Bilim insanları, yeryüzünün yaklaşık 2 kilometre altında, tamamen karanlık bir mağarada yaşamını sürdüren sıra dışı bir canlı keşfetti. “Plutomurus ortobalaganensis” adı verilen bu tür, bugüne kadar tespit edilen en derinde yaşayan kara canlısı oldu.
Bu keşif, yaşamın ne kadar zorlu koşullarda bile var olabileceğini bir kez daha ortaya koydu. Güneş ışığının hiç ulaşmadığı, basıncın ve nemin ekstrem olduğu derinliklerde bile canlılar hayatta kalabiliyor.
Keşif, 2010 yazında Ibero-Rus CaveX ekibi tarafından, Batı Kafkasya’daki Krubera-Voronja mağarasında gerçekleştirildi. Burası, dünyanın bilinen en derin mağaralarından biri olarak kabul ediliyor.
Plutomurus ortobalaganensis, yer yüzeyinden 2 kilometre aşağıda bulundu. Bu derinlik, onu şimdiye kadar keşfedilmiş en derin kara hayvanı yaptı. Daha önceki rekor, Güney Afrika’daki bir altın madeninde yaklaşık 1.300 metre derinlikte bulunan bir solucan türüne aitti.
Bu canlı bir “yaykuyruk” (springtail) türü. Dış görünüşü böceğe benzese de, aslında yaşam ağacında farklı bir gruba ait. Gri renkte, gözsüz ve altı bacaklı olan bu canlı, tamamen karanlık ortama uyum sağlamış durumda.
Işığın hiç ulaşmadığı bu ortamda yön bulmak için başının üzerinde son derece uzun antenlere sahip. Bu antenler sayesinde kimyasal sinyalleri algılayarak hareket edebiliyor.
Araştırmanın yazarlarından İspanya Navarra Üniversitesi’nden zoolog Dr. Enrique Baquero, 2012 yılında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bu koşullara uyum sağlayan hayvanların hiçbiri gözlere sahip değil ve pigmentleri yok denecek kadar az. Türlerden biri, karmaşık mağara ortamında hareket edebilmesini sağlayan kimyasal algılayıcı geliştirmiş durumda.”
Bu canlılar, mağarada büyüyen mantarlarla besleniyor ve organik maddelerin parçalanmasına katkı sağlıyor. Böylece tamamen karanlıkta varlığını sürdüren dengeli bir ekosistemin parçası oluyorlar.
Derin mağaralarda yaşayan canlıların çoğu zamanla tamamen renksiz hale gelir. Çünkü ışığın olmadığı bir ortamda renge ihtiyaç kalmaz. Ancak bu tür tamamen pigmentsiz değil. Araştırmacılar, hafif renk izinin, bu canlının evrimsel açıdan bu derinliğe görece yakın bir geçmişte uyum sağlamış olabileceğini düşündürüyor.
Bilim insanlarına göre bu tür keşifler, Dünya’daki aşırı yaşam formlarını anlamamıza yardımcı olurken, aynı zamanda başka gezegenlerde yaşam ihtimaline dair ipuçları da sunuyor.