Damien Smith ve eşi Gretchen Scinta çifti, Yorke Yarımadası'ndaki araziyi 2008 yılında satın aldı. Birkaç yıl sonra arazilerinin arka bölümünde tatlı su kerevitlerinin yaşadığını fark ettiler. Burası okyanusla çevrili bir bölge olduğu için durum onlara oldukça sıra dışı geldi.
Bunun üzerine bir mühendise danışan çift, arazilerinin jeolojik açıdan sıra dışı bir yapıya sahip olduğunu öğrendi. Toprağın altında, çevresinden büyük ölçüde izole kalmış, doğal mineralli ve oldukça temiz bir akifer bulunuyordu. Smith'in aktardığına göre su mühendisi kaynağı gördüğünde bunu bir “unicorn”, yani son derece nadir bulunan bir oluşum olarak nitelendirdi.
Çift, başlangıçta suyu evlerinde ve sebze yetiştirmek için kullanıyordu. Ancak tatlı su kerevitlerinin denize bu kadar yakın bir yerde nasıl yaşayabildiğini merak etmeleri, suyu analiz ettirmelerine yol açtı.
Yapılan incelemelerde kaynağın mineral dengesi ve çevresinden izole yapısı dikkat çekti. Smith, suyun dış etkenlerle temasının son derece sınırlı olduğunu belirterek kaynağın temizliğini buna bağlıyor.
Daha önce şarap sektöründe çalışan Smith ve Scinta, keşfettikleri suyu şişelemeye karar verdi. Yorke Yarımadası'ndaki arazilerinden çıkarılan mineral suyu daha sonra uluslararası bir “fine water” tadımında jüri tarafından 100 üzerinden 100 puan aldı. Suyun gazlı versiyonu ise 99 puana ulaştı.
Habere göre su, Adelaide'deki bir mekânda su sommelier'si Dan McEvoy tarafından şişesi 10 dolara servis ediliyor. Markanın internet sitesinde ise 12 şişelik paketlerin 69 dolardan satıldığı belirtiliyor. Tesadüfen aldıkları arsa sayesinde iş sahibi olan çift, bahçelerinden adeta servet kazanıyor.
Çiftin anlattığına göre su, Carribie Havzası'ndaki kaynaktan yüzeyle teması en aza indirecek kapalı bir noktadan çıkarılıyor. Ardından gıda kullanımına uygun yeraltı borularıyla tanklara taşınıyor. Bu süreçte oksijen, ışık ve sıcaklık değişimlerinin mümkün olduğunca sınırlandırılmasına dikkat ediliyor.
Smith, suyun ayrıca bir işleme ihtiyaç duymadığını belirterek temel amaçlarının kaynağın doğal özelliklerini mümkün olduğunca korumak olduğunu söylüyor.