Tuvaletlerde yeni dönem! Sifon yok, su yok: 20 binden fazla kişi kullanmaya başladı

NASA'da çalışan bilim insanı Diana Yousef'in uzay görevlerinde karşılaşılan altyapı sorunlarından ilham alarak geliştirdiği iThrone adlı tuvalet, su ve kanalizasyon bağlantısı olmadan çalışıyor. Teknoloji, sıvı içeriği buharlaştırarak atık miktarını azaltıyor. Uganda, Panama ile ABD'de 20 binden fazla kişi bu ürünü kullanmaya başladı.

Geleneksel tuvalet sistemleri su, boru hatları ve kanalizasyon altyapısına ihtiyaç duyuyor. Ancak dünyanın birçok bölgesinde bu altyapılar bulunmuyor. NASA'da görev yaptığı dönemde astronotların da uzayda benzer bir sorunla karşı karşıya olduğunu fark eden bilim insanı Diana Yousef, bu fikirden yola çıkarak suya ve kanalizasyon bağlantısına ihtiyaç duymayan iThrone'u geliştirdi.

Reklam
Reklam

SU KULLANMADAN ÇALIŞIYOR

Diana Yousef ve change:WATER Labs ekibi tarafından geliştirilen iThrone, atıkları kanalizasyon sistemine taşımak için su kullanmıyor. Bunun yerine atığın içindeki sıvı, özel bir membran aracılığıyla uzaklaştırılıyor.

MIT Solve tarafından paylaşılan teknik bilgilere göre insan dışkısının yaklaşık yüzde 95'i sudan oluşuyor. iThrone, nefes alabilen ve kompostlanabilir bir membran kullanarak bu nemin büyük bölümünü buharlaştırıyor.

Sistemin ünite içerisinde günlük olarak biriken sıvının yaklaşık yüzde 90 ila 95'ini buharlaştırabildiği belirtiliyor. Böylece toplanması ve işlenmesi gereken atık miktarı önemli ölçüde azalıyor.

NASA'DAKİ DENEYİM İLHAM VERDİ

Projenin ortaya çıkışında Yousef'in NASA'daki çalışmaları önemli rol oynadı. Uzayda geleneksel kanalizasyon sisteminin bulunmadığını fark eden bilim insanı, benzer altyapı sorunlarının dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan topluluklar için de geçerli olduğunu gördü.

Reklam
Reklam

Bazı topluluklar su ve kanalizasyon şebekelerinden uzak bölgelerde yaşarken, bazı yerlerde geleneksel altyapının kurulması ekonomik veya teknik açıdan oldukça zor olabiliyor.

Projenin ilk geliştirildiği dönemde paylaşılan Global Citizen verilerine göre dünya genelinde 4,2 milyar insan güvenli sanitasyon hizmetlerine erişim konusunda sorun yaşıyordu.

Bu nedenle ekip, mevcut su ve kanalizasyon şebekelerinden bağımsız çalışabilecek bir sistem geliştirmeye yöneldi.

ÜÇ ÜLKEDE 20 BİNDEN FAZLA KİŞİYE ULAŞTI

iThrone artık yalnızca laboratuvar ortamında geliştirilen bir teknoloji olmaktan çıktı. Projenin yürütücülerine göre sistemler Uganda, Panama ve ABD'de 20 binden fazla kişinin güvenli sanitasyon imkanına erişmesine yardımcı oldu.

Teknolojinin özellikle geleneksel kanalizasyon altyapısının kurulmasının zor veya maliyetli olduğu bölgelerde kullanılabilmesi hedefleniyor.

Reklam
Reklam

Sistemin atık miktarını kaynağında azaltması, kanalizasyon bulunmayan bölgelerde toplama ve taşıma süreçlerini de kolaylaştırmayı amaçlıyor.

ATIK TAŞIMA MALİYETLERİNİ AZALTMAYI HEDEFLİYOR

Kanalizasyon sisteminin bulunmadığı bölgelerde atıkların depolanması, toplanması ve taşınması için alternatif yöntemlere ihtiyaç duyuluyor. Biriken atık miktarı arttıkça bu işlemlerin maliyeti ve lojistik yükü de artıyor.

iThrone ise atıkların önemli bölümündeki suyu toplama aşamasından önce uzaklaştırarak taşınması gereken hacmi azaltmayı amaçlıyor. MIT Solve'a sunulan teknik açıklamalara göre bu yöntem, merkezi olmayan atık yönetiminde gereken operasyonel yükü ve maliyetleri azaltabilir.

Böylece proje yalnızca farklı bir tuvalet sistemi geliştirmeyi değil, aynı zamanda büyük ölçekli altyapı yatırımlarına daha az bağımlı bir sanitasyon modeli oluşturmayı hedefliyor.

Reklam
Reklam

PROJEYE 100 BİN DOLARLIK DESTEK

Diana Yousef, Ağustos 2026'da sosyal etki yaratma potansiyeli taşıyan girişimlere verilen Global Citizen Waislitz Disruptor Award ödülüne layık görüldü. Ödül kapsamında projenin büyütülmesi için 100 bin dolarlık destek sağlandı.

Proje ekibi, bu finansmanla iThrone sistemlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasını ve nihai olarak milyonlarca kişinin sanitasyon hizmetlerinden faydalanmasını hedefliyor.

Ancak teknolojinin milyonlarca kişiye ulaştırılması için üretim, dağıtım, bakım ve farklı toplulukların ihtiyaçlarına uyarlama gibi aşamaların da çözülmesi gerekiyor.

Su ve kanalizasyon altyapısından bağımsız çalışan bu sistem, geleneksel sanitasyon anlayışına alternatif bir yaklaşım ortaya koyuyor. Projenin mevcut sonuçlarına göre teknoloji, üç ülkede 20 binden fazla kişinin sanitasyona erişiminin iyileştirilmesinde şimdiden kullanılmış durumda.

Reklam
Reklam
Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: