Doolin, Brisbane yakınlarındaki araziyi 1,35 milyon Avustralya doları karşılığında satın aldı. Satın alma sırasında arazide böyle bir yapı bulunduğundan haberi yoktu.
16,5 hektarlık geniş arazisini keşfetmeye başlayan Doolin, bir süre sonra yaklaşık 6 metre derinliğinde eski bir maden yapısıyla karşılaştı. Üstelik yapı büyük ölçüde sağlam durumdaydı.
Bölgenin geçmişte madencilik faaliyetlerinde kullanıldığı biliniyordu. Doolin de çevrede tepelerin arasında çok sayıda küçük maden bulunduğunu öğrendi. Ancak kendi arazisinin altında böyle bir yapıyla karşılaşması onun için beklenmedik bir keşifti.
Böyle bir keşfin ardından pek çok kişinin yapacağı ilk şey, madende gerçekten altın olup olmadığını araştırmak olurdu. Doolin ise tam tersini yaptı.
Arazideki yapının altın madeni olduğunun ortaya çıkmasına rağmen daha derin bir araştırmaya girişmedi. Madenden altın çıkarıp çıkarmadığına veya bölgede ekonomik değere sahip miktarda altın bulunup bulunmadığına dair herhangi bir bilgi de paylaşılmadı.
Yani ortada doğrulanmış altın rezervleri ya da bulunan külçe ve parçalar yoktu. Kesin olan, arazinin geçmişten kalma bir altın madeni barındırmasıydı.
Hikayenin en şaşırtıcı kısmı ise arazi satılırken yaşandı.
Doolin, mülkü 1,65 milyon Avustralya doları karşılığında satışa çıkardı. Ancak arazi sonunda 1,35 milyon Avustralya dolarına, yani yaklaşık üç yıl önce ödediği bedelle aynı fiyata satıldı.
Satış sürecini Doolin'in annesi Jane yürüttü. Jane, fiyat belirlemenin zor olduğunu belirtirken arazide kiraya verilebilecek ticari hangarların bulunmasının mülkü yatırım açısından cazip hale getirdiğini söyledi.
Böylece arazinin altında bulunan eski altın madeni, beklenildiği gibi satış fiyatını artıran bir hazineye dönüşmedi.