Kalıtsal mide kanseri riski taşıyan bazı Māori ailelerinde, hastalık ortaya çıkmadan önce alınan radikal bir karar dikkat çekiyor. CDH1 mutasyonu taşıyan bireylerde, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen agresif mide kanseri türüne karşı mide tamamen aldırılıyor.
Uzmanlar, bu genetik mutasyonun taşıyıcılarında kanser gelişme riskinin oldukça yüksek olduğunu belirtiyor. Bu nedenle koruyucu amaçla yapılan total mide ameliyatı, günümüzde en güçlü önleyici yöntemlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Mide alınması, yalnızca cerrahi bir müdahale ile sınırlı kalmıyor. Ameliyat sonrası süreçte bireylerin yaşam tarzı köklü şekilde değişiyor. Günlük beslenme düzeni küçük ve sık porsiyonlara dayanırken, vitamin takviyeleri ve düzenli sağlık kontrolleri zorunlu hale geliyor.
Enerji düşüşü, kilo kaybı ve uzun süren adaptasyon süreci, ameliyat sonrası yaşamın temel zorlukları arasında yer alıyor. Buna rağmen birçok aile için bu tercih, daha büyük bir riskin önüne geçmek anlamına geliyor.
Māori ailelerinde bu kararın arkasında, geçmişte yaşanan kayıplar bulunuyor. Kuşaklar boyunca tekrar eden mide kanseri vakaları, aileleri önleyici adımlar atmaya yönlendiriyor.
Bazı Māori aileleri çıkarılan midelerini toprağa gömerek uğurluyor.
Midenin tamamı (total gastrektomi) alınsa bile insan yaşayabilir. Yemek borusu doğrudan ince bağırsağa bağlanarak sindirim devamlılığı sağlanır, ancak yaşam boyu özel beslenme düzeni, sık ve az öğünler (günde 6-8 kez) ve yaşam tarzı değişiklikleri gereklidir.