Duygusal manipülasyon her zaman açık şekilde fark edilmeyebilir. Bazen küçük sözler ve davranışlar zamanla kişinin kendisini sorgulamasına neden olabilir.
Uzmanlara göre özellikle yaşanan bir tartışmada karşı tarafın sürekli sizin hislerinizi reddetmesi, olayları farklı anlatması veya sizi haksız çıkarmaya çalışması dikkat edilmesi gereken davranışlardan biri.
Bu durum zamanla “Acaba ben mi yanlış hatırlıyorum?” diye düşünmenize neden olabilir.
Bir sorun hakkında konuşurken konu sürekli sizin sevginizi veya bağlılığınızı kanıtlamanıza geliyorsa dikkatli olmak gerekiyor.
Örneğin bir sınır koyduğunuzda karşınızdaki kişinin “Beni sevseydin bunu yapmazdın” gibi sözlerle sizi suçlu hissettirmesi, asıl konunun konuşulmasını engelleyebilir.
Sağlıklı ilişkilerde tarafların ihtiyaçlarını ve sınırlarını konuşabilmesi gerekiyor.
Duygusal manipülasyonun en sık görülen işaretlerinden biri de suçluluk ve utanç duygusu yaratmak.
Karşınızdaki kişinin kendi davranışlarının sorumluluğunu sürekli size yüklemesi, onun duygularından da sizi sorumlu tutması zamanla kendinizi kötü hissetmenize yol açabilir.
Her tartışmanın sonunda özür dileyen tarafın siz olduğunuzu fark ediyorsanız ilişkinizdeki iletişimi yeniden değerlendirmeniz gerekebilir.
Aşırı ilgi ve övgüyle başlayıp daha sonra bir anda soğuk ve kırıcı davranışlara dönüşen ilişkiler de dikkat çekiyor.
Uzmanlar, “love bombing” olarak adlandırılan aşırı ilgi ve sevgi gösterilerinin kişinin karşı tarafın onayına bağımlı hale gelmesine neden olabileceğini belirtiyor.
Sürekli eski güzel günleri geri getirmeye çalışmak ve yeniden o ilgiyi görmek için çabalamak ilişkinin dengesini bozabilir.
Bir şey söylemeden önce defalarca düşünüyor, yanlış bir söz söylemekten korkuyor ve karşı tarafın tepkisini sürekli hesaplıyorsanız bu da önemli bir işaret.
Uzmanlara göre ilişkide sürekli “yumurta kabukları üzerinde yürüyormuş” gibi hissetmek, açık ve sağlıklı iletişimin önünde ciddi bir engel oluşturabilir.
“Sen kıskanıyorsun”, “Bana kızgınsın”, “Beni sevmediğin için böyle davranıyorsun” gibi cümlelerle ne hissettiğinizin sürekli sizin yerinize söylenmesi de sağlıklı bir iletişim biçimi olmayabilir.
Çünkü herkes kendi duygusunu kendisi ifade edebilir. Karşınızdaki kişinin sizin ne hissettiğinize karar vermesi, zamanla kendi düşüncelerinize olan güveninizi etkileyebilir.
Başlangıçta küçük görünen davranışlar zamanla büyüyebilir. Şaka adı altında yapılan kırıcı yorumlar, son dakika iptal edilen planlar veya açıkça belirttiğiniz bir sınırın tekrar tekrar aşılması bunlardan bazıları.
Üstelik itiraz ettiğinizde “Şaka yaptım” denilerek davranışın küçümsenmesi de sorunu ortadan kaldırmıyor.
Uzmanlara göre öncelikle karşı tarafın davranışını çözmeye çalışmak yerine kendi hislerinize ve ihtiyaçlarınıza odaklanmak önemli.
Sürekli kaygılı, kafası karışık veya duyulmamış hisseden kişiler, öncelikle bu duyguların nedenini değerlendirebilir.
İhtiyaçlarınızı açıkça ifade etmek ve sınırlarınızı net şekilde ortaya koymak önemli bir ilk adım olabilir. Ancak bunu defalarca yaptığınız halde karşı taraf sürekli savunmaya geçiyor, sizi suçluyor veya sınırlarınızı yok sayıyorsa ilişkiyi yeniden değerlendirmek gerekebilir.
Böyle durumlarda güvendiğiniz bir arkadaşınızdan, aile üyenizden veya bir uzmandan dışarıdan görüş almak da yaşananları daha sağlıklı değerlendirmenize yardımcı olabilir.