Reis, Trabzonspor'un başına geçtiği ilk maçta Galatasaray derbisinde dört golle sahne aldı. Bu galibiyetin ardından deplasmanda Samsunspor'u 10 kişi kalmasına rağmen 3-0 mağlup eden bordo-mavililer, istikrarını sürdürdü. Son olarak ligin güçlü ekiplerinden Beşiktaş'ı iki golle geçen Trabzonspor, çıkışının tesadüf olmadığını gösterdi. Üstelik bu serinin arasına Konferans Ligi'nde Finlandiya deplasmanında Kuopion karşısında alınan dört gollü galibiyet de eklendi.
Kısacası Trabzonspor, son haftalarda hem ligde hem de Avrupa'da rakiplerine mesaj vermeyi başardı. Şu anda takımın form grafiğinin zirvesinde Thomas Reis var. Elbette kadro kalitesi bu başarıda önemli bir etken. Ancak yalnızca iyi oyunculara sahip olmak yetmez; bu oyuncuları doğru sistem içinde bir araya getirmek, sahaya ortak bir düşünceyle çıkarmak ve maçın gerektirdiği hamleleri yapmak gerekir. Reis'in farkı da tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Trabzonspor'un oyununda artık daha belirgin bir plan var. Rakibi sürekli önde karşılayıp topa sahip olmaya dayalı bir anlayış yerine, zaman zaman daha geride konumlanarak rakibin boşluklarını kollayan ve top kazanıldığında hızla hücuma çıkan bir takım izliyoruz. Geçiş oyununu etkili kullanan bordo-mavililer, rakibin savunma dengesini bozmakta zorlanmıyor. Top kazanıldıktan sonra birkaç pasla rakip kaleye ulaşabilmeleri, bu sistemin en önemli avantajlarından biri.
Üstelik Trabzonspor, Paul Onuachu'nun olmadığı bir günde de hücum gücünden fazla bir şey kaybetmedi. Dju'nun geniş alanlardaki etkinliğiyle Mohamed Salah'ın skorer oyunu birleşince ortaya etkili bir hücum performansı çıktı. Bu durum, takımın tek bir oyuncuya bağlı olmadığını ve farklı hücum seçeneklerini devreye sokabildiğini göstermesi açısından da önemliydi.
Beşiktaş cephesinde ise değişmeyen sorunların başında savunma geliyor. Siyah-beyazlıların hücum organizasyonlarını beğensem de savunmadaki aksaklıklar uzun süredir devam ediyor. Trabzonspor deplasmanında da bu tablo değişmedi. Beşiktaş, hücumda fırsatlar yakalamasına rağmen savunmada verdiği açıkların bedelini ağır ödedi.
Vlahovic'in etkili olmaya çalıştığı ancak skora katkı sağlayamadığı mücadelede, Olaitan'ın da beklentilerin uzağında kalması Beşiktaş'ın hücum gücünü sınırladı. Kaleci Nübel'in olağanüstü çabasına rağmen siyah-beyazlılar sahadan mağlubiyetle ayrılmaktan kurtulamadı. Bir kalecinin ne kadar iyi oynarsa oynasın takımını her maçta tek başına ayakta tutması mümkün değil. Savunma hattı aynı hataları tekrarladığında, kalecinin kurtarışları da bir noktadan sonra yeterli olmuyor.
Italiano'nun oyun planında rakibe önde baskı yapmak, topu mümkün olduğunca kısa sürede geri kazanmak ve oyunu rakip yarı sahaya yıkmak önemli bir yer tutuyor. Ancak Trabzonspor karşısında Beşiktaş bu planı istediği gibi uygulayamadı. Çünkü bordo-mavililerin orta sahasında ve savunmadan çıkışlarında baskıyı kırabilecek oyuncular vardı.
Fabinho'nun ayağa paslarla oyunu kurabilmesi, Ozan Tufan'ın ise topu kazandıktan sonra doğrudan geçiş hücumlarına katkı sağlaması Beşiktaş'ın baskısını etkisiz hâle getirdi. Bu iki oyuncunun performansı, Trabzonspor'un yalnızca hücumda değil, oyunun geçiş anlarında da ne kadar etkili olabildiğini ortaya koydu. Ozan Tufan'ın iyi oyununu bir de golle süslemesi ise gecenin öne çıkan anlarından biri oldu.
Beşiktaş'ın bu mağlubiyetten çıkaracağı ders açık: Hücumdaki üretkenlik tek başına yeterli değil. Savunma çizgisiyle orta saha arasındaki mesafe iyi ayarlanmadığında ve rakibe geniş alanlar bırakıldığında, özellikle geçiş oyununu etkili kullanan takımlar karşısında sorun yaşamak kaçınılmaz hâle geliyor. Trabzonspor da bu zaafları doğru değerlendirerek sonuca gitti.
Trabzonspor'un yükselişinde Mohamed Salah'ın payını da ayrıca konuşmak gerekiyor. Bordo-mavili formayla 11 maçta 9 gol ve 4 asist üreten yıldız futbolcu, toplam 13 gole doğrudan katkı sağladı. Bu rakamlar, Salah'ın yalnızca skorer bir oyuncu olmadığını, aynı zamanda takımın hücum organizasyonlarında belirleyici bir rol üstlendiğini gösteriyor.
Beşiktaş karşısında gelen ikinci gol de Salah'ın fark yaratma becerisinin bir başka örneğiydi. Büyük maçlarda sahneye çıkabilen, doğru anda doğru yerde bulunan ve takımının skor üretmesine katkı sağlayan futbolcular, şampiyonluk yarışında belirleyici olur. Salah şu ana kadar Trabzonspor'a tam da böyle bir katkı sunuyor.
Elbette sezon uzun ve önlerinde daha zorlu karşılaşmalar var. Birkaç haftalık iyi performansla şampiyonluk ilan edilmez. Ancak Trabzonspor'un son dönemde ortaya koyduğu oyun, bordo-mavililerin yarışta iddialı olabileceğini gösteriyor. Takımın hem farklı galibiyetler alması hem de değişen maç senaryolarına cevap verebilmesi, gelecek haftalar adına umut verici.