ABD’li devlet insanı ve düşünür Benjamin Franklin, "Misafirler de balık gibidir; üç gün sonra kokmaya başlarlar" demişti. Pek çok kişi bu söze hak veriyor. Çünkü evine gelen misafirleri ağırlamaktan memnun olsa da, bir süre sonra huzursuzluk yaşayan insanların sayısı oldukça fazla.
Çevresel psikoloji alanındaki araştırmalar ise bu durumun sadece 'ayıp' ya da 'sabırsızlık' olmadığını, insanın doğal psikolojik sınırlarıyla ilgili olduğunu ortaya koydu.
Uzmanlara göre insanlar evlerini yalnızca bir yaşam alanı olarak değil, aynı zamanda 'birincil bölge' olarak görüyor. İş yerleri veya kamusal alanlardan farklı olarak ev; kişinin kontrol sahibi olduğu, düzenini kurduğu ve kendini güvende hissettiği özel alan anlamına geliyor.
Bu nedenle eve gelen misafirler, günlük rutini bozduğunda ya da ev sahibinin alıştığı düzeni değiştirdiğinde stres oluşabiliyor. Misafirin farklı uyku saatleri, ortak alanları yoğun kullanması veya evin kullanım şeklini değiştirmesi zamanla ev sahibinde gerginlik yaratabilir.
Psikologlara göre insanların evleriyle güçlü bir sahiplik bağı bulunuyor. "Bu benim evim, benim eşyam" düşüncesi oldukça doğal kabul ediliyor.
Misafirlerin:
Ev içinde fazla rahat hareket etmesi
Özel eşyalara dokunması
Dağınıklık bırakması
Fazla sıcak su ya da yiyecek tüketmesi gibi durumlar ise bilinçaltında 'alan ihlali' hissi yaratabilir. Bu da savunmacı tepkilere neden oluyor.
Araştırmalar, kısa süreli ziyaretlerin daha kolay tolere edildiğini; ancak süre uzadıkça stres seviyesinin yükseldiğini gösteriyor. Özellikle kaygıya yatkın ya da düzenine bağlı kişiler için uzun süreli misafirlik ciddi bir psikolojik yük oluşturabilir.
İçedönük bireylerde ise durum daha belirgin. Çünkü bu kişiler, yalnız kalabildikleri alanlara ve sessizliğe daha fazla ihtiyaç duyuyor.
Çevresel psikolog Irwin Altman tarafından geliştirilen 'mahremiyet düzenleme teorisine' göre insanlar, sosyal temas ile yalnızlık arasında bir denge kurmaya çalışıyor.
Misafirlerin:
Sürekli ortak alanda bulunması
Özel konuşmalara dahil olması
Yatak odası gibi kişisel alanlara girmesi ev sahibinin ihtiyaç duyduğu mahremiyet seviyesini bozabilir. Bu da tahammülsüzlük, içe kapanma ve kısa öfke patlamalarıyla sonuçlanabilir.
Uzmanlar, misafir ağırlamanın yarattığı ek iş yükünün de önemli bir stres kaynağı olduğunu belirtti. Özellikle yemek, temizlik ve düzen sorumluluğunun tek kişide toplandığı evlerde bu durum daha belirgin hale geliyor.
Psikologlara göre iyi bir misafir olmanın temel kuralları şunlar:
Ev sahibinin düzenine saygı göstermek
Ortak alanları dikkatli kullanmak
Mahremiyet sınırlarını ihlal etmemek
Ev işlerine yardımcı olmak
Ziyareti gereğinden fazla uzatmamak.
Kısacası, uzmanlar Benjamin Franklin’in yüzyıllar önce söylediği sözün bugün psikoloji bilimiyle de desteklendiğini belirtti: Misafirlik kısa sürdüğünde daha keyifli oluyor.