İstanbul'un bugün devasa yerleşim alanlarına dönüşen pek çok bölgesi geçmişte köylerden, bağlardan, çiftliklerden ve küçük yerleşimlerden oluşuyordu. Yüzyıllar boyunca değişen şehirle birlikte isimler de dönüşüme uğradı. Bazıları halkın kullanımında değişerek bugünkü şeklini alırken bazıları doğrudan tarihi kişilerin isimlerini taşıdı.
Kadıköy'ün geçmişi Osmanlı döneminin çok daha öncesine uzanıyor. Antik çağlarda bölge Kalkedon (Chalcedon) adıyla biliniyordu. Bu sözcüğün Antik Yunancada “bakır ülkesi” ya da “bakır diyarı” anlamına geldiği düşünülüyor.
İstanbul'un fethinden sonra ise bölgenin adı bambaşka bir hikayeyle şekillendi. Fatih Sultan Mehmet, burayı İstanbul'un ilk kadısı Celalzade Hızır Bey'e mülk olarak verdi. Bunun ardından yerleşim “Kadı Köyü” diye anılmaya başladı. İsim zaman içerisinde halkın dilinde değişerek bugünkü Kadıköy halini aldı.
Boğaz'ın en bilinen yerleşimlerinden Çengelköy'ün adı için denizcilikle bağlantılı bir açıklama öne çıkıyor. Osmanlı döneminde bölgede gemilerde kullanılan çapa ve çengellerin üretildiği, ayrıca teknelerin bağlanmasında kullanılan çengeller nedeniyle buraya “Çengelli Koy” denildiği aktarılıyor. Zamanla bu ifade değişerek Çengelköy'e dönüştü.
Mecidiyeköy'ün bugünkü adının hikayesi Sultan Abdülmecid dönemine dayanıyor. 1839-1861 yılları arasında Osmanlı sınırlarında yaşanan göçlerin ardından İstanbul'a gelen muhacirlerin bir bölümü bu bölgeye yerleştirildi.
Bölgeyi yerleşime açarak göçmenlere toprak ve yaşam alanı sağlayan Sultan Abdülmecid'in onuruna buraya “Mecid'in Köyü” anlamına gelen Mecidiyeköy adı verildi.
Ortaköy'e Türklerin yerleşimi Kanuni Sultan Süleyman dönemine uzanıyor. Semtin adının ortaya çıkışı konusunda ise coğrafi konumu öne çıkıyor.
Bölgenin Beşiktaş ile Kuruçeşme arasında, Boğaz hattının orta bölümünde yer alması nedeniyle “Ortaköy” olarak anıldığı belirtiliyor. Bir başka coğrafi açıklamaya göre ise yerleşim, ortasından denize ulaşan bir dere vadisinin tam merkezinde bulunduğu için bu ismi aldı.
Alibeyköy adını Karesi Beyliği emirlerinden Gazi Evrenos Bey'in oğlu Ali Bey'den aldı. Orhan Bey döneminde Osmanlı topraklarına katılan Karesi Beyliği, özellikle Rumeli fetihlerinde önemli bir rol üstlenmişti.
Gazi Evrenos Bey'in oğlu Ali Bey de ailesinin askeri geleneğini sürdürerek Fatih Sultan Mehmet'in fetihlerine destek verdi. Başarılarının ardından padişah tarafından günümüzde Alibeyköy olarak bilinen bölgede bir çiftlikle ödüllendirildi. Yerleşimin adı da Ali Bey'den geldi.
Bölgenin geçmişte dikkat çeken özelliklerinden biri de geniş mısır tarlalarıydı. Bugün bu tarlalar bulunmasa da semtin merkezindeki dev mısır heykelleri geçmişin izlerini yaşatıyor.
Bakırköy'ün geçmişteki isimleri bugünkünden oldukça farklıydı. Bizans döneminde askeri merkez konumundaki bölge ilk olarak “Hebdomon”, yani “Yedinci” adıyla biliniyordu. Daha sonra Yunancada “Uzun Köy” anlamına gelen Makrohori ismi kullanılmaya başlandı.
Bu isim zamanla Makriköy'e dönüştü. Cumhuriyet döneminde yabancı kökenli yer adlarının Türkçeleştirilmesi kapsamında 1925 yılında Makriköy adı, ses benzerliği ve Türkçe anlam uyumu gözetilerek Bakırköy olarak değiştirildi.
Sarıyer sınırlarında bulunan Bahçeköy geçmişte “Belgradköy” olarak biliniyordu. Bölgedeki önemli su kaynaklarının korunması amacıyla yerleşimin orman dışına taşınmasının ardından köyün adı da değişerek Bahçeköy oldu.
