Bir durumda ya da süreçte kırılma yaratacak bir noktanın aşılması dahilinde geri dönüşü olmayan bir dönüşüm yaratmasını anlatan ritik eşik kavramının iklim bağlamında kullanılmasının temel nedeni; iklim krizinin yarattığı değişimlerin artık geri döndürülemez hale geldiği belirtmek. Bu noktayı tehlikeli kılan ise gelecekte iklim krizine yönelik iyileştirici politikalar izlesek dahi bu eşiğin aşılması sonucu meydana gelen değişimlerin durdurulamayacak olması.
İklimde kritik eşiklerin en somut ve korkutucu örneklerinden biri Grönland ve Batı Antarktika buz tabakalarının erimesi. Çünkü deniz seviyesindeki her bir santimetrelik artışın dünyada yaklaşık altı milyon insanı kıyı taşkınlarına maruz bırakmasını beraberinde getireceği söyleniyor. Yani bu bir santimetre, milyonlarca insanı ve yerleşim yerini doğrudan tehdit eden önemli bir eşiği işaret ediyor.
İklim krizindeki en büyük kritik eşiklerden bir diğeri de Tundra iklim bölgelerinde donmuş halde bulunan toprak tabakalarının çözülmeye başlaması. Permafrost erimeye başladığında hapsolan gigatonlarca karbon ve metan gazı serbest kalarak sera etkisi yaratır, bu da küresel ısınmayı daha da hızlandırır.
Kritik eşikler sonucu yaşanan Mercan resiflerinin yok olması veya yağmur ormanlarının tahrip edilmesi, biyoçeşitlilik için onarılamaz kayıplar anlamına geliyor. Bu yok olma sadece bir azalma anlamına gelmemekle birlikte insanlar için ciddi sonuçlar doğuran bir döngü yaratıyor.