Ne de olsa şeytan ayrıntıda gizlidir değil mi? Çünkü bu çanta sadece bir çanta değil. Bu çantanın üzerinde bir isim var ve o isim Diana.
Hikayenin en başına bakalım isterseniz. Takvimler 1995 yılını gösterirken Diana, Paris'te bir etkinliğe katılıyor ve kolunda hiç görülmemiş bir çanta dikkat çekiyor. Yapılandırılmış gövdesi, dokulu yüzeyi, altın harfleriyle bambaşka bir şey bu.
Dior bu çantayı Diana'nın onuruna "Lady Dior" olarak adlandırdı ve Diana bu modeli hayatının son iki yılında en çok taşıdığı aksesuar haline getirdi.
Çanta'nın asıl adı ise Chouchou'ydu, 1994'te tasarlandı. Ama Diana ile özdeşleşince Dior 1996'da çantayı Diana'nın orijinal unvanına, "Lady Diana Spencer"a ithafen yeniden adlandırdı.
Yani bu çanta Diana için sadece bir moda tercihi değildi. Neredeyse bir imzaydı.
Şimdi şunu söylemeliyim, bu olay aslında ilk değil. Camilla, Lady Dior'u farklı versiyonlarıyla defalarca taşıdı. 2024 Wimbledon'da ten rengi bir versiyonla göründü, geçen yılki Ascot'ta beyaz bir modelini kullandı. Bu yıl ise Mayıs'ta Belfast'ta, sonra New York State Visit'te ve en son 20 Haziran'da Royal Ascot'un son gününde yeniden Lady Dior'la göründü.
Fotoğraflar yayılır yayılmaz sosyal medya ikiye bölündü. Diana hayranları tepkilerini saklamadı. "Kraliçe Konsort olabilirsin ama halkın prensesi asla olamazsın" yazan biri vardı. "Son derece zevksiz" diyen bir başkası. "Elbiselerini ve saç modelini de çal, mezarını dans ederek çiğnemeye devam et" diyenler de.
Sert kelimeler, itiraf etmek gerekiyor. Ama bu öfkenin nereden beslendiğini anlamak da zor değil. Camilla ve Diana arasındaki hikayeyi bilen herkes için bu çanta, tarafsız bir aksesuar olarak görünmüyor.
İşte asıl soru bu. Ve burada durup dürüstçe düşünmek istiyorum.
İki ihtimal var. İlki; Camilla Lady Dior'u sever, Dior moda evine yakınlık duyar ve o çantayı taşırken Diana bağlantısını da düşünmüyor. Mümkün mü peki? Teorik olarak evet. Ama pratikte? Camilla'nın danışmanlarının, saray stilistlerinin, çevresindeki herkesin bu çantanın ne anlam taşıdığını bilmemesi imkansız.
İkincisi ise; Camilla pekala biliyor ve umursamıyor. Hatta belki biraz da "ben artık kraliçeyim, bu çantayı taşıyabilirim" diyor. Bu da bir tutum lakin kabul edilesi mi, ayrı mesele.
Moda stilisti Leanne Jones bu ilişkiyi şöyle açıklıyor: "Kraliyet ailesi ve Dior arasında köklü bir ilişki var. Dior moda evi, Prenses Margaret'ı 21. doğum günü için giydirdi. Christian Dior'un kendisi de İngiliz yaşam tarzına derin bir hayranlık besliyordu."
Uzmanlar haklı mı? Moda açısından belki. Ama moda hiçbir zaman sadece moda değildir, özellikle 'kraliyet' söz konusu olduğunda.
Bu çanta tartışmasında beni asıl düşündüren şey şu oldu; Diana'nın ölümünün üzerinden neredeyse otuz yıl geçti. Camilla çoktan kraliçe oldu, taç giydi, törenlerde en ön sırada oturdu. Ama bir çanta seçimi hâlâ bu kadar güçlü bir tepkiye yol açabiliyorsa, bu bize Diana'nın bıraktığı izin derinliği hakkında çok şey söylüyor.
Camilla, o çantayı taşımaya devam edebilir. Kimse engel olamaz. Ama o çantayı her koluna taktığında, istemeden de olsa Diana'yı hatırlatıyor.
Ve bu, dünyanın en iyi stilistlerin bile çözemeyeceği bir paradoks.