla ziyan. Bu kadar savunmayı öne çıkartmak neden düşünüldü pek anlam veremedim. Nene kaçırdı, Kerem kaçırdı, Cherif kaçırdı! Kaçırdılar da kaçırdılar... Hiç mi ders alınmadı bir önceki ataktan anlayamadım. Murillo'nun sakatlanmasının ardından oyuna giren Gökhan Sazdağı'nın 16 dakikada 9 top kaybı yapması bunda bir etken ama her şeyi de bununla açıklayamayız. Formsuz bir Sergen Yalçın vardı diyebilirim...
Derbinin ardından büyük tartışmalar dönse de tekrar tekrar izleyince pozisyonun aslında ceza sahası dışında başladığı fakat içine kadar devamlılık gösterdiğini fark ettim. Agbadou'nun arkadan kayarak hamle yaptığı pozisyonda Nene'nin sol ayağına temas ettiğini gördüm. Hakem Yasin Kol'un pozisyona 50 metre uzak olması bir yana o kadar uzaktan karar vermesi elbette kolay değildi ama kola olanı seçti ve müdahaleyi az biraz görüp çaldı penaltıyı. Zaten VAR'ın da olduğu düşünülürse pozisyonun izleneceği düşüncesine kapıldı. Haklıydı da! Pozisyon bir çok açıdan izlendi ve onandı. Tekrar söylüyorum olayın başlangıcı dışarıda olsa da bitişi içeride. IFAB kurallarında belirtildiği üzere ilk temas ceza sahası dışında olsa bile, pozisyonun devamındaki son temas esas alınır. Mutlak gol şansı engellendiği için penaltı kararı doğru kabul edilir.
Bu maçın Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinden önce olması aslında ligin seyri açısından önemli veriler veriyordu. Galatasaray kazansa lig belki de bitecekti. Trabzonspor kazandı tekrar heyecan geldi. İlk yarı itibariyle Galatasaray'ı sezonun en kötü performansıyla gördüm. Trabzonspor ise iç sahanın verdiği heyecan ile iyi taktik-disiplin dahilinde gayet yeterliydi. Onuachu'nun maçın henüz başındaki golü tüm planları alt üst etti tabii. İlk yarıda aldığım notlarda Torreira, Icardi ve Jakobs'u maçın en kötüleri olarak yazdım ki hocada zaten ikinci yarıda direkt müdahale etti.
İkinci yarının başında bu sefere de Singo gol atınca Trabzonspor'da planlar şaştı. Maç tam Galatasaray'a dönüyor mu acaba derken, Trabzonspor'un duran top golü dağılmayı getirdi. Genel olarak sarı-kırmızlıları hiç beğenmedim. Oyunun 10-15 dakikası hariç varlık da gösteremediler. Trabzonspor ise hak ettiği galibiyeti aldı ve puan farkını indirdi.
Ben Galatasaray'ın iç sahadaki Fenerbahçe derbisi dışında en önemli maçının Göztepe deplasmanı olduğunu düşünüyorum. İzmir'den alınacak bir galibiyet Aslan'ın önünü ciddi anlamda açacaktır. Çünkü evinde Fenerbahçe'ye yenilse dahi önde olacak ve şampiyonluğu göğüsleyecek. Ama Göztepe puan ya da puanlar alırsa o zaman işler karışır. Şampiyonluk gerçek manada %50'lere gelir. Bu hafta çok ama çok kritik...
Fenerbahçe'nin fikstürü de belli. Bana göre Galatasaray derbisi dışında belki içerideki Başakşehir maçı zorlu geçebilir ama şampiyonluk yolunda o maçında kazanılma ihtimali yüksek. Elbette küme düşme potaları o gün geldiğinde alev gibi olacak ve kolay görünen maçlar bambaşka bir yapıya bürünecek ama fikstür şu an sarı-lacivertlilerden yana. Ama ipler anlık olarak sarı-kırmızılıların elinde...
Trabzonspor ise Fenerbahçe ile aynı puana sahip. Fakat Alanyaspor, Başakşehir, Göztepe ve Beşiktaş maçları çok sert maçlar. Fikstürü gerçekten zor. Kadro yapısıyla büyük bir mücadele gösteren Karadeniz ekibi Fatih Tekke hoca ile tebrik edilesi performans ortaya koyuyor. İmkansız değil ama ciddi manada zor bana göre...