Baharatlar insanlığın başından beri hayatımızda. Mutfakta önemli olmalarıyla daha da değerli hale geldiler elbette. Hatta tarihte devletlerin zenginlik nedeni bile oldular.
Baharatlar, en başından beri çok değerliydi. Bölge fark etmeksizin tüm dünyada paha biçilemiyorlardı. Hatta baharatlardan biri olan tuzun askerlere maaş olarak verildiği biliniyor.
Yani bulunan bu küçük taneleri ilk başlarda yemekleri lezzetlendirmek için kullanmıyorlardı. O zamanlar daha çok tıbbi amaçlarla kullanılıyorlardı.
Tabii ki tüm baharatlar için bunu demek doğru değil. Ama çoğu baharat Doğu'dan Batı'ya geldi diyebiliriz. Buralardan alınan baharatlar limanlardan dünyaya yayıldı.
Baharat ticareti ekonomik olarak önemli katkılar yaptı. Ama tek katkısı bu değildi elbette. Bunun yanında kültürler arası etkileşimi de sağladı.
Ticaret o zamanlar Baharat Yolu üzerinden yürüyordu. Hindistan, Sri Lanka gibi yerlerden başlayan yolculuk Anadolu'dan Avrupa'ya ulaşıyordu. Bu yolun hakimiyetinin önemi de buradan geliyordu zaten!
Amerika'nın keşfine dolaylı yoldan baharatlar neden olmuş diyebiliriz. Baharat Yolu'na alternatif arayan Avrupalılar Hindistan'a giderken Amerika'yı keşfediyorlar.
Baharatlar eskiden zenginlik göstergesi olsa da artık öyle değil. Hepimizin evinde çeşit çeşit baharatlar var. Yani artık herkesin kolayca ulaşabileceği ürünlere dönüştüler.
Safran, hâlâ çok pahalı bir baharat. Gramlarla satılan safranın pahalı olmasının nedeni elle toplanması ve çok çiçekten az ürünün elde edilmesi. Böyle olunca elbette fiyatı çok daha pahalı oluyor.
Mısır Çarşısı, Osmanlı döneminden beri önemli bir yere sahip. Ticaretin merkezi diyebileceğimiz çarşıda elbette her çeşit baharat yer alıyor.