Yeni bir depresyon türü ortaya çıktı! Üstelik bu hissi yaşayan çok

Uzun süre oynanan bir oyunun ardından hissedilen o tuhaf boşluk duygusu birçok oyuncu için oldukça tanıdık. Hikâyenin sona ermesi, karakterlerle vedalaşma ve zihinde dönüp duran sahneler… Tüm bunlar günlük hayata dönmeyi zorlaştırabiliyor. Psikologlar bu durumu artık yeni bir kavramla açıklıyor: “oyun sonrası depresyon”.

Polonya’daki SWPS Üniversitesi’nden psikologlar Kamil Janowicz ve Piotr Klimczyk tarafından yürütülen çalışmada, düzenli olarak oyun oynayan 373 kişi incelendi. Katılımcıların büyük bölümü her gün ya da neredeyse her gün oyun oynayan kişilerden oluştu.

Reklam
Reklam

Araştırma sonuçları, oyun bittikten sonra yaşanan duygusal boşluk hissinin oldukça yaygın olduğunu ortaya koydu. Özellikle uzun süre oynanan ve hikayesi güçlü oyunlar sonrasında bu durum daha belirgin hale geliyor.

Araştırmacılar, bu deneyimi ölçebilmek için “Post-Game Depression Scale” adı verilen bir ölçek geliştirdi. Elde edilen bulgular, oyuncuların oyun dünyasıyla kurduğu bağın ne kadar güçlü olursa, gerçek hayata dönüşün de o kadar zorlaştığını gösteriyor.

OYUN BİTİNCE NEDEN ZORLANIYORLAR?

Uzmanlara göre mesele sadece bir oyunun bitmesi değil. Oyuncular, zaman içinde karakterlerle bağ kuruyor, hikâyenin bir parçası haline geliyor ve kararlarıyla süreci şekillendiriyor.

Bu bağ güçlendikçe oyun sadece bir eğlence aracı olmaktan çıkıp, duygusal bir deneyime dönüşüyor. Oyun sona erdiğinde ise kişi, sanki bir dönemi kapatmış gibi hissedebiliyor.

Reklam
Reklam

EN SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER NELER?

Araştırmaya göre oyun sonrası depresyon dört temel deneyim etrafında şekilleniyor:

Oyunun hikayesini ve karakterlerini sürekli düşünmek
Oyun deneyiminin bittiğini kabullenmekte zorlanmak
Oyunu yeniden oynama isteği duymak
Diğer eğlence içeriklerine karşı ilgi kaybı yaşamak

Özellikle hikayeye takılı kalma durumu en yoğun hissedilen etki olarak öne çıkıyor. Bazı oyuncular oyun bittikten sonra günler boyunca karakterleri düşünmeye devam ediyor. Bu süreçte yeni içeriklere adapte olmakta zorlananlar da az değil.

RPG TÜRÜ OYUNLAR DAHA FAZLA ETKİLİYOR

Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise rol yapma oyunlarının (RPG) bu duyguyu daha yoğun tetiklemesi. Bu tür oyunlarda oyuncular karakter gelişimini doğrudan etkileyebiliyor ve hikayeye aktif şekilde yön verebiliyor. Bu da karakterlerle kurulan bağı güçlendiriyor. Sonuç olarak oyun sona erdiğinde, kopuş hissi çok daha derin yaşanabiliyor.

Reklam
Reklam

KİŞİSEL EĞİLİMLER DE ETKİLİ

Araştırmacılara göre bu durumu herkes aynı yoğunlukta yaşamıyor. Özellikle olayları tekrar tekrar düşünme eğilimi olan kişilerde, oyun sonrası duygular daha güçlü hissedilebiliyor. Ayrıca karamsar düşünme eğilimine sahip bireylerin, bu süreci daha zor atlattığı belirtiliyor.

Uzmanlar, oyun sonrası yaşanan bu duyguyu yalnızca “oyun bitti” şeklinde değerlendirmiyor. Bu durum, bazı oyuncular için bir bağın kopması ya da önemli bir sürecin sona ermesi gibi algılanabiliyor.

Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: