Harvard geliştirdi! Koyun yünüyle bina kaplamaya başladılar

Harvard Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren bir araştırma grubu, tekstil ve hayvancılık sektörlerinde kullanılmadan atılan yünleri yalıtım sağlayan dış cephe kaplama karolarına dönüştürdü. Doğal yünün ısı yalıtımı, yangına dayanıklılık ve antibakteriyel özelliklerinden yararlanılarak geliştirilen yenilikçi malzeme, mevcut binaların yenilenmesinde sürdürülebilir bir alternatif sunabilir. İşte detaylar...

Harvard Üniversitesi Grinham Araştırma Grubu, tekstil ve tarım sektörlerinde atık olarak değerlendirilen yünleri yeniden kullanıma kazandırmak amacıyla yeni bir yapı malzemesi geliştirdi.

Atık yünlerden üretilen yalıtım özellikli kaplama karoları, Norveç'in başkenti Oslo'daki Sofienberg Kilisesi'nde sergiledi.

Reklam
Reklam

17 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında düzenlenen etkinliğin ana sergisinde yer alan 'Upcycling Wool Ecologies' adlı enstalasyon, doğal kaynakların yapı sektöründe yeniden değerlendirilmesine yönelik dikkat çekici bir örnek oldu.

Araştırma ekibi, yünün doğal ısı yalıtımı, yangına karşı dayanıklılık ve antibakteriyel özelliklerinden yararlanarak atık durumundaki bu malzemeyi işlevsel bir yapı ürününe dönüştürmeyi amaçladı.

BİNALARIN DIŞ CEPHESİNE UYGULANABİLİR

Geliştirilen yün karoların en önemli özelliklerinden biri, mevcut binaların dış cephelerine uygulanabilmesi.

Geleneksel yalıtım uygulamalarında duvarların içine müdahale edilmesi ve kapsamlı tadilat çalışmaları gerekebilirken, yeni sistem yalıtımın binanın dış yüzeyinden güçlendirilmesine olanak tanıyor.

Çok katmanlı bir tasarıma sahip olan karoların arka bölümü, düşük yoğunluklu yapısıyla yalıtım levhası işlevi görüyor. Daha yoğun ve dayanıklı olarak tasarlanan dış katman ise hava koşullarına karşı koruma sağlıyor.

Reklam
Reklam

Bu özellikleriyle malzemenin, mevcut yapıların kullanım ömrünü uzatırken enerji performanslarının iyileştirilmesine de katkıda bulunması hedefleniyor.

KİMYASAL REÇİNE KULLANILMADAN ÜRETİLİYOR

Yün karoların üretim sürecinde doğal liflerin yapısından yararlanılıyor. İlk aşamada atık yün, keratin proteinlerini kısmen parçalamak amacıyla alkali bir çözeltiyle işleniyor. Ardından mekanik işlemlerle malzeme sıvı formuna getiriliyor.

Bir sonraki aşamada karışıma sitrik asit ekleniyor. Yünden elde edilen keratin, ısıtma işlemi sırasında sitrik asidin etkisiyle işlenmemiş yün liflerini birbirine bağlayarak sert ve dayanıklı bir kompozit oluşturuyor.

Bu yöntem sayesinde petrol türevi kimyasal reçinelere ihtiyaç duyulmadan yapı malzemesi üretilebilir.

HER YIL MİLYARLARCA KİLOGRAM YÜN KULLANILMADAN KALIYOR

Araştırma grubunun paylaştığı verilere göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,95 milyar kilogram ham yün üretiliyor.

Reklam
Reklam

Bu miktarın yaklaşık yüzde 60'ı yünlü giysi üretiminde kullanılıyor. Geriye kalan yünlerin önemli bir bölümü ise depolanıyor, yakılıyor veya gömülerek bertaraf ediliyor.

Grup kurucusu Jonathan Grinham, yerli tekstil üretiminin gerilemesi, sentetik malzemelerle rekabet ve yünlerin kaliteye göre sınıflandırılması gibi nedenlerin büyük miktarda yünün ekonomik değerini kaybetmesine yol açtığını belirtti.

Grinham, yünün ekonomik değerini kaybetmiş olsa da malzeme özelliklerini koruduğuna dikkat çekerek, bu doğal polimeri yalıtım ve dış cephe kaplamasında kullanılabilecek biyokompozit bir ürüne dönüştürmek için çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

KAROLAR FARKLI TASARIMLARDA ÜRETİLEBİLİR

Oslo'daki sergide kullanılan karolar, oluklu ve kanallı bir yüzey tasarımına sahipti. Ancak geliştirilen malzemenin farklı şekil ve desenlerde preslenebilmesi, mimari tasarım açısından da çeşitli olanaklar sunuyor.

Reklam
Reklam

Araştırma ekibi, sergide kullandığı üretim için ABD'nin Connecticut eyaletindeki American Woolen Company'den tüketim öncesi atık yün temin etti. Doğal renkli ve boyanmış yün liflerinin birlikte kullanılması, karoların farklı renk tonlarına sahip olmasını sağladı.

SÜRDÜRÜLEBİLİR MİMARİDE YENİ BİR YAKLAŞIM

Projenin temel hedeflerinden biri, yalnızca atık malzemeleri yeniden kullanmak değil, aynı zamanda mevcut binaların yıkılmadan yenilenmesini teşvik etmek.

Jonathan Grinham'a göre mimarlık, doğal kaynakların ve üretim süreçlerinin değerini koruyan yeni endüstriyel sistemlerin geliştirilmesinde aktif rol oynayabilir.

Koyunların beslendiği otlaklardan yüne kadar uzanan doğal süreçte tutulan biyojenik karbonun yapı malzemelerinde korunması da projenin çevresel hedefleri arasında yer alıyor.

Atık yünlerin dayanıklı dış cephe kaplamalarına dönüştürülmesi, hem tekstil sektöründe ortaya çıkan atıkların değerlendirilmesi hem de yapıların enerji verimliliğinin artırılması açısından sürdürülebilir mimariye yönelik dikkat çekici bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Reklam
Reklam

Görsellerde yapay zekadan destek alınmıştır.

Haberin Devamı İçin Tıklayın