Polonezköy'ün hikayesi ise 19. yüzyıla ve Polonyalı göçmenlere dayanıyor. Köy, 1842 yılında Prens Adam Czartoryski tarafından kuruldu ve ilk olarak “Adampol” adıyla anıldı. Polonyalıların bölgeye yerleşmesinin ardından çevrede yaşayan Türkçe konuşan halk, köyü kuranların Polonyalı yani “Polonez” olmalarından hareketle burayı Polonezköy olarak adlandırmaya başladı. Zamanla Adampol'un yerini bugünkü Polonezköy ismi aldı.
Bugünkü Ataköy, Osmanlı döneminde “Baruthane” adıyla biliniyordu. Bölgenin 1950'lerden itibaren modern bir yerleşim alanına dönüşmeye başlamasıyla birlikte yeni bir isim arayışına gidildi. Yapılan anket sonucunda semtin adı “Ataköy” olarak belirlendi.
Ortaköy ile Bebek arasında bulunan Arnavutköy tarih boyunca pek çok farklı isimle anıldı. İlk Çağ'da “Hestai”, Bizans döneminde ise “Promotu” ve “Anaplus” isimleri kullanıldı. Bölge bir dönem “Vicus Michaelicus” ve “Scaleae”, yani “İskele” olarak da biliniyordu.
Fatih Sultan Mehmet'in Arnavutluk'u Osmanlı topraklarına katmasının ardından bölgeye Arnavut göçmenler yerleştirildi ve yerleşim zamanla Arnavutköy adını aldı.
yüzyılda üzüm bağlarıyla da tanınan bölgede halkın avlanmasının yasaklanmasının istendiği, bostancıbaşına gönderilen bir fermanda da bölgenin “Arnavutköy” adıyla geçtiği aktarılıyor.
Çekmeköy'ün adının nereden geldiğine ilişkin kesin bir tarihi belge bulunmuyor. Ancak halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan iki temel rivayetten söz ediliyor.
Bunlardan “Yedi Kardeş Rivayeti”ne göre köy, Fatih Sultan Mehmet döneminde yedi kardeş tarafından kuruldu. Anlatıya göre kardeşlerden altısı eşkıyalar tarafından öldürüldü. Hayatta kalan son kardeş ise çatışma sırasında “çekme tetiği” diyerek kurtuldu. Köyün isminin de zaman içerisinde bu sözden türediği rivayet ediliyor.
Bir dönem üzüm bağlarıyla tanınan Erenköy'ün geçmişi Orhan Gazi dönemine kadar götürülüyor. Bu dönemde bölgeye akıncılar ve savaşçı dervişler yerleşti.
Bölgede yaşayan ve halkın büyük sevgi duyduğu “Eren Baba” isimli kişinin bilgeliğiyle çevresinde tanındığı, Erenköy adının da buradan geldiği aktarılıyor.
1800'lerin sonlarında Haydarpaşa-İzmit demiryolunun Bostancı'ya kadar uzatılması ise bölgede yeni bir isim değişikliğini beraberinde getirdi. İstasyona göre içeride kalan eski Erenköy yerleşimi zaman içerisinde “İçerenköy” olarak anılmaya başladı.
Sefaköy'ün kuruluş hikayesi 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor. Semtin, 1879-1890 yılları arasında Bulgaristan'ın Deliorman bölgesinden göç eden Karaömeroğlu İbrahim Safra tarafından kurulduğu aktarılıyor.
Yerleşime ilk olarak kurucusunun soyadından hareketle “Safraköy” adı verildi. Halk arasında “Safra” olarak da kullanılan isim zaman içerisinde değişime uğrayarak Sefaköy halini aldı.
Yeniköy de tarih boyunca birden fazla isim taşıyan İstanbul yerleşimlerinden biri. Antik çağlarda “Neapolis”, yani “Yenişehir” olarak bilinen bölge, Bizans döneminde ise bol miktarda bulunan çilek bahçeleri ve kocayemiş ağaçları nedeniyle “koca yemişlik” anlamındaki “Kommarodes” adıyla anılıyordu.
Fetihten sonra yerleşim Kanuni Sultan Süleyman'ın fermanıyla kuruldu. İlk sakinlerinin Romanya'nın Geni bölgesinden gelmesi nedeniyle köye başlangıçta “Geniköy” denildi. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman'ın buyruğuyla bu isim Yeniköy olarak değiştirildi.