Yüzyıllardır mercek altındaydı yeni ortaya çıktı: Zehirli derisinden ışık saçıyor

Yüzyılı aşkın süredir araştırılan ateş semenderi, bilim dünyasını şaşırtan yeni bir sırrını ortaya çıkardı. Yapılan incelemelerde, bu zehirli canlıların ultraviyole ışık altında turkuaz renkte parladığı tespit edildi. Üstelik bu özellik bugüne kadar hiç fark edilmemişti.

Ateş semenderleri, siyah zemin üzerindeki parlak sarı desenleri ve zehirli deri salgılarıyla uzun yıllardır biyologların ilgi odağı oldu. Ancak araştırmacılar ilk kez bu canlıları ultraviyole ışık altında inceleyince şaşırtıcı bir sonuçla karşılaştı.

Reklam
Reklam

KARANLIKTA TURKUAZ IŞIK YAYIYOR

İspanya'daki Barselona Doğa Bilimleri Müzesi'nden araştırmacı Bernat Burriel-Carranza liderliğindeki ekip, semenderlerin özellikle karın ve yan bölgelerinde belirginleşen turkuaz renkli bir parıltı yaydığını belirledi.

Bilim insanları bu olayı "biyofloresans" olarak tanımlıyor. Ateş böceklerinde görülen biyolüminesanstan farklı olarak, semenderler kendi ışıklarını üretmiyor. Derilerindeki bazı maddeler ultraviyole ışığı emerek görünür mavi-yeşil tonlarda yeniden yayıyor.

ZEHİR BEZLERİNDEN GELİYOR

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri de parıltının, semenderlerin zehir taşıyan deri bezlerinde yoğunlaşması oldu.

Uzmanlar, zehirli salgıların vücuttan ayrıldıktan sonra bile 24 saatten fazla süre boyunca parlamaya devam ettiğini belirledi. Ayrıca floresan etki sadece deride değil, kan ve bez dokularında da gözlemlendi.

Reklam
Reklam

NEDEN PARLADIKLARI BİLİNMİYOR

Araştırmacılar, bu gizemli özelliğin amacını henüz çözebilmiş değil. Parıltının semenderlerin birbirlerini karanlıkta tanımasına, çiftleşme döneminde iletişim kurmasına veya avcılara karşı zehirli olduklarını göstermesine yardımcı olabileceği düşünülüyor.

Ancak bu teorilerin doğrulanması için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.

KİMYASAL SIR HÂLÂ ÇÖZÜLEMEDİ

Bilim insanları şimdi parıltıya neden olan kimyasal bileşiği belirlemeye çalışıyor. Araştırma ekibine göre, bu floresan etki daha önce bu türde tanımlanmamış yeni bir molekülden kaynaklanıyor olabilir.

Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: