İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, Resmi Gazete'de yayımlanmıştı. Bu karar bazı tartışmaları da beraberinde getirirken, Yükseköğretim Kurumu yaptığı açıklamada öğrencilerin, idari ve akademik kadronun mağdur olmaması için harekete geçtiklerini bildirmişti.
Okulları kapanan öğrenciler ise süreci merakla takip ediyor. Öte yandan konuyla ilgili olarak Prof. Dr. Ersan Şen dikkat çeken bir değerlendirme kaleme aldı.
Yazısında anayasa ve Yükseköğretim Kanunu'na değinen Şen, bir üniversitenin ancak kanunla kurulabileceğine dikkat çekti ve "Devlet veya vakıf üniversiteleri arasında fark gözetilmeksizin, ancak kanunla kurulabilen bir yükseköğretim kurumunun ancak kanunla kaldırılabileceği ve akademik faaliyetlerinin durdurulabileceği..." şeklinde bir ifadeye yer verdi.
Şen, Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasının ise Anayasanın 104/17 ve 130/2 maddelerine göre aykırı olduğunu vurguladı. Devamında ise "Nitekim; Anayasa Mahkemesi’nin 28.12.2023 tarihli, 2020/55 E. ve 2023/228 K. sayılı kararının 101. paragrafında, “Dolayısıyla vakıf yükseköğretim kurumunun kanunla kapatılması gerekirken bu konuda kapatma niteliğinde bir idari işlem tesis edilmesine imkan tanınması Anayasa’nın 130. maddesine aykırıdır.” gerekçesine yer verilerek, vakıf üniversitelerinin faaliyet izinlerinin iptalinin kapatma niteliğinde olup, kanunla yapılması gerektiği fikrinin ortaya koyulduğu,
Ayrıca; “normlar hiyerarşisi” ilkesini ortaya koyan “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı Anayasa m.11 ve buna uygun Anayasa m.104/17’de yer alan “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.” hükümlerinin uygulanması gerektiği, sonucuna varılmalıdır" ifadelerine yer verdi.
Şen ayrıca yazısında üniversiteye kayıtlı öğrencilerin Yükseköğretim Kurulu tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir devlet üniversitesine intikkal ettirilmesinin ise anayasa ve hukuka aykırılığını bertaraf etmeyeceğini vurguladı.
Öğrencilerin Danıştay'a işlemin iptali için dava açma hakkı bulunduğunu da vurgulayan Şen, "Faaliyet izninin kaldırılması kararına karşı öğrencilerin, öğretim üyelerinin ve üniversite çalışanlarının 60 gün içinde yürütmeyi durdurma talepli olarak Danıştay’da işlemin iptali için dava açma hakları bulunmaktadır. Bilgi Üniversitesi’nde okuduğunuzu veya evladınızın okuduğunu düşünün; bir anda boşlukta kalıyorsunuz, bu iş bu kadar kolay olmamalı, ancak kanunla kaldırılabilir. O da çok zorunlu hallerde mümkün olmalı. Bu sistem bunu mümkün kılıyor diyorlar ama bu konu gözden geçirilmeli. Tamam, okulsuz kalmayacaksın ama dönem bitmeden, alt hazırlıkları yapılmadan Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi oluyorsun. Mimarlık, güzel sanatlar orası, sen hukuk okuyorsun ve Bilgi Üniversitesi’ne gelmişsin. Bu şekilde faaliyet izninin kaldırılmak suretiyle üniversitenin kapanması ve öğrenciler ile öğretim üyelerinin sıkıntıya düşürülmesi; bilinirliğe, öngörülebilirliğe ve hukuk güvenliği hakkına aykırıdır. Öğrencilerin eğitim öğrenim hayatları ve öğretim üyeleri ile çalışanların çalışma hürriyetleri bu işlemden olumsuz etkilenecektir.
