Morey, mide ve bağırsak sorunlarını ilk kez 11 yaşındayken fark etti. Karnının kısa sürede belirgin şekilde şiştiğini ve kaburgalarının altında şiddetli ağrı hissettiğini anlatan genç kadın, yaşadığı belirtileri uzun süre önemsemeden hayatına devam etti.
Ancak zamanla şikayetleri daha sık görülmeye başladı. Spor yapmasına ve atletik bir yapıya sahip olmasına rağmen özellikle karnındaki şişkinlik nedeniyle kıyafet seçimlerinde zorlandığını belirten Morey, vücuduyla ilgili özgüven sorunları yaşamaya başladı.
Annesinin de durumun özellikle bazı yiyecekleri tükettikten sonra ortaya çıktığını fark ettiğini söyleyen Morey, doktorlara başvurarak çeşitli tetkikler yaptırmaya başladı.
Morey'nin yaşadığı sorunların kaynağını bulmak için yıllar boyunca kan testleri ve farklı incelemeler yapıldı. Besin günlüğü tutması da istendi ancak şikayetlerinin kesin nedeni ortaya konulamadı.
30'lu yaşlarına geldiğinde tiroit ve hormon sorunları da araştırılan Morey'nin perimenopoz dönemine girip girmediği değerlendirildi. Ayrıca polikistik over sendromu, endometriozis ve çölyak hastalığı açısından da kontroller gerçekleştirildi.
Genç kadın, bir dönem yaşadığı sorunların doğurganlığını etkileyip etkilemediği konusunda da endişelendiğini anlattı.
Yıllarca süren doktor ziyaretlerinin ardından Morey, çözümü kendi araştırmalarıyla bulmaya çalıştı. Bu süreçte evde uygulanabilen bir gıda duyarlılığı testi yaptırdı.
Test sonucunda inek sütü, keçi sütü, koyun sütü, yumurta akı, bezelye ve baklaya karşı duyarlılığı bulunduğu kendisine bildirildi.
Morey, bu gıdaları beslenmesinden çıkarmaya başladı. Kendi anlatımına göre özellikle ilk günlerde yorgunluk ve baş ağrısı yaşadı ancak sonrasında vücudundaki değişiklikleri fark ettiğini söyledi.
Beslenmesinde yaptığı değişikliklerin ardından Morey, yıllardır yaşadığı bazı şikayetlerin ortadan kalktığını ifade etti.
Cildinin düzeldiğini, aknelerinin azaldığını, enerjisinin arttığını ve daha önce yaşadığı belirgin karın şişkinliğinin artık görülmediğini belirten Morey, gece terlemelerinin de sona erdiğini söyledi.
Genç kadın, daha önce gece boyunca çarşaflarını değiştirmek zorunda kalacak kadar terlediğini ancak artık bu sorunu yaşamadığını ifade etti.
Yaşadığı değişimin ardından benzer şikayetleri bulunan kişilere deneyimini anlatmaya başladığını belirten Morey, yıllarca devam eden belirtilerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilediğini söyledi.
Ancak Morey'nin deneyimi, söz konusu testlerin bilimsel olarak kesin tanı yöntemi olduğu anlamına gelmiyor.
Amerikan Alerji, Astım ve İmmünoloji Akademisi (AAAAI), gıdalara yönelik IgG testlerinin gıda alerjisi veya intoleransını teşhis etmek için bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem olmadığını belirtti.
Kurum, gıdalara karşı IgG bulunmasının çoğu zaman kişinin o gıdayla karşılaşmış olmasının normal bir göstergesi olabileceğine dikkat çekti.
Avustralya Klinik İmmünoloji ve Alerji Derneği (ASCIA) de gıdalara yönelik IgG testlerini önerilmeyen yöntemler arasında sayıyor. Derneğe göre bu tür sonuçlara dayanarak gereksiz yiyecek kısıtlamaları uygulanması, yanlış tanıya veya beslenme sorunlarına yol açabilir.
Bu nedenle uzun süreli şişkinlik, karın ağrısı, ishal, halsizlik veya belirli gıdalarla ilişkili olduğu düşünülen başka belirtiler yaşayan kişilerin, kendi kendine geniş kapsamlı eliminasyon diyetleri uygulamak yerine bir hekimle görüşmesi önem taşıyor. Gıda intoleransının değerlendirilmesinde kişinin öyküsü, belirtilerin seyri ve gerektiğinde uygun tıbbi testler birlikte ele alınıyor.
Morey'nin yaklaşık 20 yıl süren şikayetlerinin ardından beslenmesinde yaptığı değişikliklerle kendisini daha iyi hissettiğini söylemesi kişisel deneyimini ortaya koyarken, bu deneyimin aynı test veya diyetin herkes için aynı sonucu vereceği anlamına gelmediği de özellikle vurgulandı.
Görseller temsilidir.