Geleneksel bilgi, yerel toplulukların gözlem ve deneyim sonucunda geliştirdikleri bir birikim. Hava tahmininden tarıma, kuşaktan kuşağa aktarılarak test edilmiş geniş bir veri tabanı olarak da düşünebileceğimiz bu kavram, yüzyıllardır süregelen insan-doğa etkileşimine dayanıyor.
Geleneksel bilgisinin önemi modern bilimin ulaşamadığı verilere sahip olmasından geliyor. Örneğin bir bitkinin geçen yıla kıyasla erken açıp açmadığına dair değişimler yerli halkların gözlemleriyle mümkün oluyor ve bu, yapılan araştırmalardaki verilerin çok daha hassas ve nokta atışı hale gelmesini sağlıyor.
İklim adaptasyonuyla yakından bağlantılı olan yerli bilgisinin iklim kriziyle mücadelede önemli bir başlık haline gelmesindeki temel sebeplerden biri de yerli halkların hayatta kalma stratejisinin iklim değişikleriyle doğrudan bağlantılı oluşu. Coğrafyanın getirdiklerine yönelik evler inşa etmek gibi yaşam alanını doğadan hareketle oluşturma fikri günümüz projeleri için yeni bir pencere açıyor.
Yerli bilgisi, kaynak yönetiminin sürdürülebilirliği ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir rol oynuyor. Bu yüzden yerli bilgisini gündeme taşıyan BM, UNESCO ve IPCC kuruluşlar bunu kültürel açıdan çok pragmatik bir gerçekliği vurgulamasından ötürü ele alıyor. İklim krizine yönelik çalışmalara boyut kazandıracak ve halihazırda biyoçeşitliliği korumada daha iyi olduğunu kanıtlanan yerli bilgisi bu yönüyle göz ardı edilemez bir veri kaynağı sunuyor.