Ayrıca; mezunlar için de büyük sorun. Çalışanlar var, iş başvurusu yapanlar var... Açık kaynaktan bakacaklar üniversiteniz kapanmış, neden kapandığını nasıl anlatacaksınız, anlatamazsınız, kredisi düşer. Bizim bu üniversiteleri yaşatmamız lazım. Mezunları korumamız, üniversitenin ismini korumamız lazım. Üniversite el değiştirmiş zaten. Öğrencilerin, mezunlarının ve öğretim üyelerinin haklarının korunması lazım"
Prof. Dr. Ersan Şen'in konuya ilişkin yazısının ilgili bölümü şu şekilde:
"Anayasa m.130/2’de ve Yükseköğretim Kanunu Ek m.2’de, vakıf üniversitelerinin kuruluşunun 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na göre yapılabileceği bir an için düşünülse de, bu fikre katılmanın mümkün olmadığı, Yükseköğretim Kanunu’nun genel usul ve esaslar bakımından dikkate alınabileceği, Anayasa m.130/2 ile Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nun 5. maddesinin, kurulacak her bir vakıf üniversitesi bakımından özel yasa çıkarılması zorunluluğunu öngördüğü, kaldı ki Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Bu durum, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasının sağlanması için Yükseköğretim Kurulu tarafından Millî Eğitim Bakanlığına bildirilir.” hükmünden de bir üniversitenin ancak kanunla kurulabileceğinin anlaşıldığı,
Bu nedenlerle; Vakıf üniversitelerinin faaliyet izinlerinin Cumhurbaşkanı kararı ile kaldırılabileceği, ancak bu kararın kurucu vakfın tüzel kişiliğini ortadan kaldırılmayacağı, dolayısıyla vakıf üniversitesinin kuruluşu kanunla olsa da, faaliyet izni Cumhurbaşkanı kararı ile kaldırılan kurucu vakfın tüzel kişiliği etkilenmeyeceğinden, “kanunla düzenlenen kanunla kaldırılır” kuralının dayanağı olan “usulde paralellik” ilkesini ihlal etmeyeceği, kurucu vakıf tüzel kişiliği varlığını koruduğundan, Anayasa m.104/17 ile m.130/2’ye de aykırılık oluşturmayacağı fikri ileri sürülse de, bu düşüncenin kabul görmeyeceği,
Sonuçta; burada tartışma konusu yapılanın kurucu vakıf tüzel kişiliğinin olmayıp, “yükseköğretim kurumu” niteliği taşıyan üniversite kurulması olduğundan, vakıf üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılması halinde, faaliyet izni kaldırılan üniversitenin artık akademik çalışmalarını sürdüremeyeceği, bu vakıf üniversitesine kayıtlı öğrencilerin, Yükseköğretim Kurulu tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir Devlet üniversitesine intikal ettirilmesinin ise, belirttiğimiz Anayasa hükümleri Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu nezdinde yaşanacak Anayasaya ve hukuka aykırılığı bertaraf etmeyeceği, Devlet veya vakıf üniversiteleri arasında fark gözetilmeksizin, ancak kanunla kurulabilen bir yükseköğretim kurumunun ancak kanunla kaldırılabileceği ve akademik faaliyetlerinin durdurulabileceği,
Mevcut durumda; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu Ek m.11/3’de yer alan, “Yapılan denetimler sonucu faaliyet izninin kaldırılmasını gerektiren durumlar tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları ile kurucu vakıflarına kayyım atanan vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izni, Cumhurbaşkanı kararı ile kaldırılır.” cümlenin, “Cumhurbaşkanı kararı ile kaldırılır” ibaresinin, Anayasa m.104/17’ye ve m.130/2’ye aykırı olduğu,
Nitekim; Anayasa Mahkemesi’nin 28.12.2023 tarihli, 2020/55 E. ve 2023/228 K. sayılı kararının 101. paragrafında, “Dolayısıyla vakıf yükseköğretim kurumunun kanunla kapatılması gerekirken bu konuda kapatma niteliğinde bir idari işlem tesis edilmesine imkan tanınması Anayasa’nın 130. maddesine aykırıdır.” gerekçesine yer verilerek, vakıf üniversitelerinin faaliyet izinlerinin iptalinin kapatma niteliğinde olup, kanunla yapılması gerektiği fikrinin ortaya koyulduğu,
Ayrıca; “normlar hiyerarşisi” ilkesini ortaya koyan “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı Anayasa m.11 ve buna uygun Anayasa m.104/17’de yer alan “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.” hükümlerinin uygulanması gerektiği, sonucuna varılmalıdır"