Sınav Dönemi Yaklaşırken Evi Savaş Alanına Çevirmeden Yönetmenin 9 Altın Kuralı

Sınav dönemleri, her evin korkulu rüyasıdır. Etrafa saçılan kağıtlar, ortalığa dağılan kıyafetler derken ortam bir anda savaş alanına döner.

Özellikle evde zorlu ve uzun bir sınav haftasından geçen bir çocuğunuz varsa işler hızla kontrolden çıkabilir. Bu süreci doğru yönetmemek ise uyku düzeninin, beden sağlığının veya odak gücünün zayıflamasına neden olabilir.
Bu tür dönemlerde oda düzenini koruyacak, bir yandan da çocuğunuzun verimli çalışmasına katkı sağlayacak adımlarla süreci kolayca kontrol altına alabilirsiniz.

Reklam
Reklam

1. Kaygınızı çocuğa yansıtmayın.


Pedagojinin ilk kuralına göre; kaygılı ebeveyn, kaygılı çocuk demektir. Sınav zamanı geldiğinde onun yaşadığı stresi ikiye katlayacak en büyük faktör, sizin kaygınıza tanıklık etmesidir. Çocuğun üzerindeki baskıyı güçlendirerek paniklemesine yol açan bu durum hata yapma riskini de artırır. Üstelik odak sorunu yaşamasına yol açar. Onun karşısında sakinliğinizi koruyarak gereksiz yere telaşını perçinlememiş olur, hatta rahatlamasını kolaylaştırırsınız.

2. Gösterdiği çabaya odaklanın.


Sınav dönemlerinde çocuğa sürekli “Deneme testinde kaç yanlış yaptın”, “Hangi soruları çözemedi” ya da “Planladığın konulara çalıştın mı” gibi sorular yöneltmek onun tüm süreci sonuca indirgemesine neden olabilir. Sınav sonuçları önemli olsa da onun elinden geleni yaptığının farkına varmak ve sonuç ne olursa olsun çabasını gördüğünüzü belirtmek, bazen çok daha önemlidir. Çünkü harcadığı emeğin görüldüğünü hisseden çocuk, çalışmaya karşı motivasyon kazanır ve sınav korkusunu yenerek daha fazla odaklanır.

3. Evdeki baskı ortamını yok edin.


Birçok evde sınav haftası adeta olağanüstü hal ilan edilir. Evin tüm günlük planları çocuğun sınavlarına göre yapılır. Eve misafir gelmez, televizyonun sesi açılmaz ya da evde tüm gün çıt çıkmaz. Oysa bu durum, çocuğun yaşadığı stresi katlayan faktörler arasındadır. Çünkü evde değişen düzen yüzünden sınavlar hayat memat meselesi olarak görülür, telaş ve panik maksimuma çıkar. Hayatın normal akışında seyretmesi ise zihni rahatlatarak ders konularına daha kolay odaklanmasını sağlar.

4. Sessiz ve işlevsel bir çalışma alanı sunun.


Evde sıkı yönetim ilan etmeden de çocuğunuz için sessiz, sakin ve işlevsel bir çalışma alanı oluşturabilirsiniz. Çünkü aşırı baskıcı bir ev çocuğun telaşını artırırken, aşırı düzensiz bir ev de dikkatini dağıtır. Öncelikle çalışma masasından başlamak üzere yapacağınız ufak değişikliklerle onun fiziksel sağlığını ve çalışma verimini artırabilirsiniz. Örneğin; ergonomik mobilyalar kullanarak, çalışma masası aydınlatmasına özen göstererek ve ona konforlu dinlenme alanları sunarak en büyük destekçisi olabilirsiniz.

5. Beslenme ve uyku düzeninde fark ettirmeden değişiklik yapın.


Sınav dönemlerinde zihin açsın diye tüketilen birçok gıda, çocuğun başarıyı farklı yerlerde aramasına neden olabilir. İyi beslenme ve kaliteli uyku, gün içindeki çalışma performansını ve odak seviyesini korumaya yardımcıdır. Üstelik böyle bir dönemde beyindeki glikoz ve enerji harcaması arttığından bu seviyeleri dengeye getirecek güçlü bir beslenme planına ihtiyacı olur. Bunu ona bir şart gibi değil, günlük rutinin bir parçası olarak sunmak hem işleri fazla büyütmesini önler hem de her an yanında olduğunuzu gösterir. Masaya aniden bırakılan bir meyve tabağı ya da kafein tüketimini çaktırmadan azaltacak farklı içecek denemeleri, onun en büyük enerji kaynağı olabilir.

6. Dinlenip stres atmasına izin verin.


Sınav dönemlerinin sadece ders çalışmak ve test soruları çözmek ve sınav dışında hiçbir şey olmadığını düşünmek, yapacağınız en büyük hatalardan biridir. Çünkü sürekli çalışan bir zihin, aynı verimde ve yüksek seviyede efor gösteremez. Arada bir çıkıp yürümek, kısa bir şeyler izlemek ya da müzik dinlemek vücutta biriken stres faktörlerini azaltır. Bedenin ve zihnin nefes almasına yardımcı olan bu tür kısa süreli ve düzenli molalar, sonraki çalışma bloklarında bilgileri daha çabuk kavramasını sağlar. Bu nedenle onun molalarını sıkıca kontrol etmektense dinlenmesine izin vermeniz, aslında başarı adına çok kritik önem taşır.

7. Arkadaşlarıyla kıyaslamayın.


Bir çocuğa sınav evresinde yapılacak en büyük yanlışlardan biri, onu akranlarıyla kıyaslamaktır. “Kuzenin”, “Arkadaşın”, “Komşunun çocuğu” diye başlayan cümlelerin hiçbiri onu teşvik etmez. Aksine sınavın yanı sıra başkalarının başarılarını da kafaya takmasına neden olur. Bu gizli öfke duygusu hem kendini değersiz hissetmesine yol açar hem de gerçek potansiyelini perdeler.

8. Patron değil rehber olun.


Sınav haftalarında evdeki genel yeme, içme, uyku ve çalışma saatleri sizin kontrolünüzde olabilir. Ama bu aralıkları onu cezalandırır gibi değil de ders programını destekleyecek şekilde planlamanız gerekir. Çocuğun aşırı zorlayıcı ve baskıcı bir program altında yüksek performans göstermesi söz konusu olmaz. Genel takibi bırakmadan, onunla birlikte en verimli çalışma sistemini geliştirebilirsiniz. Zaman yönetiminde zorlanıyorsa “Gel birlikte bakalım” diyerek ona güvenli bir ortam sunabilir ve sizinle iş birliği yapmasını sağlayabilirsiniz.

9. Sınav sonucuyla tehdit etmeyin.

Çocuk için sınav dönemindeki en büyük kaygı, başarısızlığın kendisi değil de bu başarısızlığa ebeveynlerinin vereceği tepkidir. Bir çocuk başarılı olmayı sadece sizi mutlu etmek için istiyorsa, ileride istemediği bir okul ya da kariyer seçimi yaparak mutsuz olma riski de vardır. Gün sonunda her şey çocuğunuzun mutluluğu ve sağlığı için olduğundan, ona sonuç ne olursa olsun yanında olacağınızı hatırlatmanız gerekir. Sevildiğini, değer gördüğünü ve anlaşıldığını hisseden bir çocuk, sizden kaynaklı baskılardan sıyrılarak gerçekten istediği alana yönelebilir ve kişisel yeteneklerini açığa çıkarabilir.